7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Önce”, sinirbilim temelli ilişki anlatısını popüler bir dille kurduğu, “aşkın romantik bir kader değil, biyolojik bir süreç olduğu” fikrine dayanan bir kitap. Neden âşık oluyoruz ve âşık olurken bedenimizde neler oluyor da kendimizi kaybediyoruz? gibi sorulara cevaplar veriliyor. Kitabın en belirgin iddiası, aşkın, sanıldığı gibi “kişisel bir mucize” değil, beynin belirli kimyasal ve sinirsel mekanizmalarının ürettiği güçlü bir algı durumu olduğu. Metnin bazı bölümlerindeki yoğun metaforik dil; örneğin, karşılaşma anında “beyne fırlayan fotonlar”, “eksiklik hissi”, “iki kişilik bir bedende tek kalma” gibi ifadeler aslında bir tür bilimsel romantizm kuruyor. Yazarlar, özellikle aşkın başlangıç evresini (arzu, çekim, bağlanma) biyolojik bir çerçeveye yerleştirerek okura, “Yaşadığın şey gizemli değil, anlaşılabilir.” düşüncesini yerleştiriyor. Bununla birlikte, aşkı yalnızca nörokimyasal süreçlere indirgemek, deneyimin biricikliğinin değerini düşürüyor. Yani “Neden bu kişi?” sorusu biyolojiyle kısmen açıklansa bile anlam düzeyi tamamen ortadan kalkmıyor. Kitap bu anlam katmanını zaman zaman arka plana itiyor. Bu da metni bilimsel açıklama ile duygusal deneyim arasında bırakıyor. Eser, karmaşık bir alanı (aşk + beyin) sadeleştirerek okunabilir bir anlatıya dönüştürmüş. Özellikle, “Neden aynı ilişki döngülerini tekrar ediyoruz?” sorusuna bilimsel bir açıklama arayanlar için işlevsel bir giriş metni. Kitapta beni rahatsız eden şeylerden biri, araştırmalara "güzel" denmesi oldu. "Güzel araştırma" ne demek? Açıklayıcı mı, aydınlatıcı mı, yenilikçi mi, devrimci mi? "Çirkin araştırma" da olur mu? Kelimeler...
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026262 okunma
10/10
·328 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 11:24
Herkese merhaba Bugün sizlere @destekyayinlari’ndan çıkan, @mitchalbom kaleminden #BirKereDaha kitabının yorumuyla geldim. Mitch Albom’un kalemiyle bu kitap sayesinde tanıştım ve gerçekten beklediğimden çok daha derin, düşündüren bir hikâyeyle karşılaştım. Zamanı geri alma fikri her zaman ilgimi çekmiştir ama yazar bu konuyu sadece fantastik bir kurgu olarak değil, insanın seçimleri, pişmanlıkları ve “keşke”leri üzerinden ele almış. Kitabımızın baş karakteri Alfie, çocukluğundan beri yaşadığı anları bir kez daha yaşama şansına sahip olduğunu keşfediyor. Başta bu güç kulağa bir mucize gibi gelse de zamanla bunun büyük bir sorumluluk ve hatta ağır bir yük olduğunu görüyoruz. Çünkü bazı şeyleri değiştirmek isterken aslında hayatın doğal akışını ve kendimizi de değiştirdiğimizi fark ediyoruz. Hikâyenin bir sorgu odasında, Dedektif LaPorta ile başlamasını çok sevdim. Alfie’nin geçmişine, kendi tuttuğu defter aracılığıyla adım adım ulaşmamız kitabı daha gizemli ve akıcı hale getirmiş. Okurken sürekli “Gerçekten her şeyi değiştirmek mümkün mü?” diye düşünüyorsunuz. Gianna ile olan hikâyesi ise kitabın en dokunaklı taraflarından biriydi. Bazı duyguların, bazı anların ve bazı insanların ne kadar değerli olduğunu çok güzel hissettirmiş yazar. Bazen bir şeyi değiştirmeye çalışırken aslında kaybettiğimiz şeyin daha büyük olduğunu anlatıyor. Kitabın bana en çok düşündürdüğü şey şu oldu: Geçmişe dönüp her şeyi değiştirebilseydik gerçekten daha mutlu olur muyduk? Çünkü aynı ana geri dönsek bile biz artık aynı kişi olmayız. Aldığımız dersler, yaşadıklarımız ve yaptığımız seçimler bizi biz yapan şeylerdir. Akıcı anlatımı, duygusu ve düşündüren konusu ile severek okuduğum kitaplardan biri oldu. Son sayfalara kadar merakımı korudu ve özellikle finaliyle beni fazlasıyla etkiledi. Bence
