YouTube kitap kanalımdaki Azerbaycan edebiyatı videosunda bu muhteşem kitabı önerdim: ytbe.one/FM7RoOXGSok
Hayatımda Azerbaycan Türkçesiyle okuduğum ilk kitap olma unvanına erişen o muhteşem eser... Ölülər!
Azerbaycan'la ilişkimizin Eurovision'da birbirimize 12 puan atmaktan öteye geçmesini istediğim için bu aralar Azerbaycan kültür ve sanatını tanıyorum. O yüzden de Azerbaycan edebiyatının değerli yazarlarını bir bir okuyup kitaplarını inceliyorum.
İlk olarak aklınıza şu soru gelebilir... Ana dili Türkçe olan biri Azerbaycan Türkçesiyle yazılmış bir kitabı okurken zorlanır mı? Aslında gerçekten de o kadar zorlanmaz. Evet başta biraz zorlanıyorsunuz ama sonrasında x harfinin Türkçede h harfi, q harfinin de k harfi yerine geçtiğini anlayınca işiniz gittikçe kolaylaşıyor.
Zaten aynı coğrafyanın insanlarıyız, hatta aynı kaderlerin. Aynı gökyüzüne bakıyoruz, aynı nefesi alıyoruz. İşgallere karşı nice savaşı göğüslemişiz beraber. Nice kitaplar çevirmişiz birbirimizin edebiyatından... Bütün bunlar aynıyken nasıl anlamayız ki birbirimizin dilinden?
Körü körüne inancın çok güzel örneklerinden biri bu kitap bence. Düşünsenize, bir gün bir ölünün dirildiği söyleniyor ve halk da sorgusuz sualsiz bunu söyleyen şeyhlere ve hocalara inanıyor... Yani bu millete birisi uçuyor, birisi diriliyor desen mutlaka bunlara inanacak müritler çıkar diyor bu kitap. Ama sadece tek kişi, yani İskender buna karşı gülüp geçiyor.
İskender, elinden şarabı, votkayı yani alkolü düşürmeyen biri. Fakat o haliyle bile gerçekleri sorgulayabilen, kendisini aklın yoluna adayabilen bilinci açık bir insan. O yüzden ben bu kitaptaki İskender'in cesaretine ve kurulu düzene karşı duruşuna bayıldım. Bize kral çıplak diyecek İskender'ler lazım. Hatta bu karakter Ömer Hayyam'ın Dörtlükler kitabındaki şu
YouTube kitap kanalımdaki Azerbaycan edebiyatı videosunda bu muhteşem kitabı önerdim: ytbe.one/FM7RoOXGSok
Hayatımda Azerbaycan Türkçesiyle okuduğum ilk kitap olma unvanına erişen o muhteşem eser... Ölülər!
Azerbaycan'la ilişkimizin Eurovision'da birbirimize 12 puan atmaktan öteye geçmesini istediğim için bu aralar Azerbaycan kültür ve sanatını tanıyorum. O yüzden de Azerbaycan edebiyatının değerli yazarlarını bir bir okuyup kitaplarını inceliyorum.
İlk olarak aklınıza şu soru gelebilir... Ana dili Türkçe olan biri Azerbaycan Türkçesiyle yazılmış bir kitabı okurken zorlanır mı? Aslında gerçekten de o kadar zorlanmaz. Evet başta biraz zorlanıyorsunuz ama sonrasında x harfinin Türkçede h harfi, q harfinin de k harfi yerine geçtiğini anlayınca işiniz gittikçe kolaylaşıyor.
Zaten aynı coğrafyanın insanlarıyız, hatta aynı kaderlerin. Aynı gökyüzüne bakıyoruz, aynı nefesi alıyoruz. İşgallere karşı nice savaşı göğüslemişiz beraber. Nice kitaplar çevirmişiz birbirimizin edebiyatından... Bütün bunlar aynıyken nasıl anlamayız ki birbirimizin dilinden?
Körü körüne inancın çok güzel örneklerinden biri bu kitap bence. Düşünsenize, bir gün bir ölünün dirildiği söyleniyor ve halk da sorgusuz sualsiz bunu söyleyen şeyhlere ve hocalara inanıyor... Yani bu millete birisi uçuyor, birisi diriliyor desen mutlaka bunlara inanacak müritler çıkar diyor bu kitap. Ama sadece tek kişi, yani İskender buna karşı gülüp geçiyor.
İskender, elinden şarabı, votkayı yani alkolü düşürmeyen biri. Fakat o haliyle bile gerçekleri sorgulayabilen, kendisini aklın yoluna adayabilen bilinci açık bir insan. O yüzden ben bu kitaptaki İskender'in cesaretine ve kurulu düzene karşı duruşuna bayıldım. Bize kral çıplak diyecek İskender'ler lazım. Hatta bu karakter Ömer Hayyam'ın Dörtlükler kitabındaki şu