“en çok inandığım, hepsinden kutsal bulduğum tek düşünce varsa, dünyanın bir birlik ve bütünlük oluşturduğu, tüm çilelerin, tüm kötülüklerin kendimizi bundan böyle bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak duyumsayamadığımızdan, ben’imizin kendine gereğinden fazla önem vermesinden kaynaklandığı düşüncesidir.”
“bilirsiniz, birini sevmeye başlamak gerçek bir iştir. enerjik, cömert, kör olmak zorundasınızdır. hatta en başlarda uçurumdan atlamak zorunda olduğunuz bir an vardır ki eğer üstünde düşünürseniz, atlamazsınız.”
“bizi çöle döndüren fırtına, sessiz fırtına. ama daha sonra kim oluyoruz da biz, kendimizi kendimizle tekrar bulacağız, o korkunç anda sevilmeyeni seveceğiz?”
“birbirimize rastladığımız andan itibaren kendim için kayboldum, ama aynı zamanda çok da fazlasını kaybettim ve şaşırtıcı olan, mücadele etmem, onu yeniden yakalamak için hâlâ mücadele edebilmem. nereden geliyor bu? olduğum yerde, beni sürüklediği yerde, her şeyin sanki başka bir başlangıçla yeniden ele alınabileceği noktanın yanından sürekli olarak geçmem nereden geliyor?”