Bir hayalperest yolunu ancak ayışığı sayesinde bulabilen kişidir ve işte bu nedenle hak ettiği ceza, gün doğumunu dünyanın geri kalanından önce görmesidir.
Seninle senin kadar uzağa gitmeyeceğim. Sende, cinsel çoşkuya kadından çok daha yakın olan bir kadını sevmenin dinsel çoşkusu var. Düşüşün benim için çok yüce. Çok yükseğe düşüyorsun. Mutsuzluk sarhoşusun ve gerçekten kim olduğunu bilmiyorum. Tek başına git; üç, altı ayda geri geleceksin ve tanışmayı deneyeceğiz. Bakacağız. Yanılmayı çok istiyorum, hatta bundan başka bir şey istemiyorum, ama bana yardım etmen gerek. Zordur bu, günlük bir iştir, adım adım, milimetreyle gerçekleşir. Hep birbirimize doğru tırmanıyoruz. Şimdilik sen sen değilsin, sen o’sun. Hatta diyebilirim ki söz konusu olan artık yalnızca o ya da sen değilsin, ben de yokum ortada. Söz konusu olan yüce bir savaş. İnsan onuru için acımasızca bir mücadele sürdürüyorsun. Yenilgiyi kabul etmiyorsun. Yumrukların sıkılmış. Söz konusu olan biz, hepimiziz, çok iyi anlıyorum bunu, her seferinde mutsuzluğun sonu geliyor sanki.
Köylüyü işinde canlandırmak, bu, bir daha söylüyorum, tam anlamıyla modern bir sanat görüşünün ürünü olan bir figürdür, modern sanatın özüdür, bunu ne Yunan, ne Rönesans, ne de eski Hollandalı ressamlar yapmıştır.
Sanat kelimesinin şu tanımlamasını bir dinle, daha iyisi yapılamaz bence;
"Sanat doğaya eklemlenmiş insandır."
Evet, doğayı, gerçeği, hakikati dile getirmektir sanat ama sanatçının doğaya kattığı, ayırıp belirttiği, özgürleştirdiği, aydınlatıp renklendirdiği bir anlam, bir görüş ve bir özellikle dile getirmektir.