Tuğba abla bu kitabını ilk çıkarttığında okumuştum. Burada okuduğum kitaplar arasında olsun istedim. Kendi hayat hikayesini anlatmış. İkinci kitabı için hazırlık yaparken kanserle savaştı ve maalesef yenemedi. Onun anısına burada yerini alsın istedim. Hayat hikayesinin bu kadar acılarla dolu olduğunu da bilmiyordum. Hayatı savaşmakla, mücade etmekle geçmiş öyle de bitti. Mekanı cennet olsun inşallah
Merhaba,
Sevgili Okurseverler ;
Uzun süredir buralarda değildim ve buraları çok özledim.Okuduğum kitapları sizler için paylaşmak istiyorum.
Nasılsınız,umarım iyisinizdir?
Beni soracak olursanız biraz soğuk algınlığı ile mücade ediyorum.
Size çok severek okuduğum meslek hayatımla alakalı harika bir kitap önerisi ile geldim.
Eğlenceli Eğitimin Başucu Kitabı,çocuklar ve gençler için hazırlanmış;eğitim,motivasyon ve kişisel gelişim temalarını hikâyeleştirerek anlatan bir rehber kitap.
Kitap özellikle öğrenci–veli–öğretmen üçgenindeki temel sorunlara pratik çözümler sunmayı hedefliyor. İçerikte “ders çalışmak istemiyorum”,“sınav korkusu”,“özgüven eksikliği”,“sorumluluk almama” gibi sık karşılaşılan problemler ele alıyor.Öğüt veren klasik kişisel gelişim kitaplarından farklı olarak teknikleri doğrudan anlatmak yerine “Duru ve Miko” karakterleri üzerinden hikâyelerle aktarıyor.Bu,özellikle çocukların sıkılmadan okumasını kolaylaştırıyor.Hafıza teknikleri,zihin haritaları,hızlı okuma,farkındalık uygulamaları gibi uygulanabilir yöntemlere yer verilmiş.
Aile ve öğretmenlere de hitap etmesi,sadece öğrenciye değil;ebeveyn ve eğitimcilere de öneriler sunması kitabı daha kapsamlı hale getiriyor.Kitaptaki bazı anlatımlar videolarla desteklenmiş.Bu da özellikle yeni nesil öğrenciler için dikkat çekici bir artı.
Bir kaç kısımdan rahatsız olduğumu da belirtmek istiyorum;
Bazı bölümlerde kullanılan teknikler (örneğin NLP,ayna çalışması gibi) bilimsel açıdan herkes tarafından aynı ölçüde kabul gören yöntemler değil.Kitap daha çok motivasyon ve farkındalık odaklı; akademik derinlik veya pedagojik teori arayanlar için yüzeysel kalabilir.
Son olarak da;Kitap akademik bir eğitim kitabından çok,“eğitimi sevdirme ve öğrenme alışkanlığı kazandırma” amacı taşıyan sıcak bir rehber
Kitap çok ilham verici. Merak ettim denedim ve başardım diyor yazar. Çevresindeki tüm zorluklara rahmen hayalinden asla vazgeçmeyen ve sonuna kadar mücade eden bir öykü
Merhabalar bugün #grigorypetrov dan #beyazzambaklarülkesinde eseri ile buradayım.
Petrov dan biraz bahsetmek istiyorum. Rus yazar olan Petrov 20. yy başlarında en tanınmış papazlardandır. Fikirleri ve düşünceleri ile kilisenin önde gelenlerine ters düşmesinden dolayı papazlıktan ve kiliseden aforoz edilen Petrov, yazıları ve fikirleri ile her daim kitlelere hitap etmiştir. Bolşevik devrimi ile ülkeden kaçan Petrov bir kaç ülkeden sonra kendini Finlandiya da bulmuştur. Finlandiya toprakları tarafından verimsiz bataklık bir bölge olması yönü ile kötü durumdadır. Ama Petrov' un bu ülkeye gelmesi ve Finlandiya'nın sınırlarının çok büyük ölçüde korunması buna kezâ halkın sunulan kurarlara ve önerilere uyması Finlandiya halkını çok büyük ölçüde etkilemiştir. Bunlar Petrov'un Beyaz Zambaklar Ülkesinde eseri ile başkamaktadır. Petrov ülkedeki birçok durumu bu eserinde ele almış ve birçok başlık altında çözümleri , önerileri ile toplanmıştır.
Petrov'un bu eseri yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nde de etkili olduğu söylenir. Mustafa Kemal Atatürk'ün bu eseri hem önermesi hemde okullarda okutulmasını istemesi o dönem için cidden harika bir fırsat diye düşünüyorum. Çünkü bizim ülkemizde kurulan Enstitülerin de ülkemiz adına neler kazandırdığı ve kapandıktan sonra neleri kaybettiğimiz ortada.
