Bir adam ve kadın bahara açan pencerenin yanında oturmuşlar. Birbirlerine yakın duruyorlarmış. "Seni seviyorum." demiş kadın. "Yakışıklı, zengin ve daima iyi giyimlisin."
"Seni seviyorum. Güzel düşüncesin sen, elle tutulamayacak kadar uzak, rüyalarımdaki şarkısın." demiş adam da.
Öfke ile sırt çevirmiş kadın adama: "Lütfen derhal burayı terk edin. Ne bir düşünce ne de rüyalarınızda geçen bir şeyim ben. Bir kadınım. Beni eşiniz, doğmamış çocuklarınızın annesi olarak arzulamanızı tercih ederdim."
Böylece ayrılmışlar.
Adam şöyle diyormuş içinden: "Bak gör, nasıl dönüyor bir rüya daha sise."
Kadın ise demiş ki o sırada, "Ne hayır gelir ki, beni sis ve rüyaya dönüştüren adamdan?"
Her biri ayrı ders verici, ayrı ayrı düşündürücü kısa hikayelerden oluşan güzel bir kitap. Herkesin de dediği gibi ; Halil Cibran ince bir eser kaleme almasına rağmen eserinin nasıl bu kadar düşündürücü olabildiğine, bunları nasıl yazabildiğine hayret ediyorum
HaberciHalil Cibran · Karbon Kitaplar · 20183,124 okunma
"O günün akşamında yanıma hiçbir şey almadan terk ettim sarayımı. Artık benim ahlâkımı üstlenenler ve kendilerininkini bana atfedenlerin kralı olmayacaktım çünkü."
Fazlasıyla güzel, fazlasıyla derin... Her cümlesi üzerine düşünülesi, ilmek ilmek dokunmuş harika bir kitap. Her başlığı ayrı ayrı yaşıyor ve sorguluyor insan.