Ben hep dağılanları toparlayan taraftım.
Kimse benim nazımı çekmedi mesela.
Öyle iki şımarayım gönlüm alınsın falan yok, toparlayan tarafta olunca.
Beni dağıtmaktan korkmuyorlar galiba.
Bakın, ben her yaramı kendim sarabilirim ama gecenin köründe duvarın dibine çöküp, "Ben nasıl dayanacağım?" Diye ağladığımda oluşan yaramı saramıyorum.
"Dönümler boyu hayal kırıklığı, tekduzelik, acı ve rekabetin içinde tek tük bir kaç mucize ve güzellik vardı. Belkide hayatın anlamı bundan ibaretti. Kendine taniklik eden bir dünya gibi olmak."
Mucizevi iyileşme bedenin tarihiyle çok yakından ilgilidir. "İlgili bireylerin bütün duygusal ve bedensel kaynaklarına çağrı" yapar. Kötürümlerin "yıllarca hareketsiz durup acı çektikten sonra yürümeye koyulma" tarzı, "tarihçiyi bedeni felsefi ya da dilbilimsel soyut bir kavram olarak değil de, yoğun bir gerçeklik olarak görmeye iter." Bunun dışında, bazen aradan zaman geçince gerçekleşen iyileşmeler, çoğunlukla aileyi, eşi dostu, hatta tüm hacı topluluğunu bağlayan ortaklaşa olaylar olarak ortaya çıkar. Lourdes'daki hastalar ve özellikle mucize eseri iyileşenler hastanelerde edilgin nesne konumuna indirgenen, hekimlerin bakışma boyun eğen isteriklerden farklı olarak, insanlarda acıma, hayranlık, hatta bir tür saygı uyandırırlar.
Beden Üstünde Kesişen Bakışlar/ Dinin Etkisi/Acıma ve Mucize Beklentisi