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma
Reklam
Selda Uygur: Babalar ve Kızları
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
“Denizleri çok severim… Rüyalarım… Taşların rengi de gökyüzü gibi kasvetlidir… Bu her gece böyle olur…” Bu şiirsel sözler, Babalar ve Kızları’nın açılış sahnesinde yer alıyor. Türk Edebiyatı yepyeni bir kalemin doğuşuna tanıklık ediyor bir süredir. Selda Uygur, Fazlı Necip’in Ah, Anne romanını günümüz Türkçesine aktaran ve Türk Edebiyatından Örneklerle “Edebiyat ve Kıskançlık” adlı çalışmalarıyla tanınan akademisyen bir yazar. Romanında pek çoğumuzun ama özlemle ama kasvetle dalıp gittiği o ölgün deniz manzaralarını işlemiş sevgili Selda. Denizin verdiği huzuru ve aldığı canları okudum bu eserde ve babaannesini… O mistik heyecanları bilirsiniz elbette, ölülerle konuşmaktan bahsediyorum. Ölümün kokusunu bilmeyeniniz kaldı mı? Ah bazılarınız anlayacaktır beni; insan olmak, düşünebilmek ve farkında olmak ne zordur bilirsiniz -ölümün kıyısında yaşarken. Rüyalardan bahsediyorum, kaçmayın; bitmek bilmeyen döngülerden, büyük ve kederli nefeslerden ve gecenin en zor saatlerinde yaşanan o ani irkilişlerden, uyanışlardan… Şanslıysanız, gecenin bu saatinde, yanı başınızda birisi vardır ve o kişi size ne olduğunu sormuştur. Ya kimse yoksa? Ya kimse size bir şey sormamışsa? Ya kimsecikler sizi sarıp sarmalamamışsa? İşte o zaman üzülmekte haklısınız derim. Yazık. Çok Yazık. İşte sevgili Selda, rüyalarından uyanırken adeta denizde boğulur gibi oluyor, tasvir ediyor ve yaşıyor o anı. Peki, ama neden? Ölülerle dans ediyor çünkü ve ekliyor -unutmadan: “Ölülerle dans edebilen birini kimse üzemez.” Kelimeler akmaya devam ediyor. İstanbul’un o eski yokluklar içindeki halini okuyoruz. Ancak yine de bir umut var o yıllarda. Kavganın, hasretin, kaosun, sanatın, edebiyatın ve kalabalığın şehri İstanbul’da yaşanıyor Babalar ve Kızları’na dair ne varsa. Kıskançlığın kitabını yazmış olan
Babalar ve KızlarıSelda Uygur · Bilgi Yayınevi · 202255 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2026 33. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:33
Jodi Picoult İki Yol Kitabında, bizi Kitabın kahramanı olan Dawn Edelstein ve sevgilisi Wyatt ve arkadaşları ile Antik Mısıra bir yolculuğa götürüyor. Dawn, Mısır'da incelemeleri tamamladıktan sonra Boston'a dönmeye karar verir. Uçakla Boston'a yolculuk yapar. Dawn'ın içinde bulunduğu uçak beklenmedik bir şekilde yere çakılır. Ve bu kazada Dawn mucizevi bir şekilde hayatta kalır. Ölmek üzereyken hayatımızın bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçtiğini duymuştum. Bindiğiniz uçak yere çakılmak üzereyken aklınızdan son geçen kişi kim olur? Biricik kocanız Brian mı yoksa beş yıl önce ayrılıp bir daha görmediğimiz ilk aşkınız Wyatt mı? Dawn Edelstein'in geçmişi uçaktaki anonsla bir anda değişti. "Acil inişe hazırlanın!" Bayanlar ve Baylar diyor uçağın hopörlerinden gelen ses "az önce pilotumuz bir acil durum yaşayacağımızı bildirdi.. Dawn Edelstein mucizevi bir şekilde bu uçak kazasından sağ olarak kurtuldu. Şimdi istediği her yere gidebilir. Uçak şirketi ne dilerse yerine getireceğinin sözünü verdi. Geleceğinde iki yol var: İşin tuhafı filmin başrolünde ne kocası Brian ne de kızı Meret var. Başrolde sadece ve sadece üniversite zamanında tutkulu aşk yaşadığı Wyatt vardı. Hayır ben Wyatt'ı düşünüyorum, sadece Wyatt'ı.
