Klasik eserler, bugün dünyanın her yerinde birtakım problemlerle karşılaşmaktadır. Söz gelimi Shakespeare'ın Hamlet'i bir İngiliz klasiğidir ve orijinal dilini anlamak her İngiliz'in harcı değildir. Goethe ve Faust için de durum aynıdır. Hangi Hintli yahut İranlı, Beydaba'nın Kelile ve Dimne'sini "Artık biz Sanskritçe bilmiyoruz." diye dışlamaya kalkar? Bütün bunlar klasik eserlerin ve klasik sanatların ortak kaderi iken Fuzûlî'yi, Bakî'yi, Nef'î'yi, Nedîm'i, Galib'i biz neden dışlayalım ve onlara arkeolojik kalıntılar muamelesi yapalım?
Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-ı cezâda
Gül-bâng-ı kudûmün çekilir Arş-ı Hudâ’da
Esmâ-i şerifin anılır arz u semâda.
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed'sin Efendim
Hak’dan bize sultân-ı mü'eyyedsin Efendim.
Şeyh Galip
Dil hânesini yık koma taş üstüne bir taş
Sen yap anı iller ana vîrâne desinler
Gönlünde senin gayr ü sivâ sûreti neyler
Lâyık mı bu kim Kâ'be'ye büt-hâne disünler
Şeyhülislam Yahya