Birazda bundan bahsetmek istiyorum. Yıl 1930 savaştan yorgun düşen halkın %90 ı okuma yazma bilmiyor. Nüfus 16 milyon bunun 12 milyonu köyde yaşm sürüyor. 40 bin köy var 6 bin öğretmen var. Bu öğretmenler şehirde yaşamış ve köylerde öğretmenlik yapmak istemiyor. Köyler toprak ağalarının elinde , çocuklar ağaya hizmetkâr yetişiyor. Başka çareleride yok. Köylerde halk hastalıktan kırılıyor sağlıkçı yok. Halk çıkarcı hocaların eline kalmış. Düşünün böyle bir hayat.
Mustafa Kemal Atatürk
Hemingway'ın okuduğum ikinci kitabı Yaşlı adam ve deniz kitabın içeriğine geçmeden önce yazar hakında bir iki şey söylemek istiyorum okuduğum iki kitaptan anladığım kadarıyla hemingway süslü betimleme cümleleriyle pek arası yok kısa sade mesafeli gibi karakterlere o yüzden yer yer sanki sıkılıyor insan. Bu kitabı ailecek izlediğimiz karavan adlı filmde başrolün garson kızla konuşma sahnesindeki diyoloğlarda denk geldim "insanlar yenilebilir ama yok edilmez" alıntısıyla hemen bu yazarın kitabı var silahlara veda bizde dedim (işte geniş bir kitap yelpazesini okumak bu yüzden çok güzel:) ve bu eserini de almaya karar verdim.
Dışarıdan bakıldığında sade bir balıkçılık hikâyesi gibi görünse de, aslında insanın hayatla, yenilgiyle ve kendi sınırlarıyla mücadelesini anlatılır Yaşlı adam adeta balıkçı olmak için doğmuş ama ne yazık ki şansız olduğu söylenir. Kaç sefer balığa gider ama eli boş döner ama inancı yerindedir yanında ki yardımcısı olan çoçuğun bile ailesi bu adam şansız ve yaşlı diyip başka kayıklara vermişlerdir. Ama santiago Ne olursa olsun yalnızlık kimsenin ona inanmaması, güvenmemesi ve tek başına yaşıyor oluşu hiç bir şey onun içinde ki inancı bastıramaz önmeli olanda budur ne olursa olsun pes etmemek hayatta mücadele etmeyi bırakmamak Santiago bir kez daha bizlere hatırlatır. Ve tek başına denize açılırı bu sefer her zamankinden daha kararlıdır kimsenin çok uzaklara gitmediği yerlere kadar gider ve kocaman bir balık ağına takılır lakin balık suda kalmakta inaçı yaşlı adam onu avlamakta inatçıdır sonuçta santiago galip gelir ve balığı avlar elleri kanar ama durmaz oldukça büyük bir balıktır dönüş yolunda köpek balıkları yakaladığı balığı paramparça eder ve geriye sadece iskelet kalır o kadar emek mücade boşa gitmiş gibi gözüksede aslında santiagonun
Herkese merhaba.
Her şeyin bir vakti zamanı vardır derler ya benim ve ailem için de çok doğru bir zamanda okuduğumuz bir kitap oldu.
Bir tarafta ergenliğin zorlukları ile mücadele eden diğer tarafta LGS sınavına hazırlanan bir prensesim var. Evimizde bir süredir anlayışsızlıklar, mutsuzluklar, gerginliklerle dolu bir ortam mevcut. Bu süreçten ister istemez tüm aile etkileniyor. Bu kitabı okurken birçok şeyin farkına vardım, dersler çıkardım, aydınlandım yok yok hatta resmen Işık oldu bu kitap bana. Bizler, anne - babalar, aman bizim yaşadığımız zorlukları yaşamasınlar deyip , yollarına çıkan her taşı topladıkça, onlara hayatı öğretmeyip kolaylaştırıyoruz. Onların yollarını dümdüz, pürüzsüz yaparsak nasıl başarmanın hazzına varacaklar? Recep hocamın da dediği gibi bizler çocuğumuzun yaşadığı çağı anlamakta zorlanırken onlara nasıl geleceği hazırlayacağız. Eğer sizlerin de ergenlik çağında çocuğunuz varsa ve tavsiyeye ihtiyacınız varsa muhakkak okumanızı tavsiye ederim. Bence tüm öğrencilerin, öğretmenlerin ve ebeveynlerin okuması gereken yol gösterici bir kitap.
Metin, ergenlikle mücade eden, matematik hariç tüm dersleri iyi olan, sosyal, sportif başarılı bir çocuk. Matematikle arası bir türlü barışmıyor ta ki herşey bir öğretmeni sevmekle başlar sözünü bize hatırlatan Kerem öğretmene kadar. Metin'in yaşadıkları öğrencilere ilham olurken biz anne babalara da ders oluyor.
Başım DertteRecep Özkul · Öğretmen Yazarlar · 202369 okunma