İki Yol KitabıJodi Picoult · April Yayıncılık · 202558 okunma
Özet
6/10
·128 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:25
Vatan Yahut Silistre, Türk edebiyatının "Vatan Şairi" olarak anılan Namık Kemal tarafından yazılmış ve Türk tiyatro tarihinde sahnelenen ilk yerli tiyatro eseri unvanına sahip anıtsal bir yapıttır. İlk kez 1 Nisan 1873 tarihinde İstanbul'daki Gedikpaşa Tiyatrosu'nda sahnelenen oyun, seyirciler üzerinde öyle muazzam bir millî coşku ve toplumsal etki yaratmıştır ki, sarayın bu durumdan rahatsız olması üzerine Namık Kemal tutuklanarak Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'ne sürgüne gönderilmiştir. Eser; vatan sevgisi, fedakârlık, aşk ve kahramanlık temalarını iç içe işler. Kuşatma ve Cephedeki Mücadele Oyunun kurgusu, 1853-1856 Kırım Savaşı sırasında Rus ordusu tarafından kuşatılan, Tuna Nehri kıyısındaki tarihi Silistre Kalesi'nde geçer. Oyunun başkahramanı İslam Bey, vatanın tehlikeye girmesi üzerine gönüllü olarak Silistre Cephesi'ne gitmeye karar veren genç, cesur ve idealist bir Osmanlı askeridir. Giderken, birbirlerini derin bir aşkla sevdikleri Zekiye ile vedalaşır. İslam Bey'in "Vatan bizden hizmet bekler" diyerek cepheye koşması üzerine, ona olan sevgisi vatan aşkıyla birleşen Zekiye, sevgilisinden ayrılmaya dayanamaz. Kendini gizlemek adına Adem adıyla erkek kılığına girerek İslam Bey'in peşinden gönüllüler ordusuna katılır ve cepheye gider. Silistre Kalesi, düşman kuvvetlerinin ağır kuşatması ve bombardımanı altındadır. Kaleyi savunan askerlerin başında ise görev bilinci son derece yüksek olan Miralay (Albay) Sıtkı Bey bulunmaktadır. Askerler arasında, her zorluğa göğüs geren ve sürekli "Kıyamet mi kopar?" diyerek ordunun moralini yüksek tutan Abdullah Çavuş gibi sembol karakterler de yer almaktadır. Ağır kış şartlarına, açlığa ve mühimmat eksikliğine rağmen askerler kaleyi teslim etmemek için insanüstü bir azim gösterirler. Sırların Çözülmesi ve Büyük Kahramanlık Kuşatma
1000Kitap
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · İnkılâp Kitabevi · 202627,5bin okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 10:31
꧁༺ 𝕸𝖊𝖍𝖘𝖆 *𝕱𝖎𝖗𝖚𝖟𝖊 *𝕶𝖊𝖍𝖗𝖎𝖇𝖆𝖗 𝕬𝖙𝖊ş𝖎 ༻꧂ "𝑺𝒆𝒏𝒊𝒏 𝒃𝒆𝒏𝒊𝒎 ü𝒛𝒆𝒓𝒊𝒎𝒅𝒆 𝒉𝒆𝒓 𝒕ü𝒓𝒍ü 𝒉ü𝒌𝒎ü𝒏 𝒗𝒂𝒓 𝒊𝒌𝒊 𝒈ö𝒛ü𝒎." "Ö𝒍ü𝒎ü𝒏 𝒅𝒆, 𝒛𝒖𝒍𝒎ü𝒏 𝒅𝒆." "𝑺𝒆𝒗𝒂𝒃ı𝒏 𝒅𝒂 ,𝒈ü𝒏𝒂𝒉ı𝒏 𝒅𝒂." "𝑺𝒆𝒏𝒊𝒏 𝒉𝒆𝒓 𝒛𝒆𝒓𝒓𝒆𝒎𝒅𝒆 𝒉ü𝒌𝒎ü𝒏 𝒗𝒂𝒓." Selamm, bugün sizlere kalemini çok sevdiğim, ne yazarsa okurum dediğim ve uzun zamandır kitap olmasını beklediğim, sevgili yazarım @_mehsaa_ dan #firuzekehribarateşi paylaşımı ile geldim. Yazarımızın kalemi zaten çok güzel, ama bu kurguda bambaşka bir güzeldi.. Mardin şehrinde bir masalın içinde gibi hissederken,Şamanların sırları, tılsımların ve taşların gücü etrafınızı saracak. Dünya çapında gizli, lanet bir örgütün uzantıları hepsinin üzerine çökmüşken, birbirine kaderin ipi ile bağlanmış iki ailenin, hem aşkları hem de lanetleri iliklerinize kadar işleyecek! Büyük bir aşk ve lanetin, Kehribar ve Firüze taşıyla bağladığı, Ezra Saruhan ve Firuze Arjin Koçak ile tanışmaya hazır mısınız? Ezra Saruhan, sessiz ve çok derin seven bir adam, Firuze gibi ateş parçası bir sevda! Üstelik doğduğu an Ezra'nın kaderine işlenmiş bir kadın! Onun mucizesi! Onun iki gözü! Firuze Arjin Koçak, iki ailenin laneti arasında aşkına sahip çıkamamış, kaçan, kardeşinin intikamı ile yanan, bu uğurda aşkı dahil Mardin'i yakmaya hazılanan,kimse şu an bilmese de cinayeti işlemiş,şeytanı gömmüş bir kadın. Her şey yıllar önce büyükanne Arjin Koçak'ın Saruhan lardan birine sevdalanması ile başlıyor. Bu sevda öyle bir şeyle sınanıyor ki Arjin çok sevdiği eşinin ihanetini kaldıramıyor. Şehrin tepesindeki ağacı ateşe vererek çok büyük bir ah ediyor! "Bir daha hiçbir Koçak bir Saruhan'ın ne yari olsun ne de çocuğunu doğursun! Bana bunu reva görenlerin canı yansın, benim gibi ateşlerde yansınlar!" İster ah deyin, ister lanet! Bu saatten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Arjin Saruhan yıllar içinde hem mistik gücü hem de
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202644 okunma
Reklam
Reklam