Puan vermedi
Değiştir – Cemile Kurtaş Bazı romanlar, okuyucusuna nesiller boyunca süren sessizliklerin kapısını aralar.Değiştir de tam olarak böyle bir roman. Sevgili yazarımız Cemile Kurtaş, görünürde bir ailenin çatırdayan düzenini anlatırken, aslında kuşaktan kuşağa aktarılan travmaları, öğrenilmiş davranış kalıplarını ve değişimin ne kadar zor olduğunu sorguluyor. Romanın merkezinde Agâh var. Öfkesini bir zırh gibi kuşanan, sevgiyi ve kırılganlığı sert tavırlarının ardına saklayan bir baba... Karşısında ise suskunluğu kader gibi taşıyan Âsi ve babalarının gölgesinde kendi kimliklerini oluşturmaya çalışan çocuklar bulunuyor. Her biri, geçmişin yüküyle mücadele ederken kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Kitap boyunca zihnimde tek bir soru dolaşıp durdu: İnsan, ailesinden miras aldığı yaraları gerçekten aşabilir mi? Birçoğumuz hayatımızın bir döneminde “Ben asla annem ya da babam gibi olmayacağım” demişizdir. Ancak geçmiş, çoğu zaman fark etmeden davranışlarımızı ve seçimlerimizi şekillendirmeye devam eder. Yazar da tam bu noktada okuru kendi hayatına dönüp bakmaya davet ediyor. Romanda beni en çok etkileyen unsur ise “çamurdan baba” metaforu oldu. Bu güçlü imge, yalnızca otoriteyi ve sevgisizliği değil, aynı zamanda görünenden daha kırılgan bir yapıyı da temsil ediyor. Yazar; kadınların, çocukların ve sessiz kalmaya zorlananların iç dünyasını büyük bir ustalıkla yansıtıyor. Değiştir, rahatlatan bir aile romanı değil; aksine düşündüren, sorgulatan ve zaman zaman insanı kendi geçmişiyle yüzleştiren bir eser. Kuşaklar arası travmalar, aile içi ilişkiler ve değişimin mümkün olup olmadığı üzerine güçlü bir anlatı okumak isteyenlere tavsiye ederim. Çünkü bazen değişim, geçmişten kaçmakla değil; onunla yüzleşmekle başlar.
DeğiştirCemile Kurtaş · Edebiyatist Yayınevi · 202616 okunma
Puan vermedi
Başka Şarkılar Söyler Zaman, bizi 80'ler ve 90'ların Türkiye'sine götürüyor. Toplumsal baskıların hayatları şekillendirdiği, insanların çoğu zaman duygularını bile özgürce yaşayamadığı yıllara... Yazar, dönemin ruhunu öylesine başarılı yansıtıyor ki kendinizi bir anda eski mahallelerde dolaşırken, sahaflarda kitap karıştırırken ya da bir pastanenin köşesinde gençlerin hayallerine kulak verirken buluyorsunuz. Cengiz dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama içinde büyük bir yük taşıyan genç bir adam.Çocukluğundan beri peşini bırakmayan bir sır, onun hayatını, seçimlerini ve ilişkilerini derinden etkiliyor. Üstelik bu sır yalnızca ona ait değil; geçmişten bugüne taşınan, birçok insanın kaderine dokunan ağır bir miras. Dila ise romanın en güçlü karakterlerinden biri. Aşkını, hayal kırıklıklarını ve yaşadığı acıları tüm gerçekliğiyle hissediyoruz. Onun hikâyesi yalnızca bir kadının hikâyesi değil; yıllarca susmak zorunda bırakılmış, sesi duyulmayan pek çok kadının da sesi oluyor. Cengiz'in yaşamını şekillendiren sırrın kökleri, geçmişin sessiz tanığı Güllü Ana'ya, yaşananları içine atan Gülsen Hanım'a ve sonunda bu suskunluğa başkaldıran Dila'ya kadar uzanıyor. Üç kuşak, üç farklı kadın ve aynı travmanın farklı yüzleri... Dila geçmişin yüküyle mücadele ederken hayatına Necmi giriyor. Dila'nın taşıdığı acıları ve saklanan gerçekleri bilmesine rağmen onu koşulsuzca sevmeyi seçen Necmi, romanın en etkileyici karakterlerinden biri. Onun sevgisi, fedakârlıkla sınanan sessiz ama derin bir aşka dönüşüyor. Geçmişin gölgesinde büyüyen sırlar, suskunlukla örülmüş hayatlar ve tüm bunların ortasında kendi olabilmek için cesaretle mücadele eden insanlar... Başka Şarkılar Söyler Zaman, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; kuşaklar boyunca aktarılan travmaların, yüzleşmenin ve
