İnsanlar ancak (tevhid üzere, Allah’ın dinini ikame eden) tek bir ümmetti. İhtilaf ettiler. Şayet Rabbinden, evvelden verilmiş bir söz/hüküm olmasaydı anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hükmedilirdi.
“Ona Rabbinden bir ayet/mucize indirilmesi gerekmez miydi?” diyorlar. De ki: “Gaybın (bilgisi) yalnızca Allah’a aittir. (Ne zaman ve kime ayet/mucize vereceğini bir tek O bilir.) Bekleyin (bakalım)! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”
(10/Yûnus, 19-20)
Yine yolculuğa çıkmış olan yâri için dua ettiği ya da ay yüzlü sevdiğini Allah'a emanet ettiği zaman aklında güneş ve ayla ilgili olarak, "onların kendi yörüngelerinde hareket ettikleri ve onlar için menziller takdir edildiği" ibaresi gelmekte, bu onun ümidini artırmakta ve şöyle seslenmektedir:
"Ay ve güneş nasıl senin emrinle kendi menzillerine ulaşırlarsa, benim ay yüzlümü de bana kavuştur.
(……)
“Ölmek
Bir sanat, tıpkı öbür şeyler gibi
Ben son derece iyi yapıyorum bunu.
Öyle iyi yapıyorum ki
Cehennemi yaşıyor
Öylesine iyi ki
Gerçeklik duygusuna kapılıyor
Sanırım usta diyebilirsiniz bana
Marifet değil bunu yapmak
Bir hücredeyseniz
Marifet değil yapıp çekilmek
Dramatik olan güpegündüz
Memnuniyetle, aynı yere, aynı yüze
Aynı inceliksiz çığlığa dönmek
“Bir mucize!”
Beni kendimden geçiren
Bir bedeli var
Yaralarıma bakmanın
Kalbimin sesini duymanın
Gerçekten çarpıyor kalbim
Bir bedeli var, çok büyük bir bedel
Tek bir sözümü duymanın, dokunuşun
Ya da bir damla kanımın …”
Tanrım yeniden dirilişin tohumlarını Saçmamız için fırsat ver Kötülük ilkesini zayıflat Direnişini kır yoğunluğunu seyrelt Doğrulukla doldur doğumumuzu Peygamberin zamanından bir... Zaman düşür üstümüze Hakikat içimizde göğersin Yeniden o gümüş sükûnet gelsin İkindilerimizin saatine..