Başka Şarkılar Söyler ZamanMeltem Trubody · Destek Yayınları · 202412 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İkinci adam
Puan vermedi·568 syf.··
2026 10. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:35
İkinci Adam: İsmet İnönü Türkiye siyasi tarihinde gerek kendi döneminde ve gerek günümüzde belki de en az anlaşılmış siyasi figürüdür. Aynı zamanda en çok haksızlığa uğrayan kişidir. Hakaretlere uğramış, linç edilmeye çalışılmış, yolları kesilmiş, taşlanmış, başı kırılmış, yerlere serilmiş, partisinin mallarına el konulmuş, partisi kapatılmaya çalışılmış, suikaste uğramış, hatta ömrü savaş alanlarında geçtiği halde asker kaçağı olduğu bile söylenmiş... Kısacası gerek savaş meydanlarında gerek iktidardayken özellikle de muhalefetteyken baya mihnetler çekmiştir. Oysa ülkenin kurtarılmasında, kuruluşunda, modernleşmesinde ve ekonomisinde belki de en fazla harcı olan kişidir. Elbette ki kurtuluşta ve kuruluşta bir çok kişinin inkar edilemez payı vardır. Büyük emekleri vardır. Hele Mustafa Kemal Atatürk bu işin başlatıcısı, öncüsü ve lideridir. Ama kuruluştan sonra Atatürk artık liderdir. Fikirler üretir ve talimatlar verir. Ama İsmet İnönü ise bizzat icracı ve uygulayıcıdır. Sahanın ortasındadır. İnkılapların uygulanması ekonomi ve sanayinin oluşturulmasında büyük emekleri vardır. Hele demir yollarındadaki başarılarda en büyük pay onundur. Zaten kitapta da altı çizilmiştir. Üstelik Atatürk'ü eleştiremeyenler bütün okları ona yöneltmiştir. Hele Atatürk'ün ölümünden sonra bütün yük onun omuzlarındadır. O bir tarihi ve siyasi karakterdir. Ama her şeyden önce elbette ki o bir insandır. Ve bir insan olarak doğru ve yanlışları olmuştur. Başarıları ve başarısızlıkları olmuştur. Bu doğru ve yanlışlar teraziye konulur ve değerlendirilir. Ki bence terazinin doğrular ve başarılar kefesi yanlışlar ve hatalar kefesine büyük farkla ağır basar. Bizde ise tarihi ve siyasi kişiler ya göklere çıkarılır ya da yerin dibine batırılır. Ortası yoktur. Çünkü mantık ile değil, duygu ile hareket
İkinci Adam Cilt: 3Şevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitabevi · 1988439 okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bugün Orhan Kemal’den bir kitapla geldim 72. Koğuş gerçekten insanın içine oturan bir kitap.. Hani böyle okurken “ay çok üzüldüm” deyip geçemiyorsun, içinden bir şey eksiliyor gibi oluyor. Orhan Kemal öyle büyük büyük cümleler kurmuyor, kimseyi kahraman yapmıyor. Sadece o koğuşun kapısını açıyor ve “buyurun, bakın” diyor. Açlık var, çaresizlik var, gurur var… Ama en çok da insan olma mücadelesi var. Açlığın insanı nasıl değiştirdiğini görmek beni en çok sarsan şey oldu. Bir lokma ekmek için verilen mücadele insanın içini acıtıyor gerçekten. Şunu düşündüm okurken: Bu insanlar kötü değil ki… Sadece şartlar kötü. İnsanın onuru ne kadar dayanabilir? Açlık karşısında herkes aynı kalabilir mi? Kitap bitti ama o sorular kalıyor. Kısacık bir kitap aslında ama etkisi hiç kısa değil. Okuduktan sonra bir süre başka kitaba geçmek istemedim ben. Hâlâ bazı sahneleri aklıma geliyor. Gerçek, sert ama çok samimi bir hikâye. Eğer insanı anlatan, iç burkan ama bir o kadar da gerçek metinleri seviyorsan, bunu mutlaka oku derim. Ben gerçekten iyi ki okudum #cansununkitapligi #orhankemal #72.koğuş #okudumbi̇tti̇ #kitap
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma
10/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
Bazı yaralar zamanla kapanmaz, sadece onları saran insanlar değişir..." Merhaba sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere dört farklı kadının kırılmış hayatlarına, kayıplarına, dostluklarına ve yeniden ayağa kalkma mücadelelerine tanıklık ettiğim Dantel kitabından bahsetmek istiyorum. Nazlı, Lale, Eylem ve Su… Her biri hayatın farklı yerlerinden yaralanmış, sevdiklerini kaybetmiş, hayal kırıklıkları yaşamış dört kadın. Ancak onları bir araya getiren şey acıları değil; birbirlerine uzattıkları eller, verdikleri destek ve kurdukları güçlü dostluk oluyor. Yazar, kadın dayanışmasını son derece etkileyici bir şekilde işlemiş. Kimi zaman bir fincan kahve eşliğinde yapılan sohbetler, kimi zaman örülen bir örgü, kimi zaman da sadece sessizce yanında olmak; bu dört kadının birbirlerine nasıl merhem olduğunu okurken derinden hissediyorsunuz. Kitap boyunca kız çocuklarının eğitimi, kadınların toplumdaki yeri, dostluk, kayıp, ihanet ve yeniden başlama cesareti gibi pek çok önemli konuya değiniliyor. Darbe dönemlerinden pandemiye kadar uzanan toplumsal olaylar da hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Müge Acar’ın sade, akıcı ve duygulara dokunan kalemi sayesinde karakterlerin yaşadıkları acıları ve umutlarını içtenlikle hissediyorsunuz. Özellikle kadın hikâyelerini okumayı sevenler için oldukça etkileyici bir eser. Çünkü bazı hayatlar tıpkı bir dantel gibi… Uzaktan kusursuz görünür ama yaklaştıkça her ilmeğinde saklı bir acı, bir mücadele ve bir umut vardır.
DantelMüge Acar · Eva Yayınevi · 20263 okunma
Devrim ve Ulusal Sorun Arasında
Puan vermedi
Bu çalışma, Türkiye komünist hareketinin en tartışmalı başlıklarından biri olan Kürt sorununa yaklaşımını, Komintern belgeleri ve Türkiye Komünist Partisi'nin iç yazışmaları üzerinden yeniden değerlendiren önemli bir araştırmadır. Eser, yalnızca TKP'nin Kürt isyanlarına ilişkin tutumunu ortaya koymakla kalmamakta; aynı zamanda ulusal sorun, antiemperyalizm, Kemalizm ve sosyalizm arasındaki karmaşık ilişkinin tarihsel kökenlerini de gözler önüne sermektedir. Eserin en önemli katkısı “TKP'nin Kürt sorununda bütünüyle Kemalist devletin yanında yer aldığı” yönündeki genellemeyi sorgulamasıdır. Yazarlar, Komintern arşivlerinden elde edilen çok sayıda belgeye dayanarak, TKP'nin Kürt sorununa ilişkin yaklaşımının zaman içinde değişen, çelişkiler içeren ve uluslararası gelişmelerden doğrudan etkilenen bir karakter taşıdığını göstermektedir. Çalışmada ilk dikkat çeken nokta, Komintern'in Türkiye'ye ilişkin genel siyasal perspektifidir. Sovyet Rusya açısından Kurtuluş Savaşı yürüten Ankara Hükümeti, emperyalizme karşı mücadele eden ilerici bir güç olarak görülmüştür. Bu nedenle Komintern, Türkiye'deki komünist hareketin temel görevlerinden birinin Ankara hareketini desteklemek olduğunu savunmuştur. Nitekim TKP'ye yönelik tavsiyelerde, "Ankara hareketini desteklemek" temel taktik ilkelerden biri olarak belirlenmiştir. Bu yaklaşım, Kürt isyanlarının değerlendirilmesinde de belirleyici olmuş ve çoğu zaman ulusal talepler ikinci plana itilmiştir. Komintern'in Kürt hareketlerine ilişkin yaklaşımı dönemin Marksist ulusal sorun teorisinden etkilenmiştir. Marx ve Engels'in bazı ulusları “tarihsel”, bazılarını ise “tarihsiz” veya “karşı-devrimci” uluslar olarak değerlendiren anlayışının izleri, Komintern belgelerinde de görülmektedir. Özellikle Kürtlerin siyasal birlikten yoksun, aşiret
Komintern TKP ve Kürt İsyanlarıErden Akbulut · Yordam Kitap Yayınevi · 20225 okunma