Sırf ünlü oldukları için birilerinin yazdıklarına ilgi göstermek, iyi okurların pas vereceği türden bir iş olmasa gerek. lyi okurlar, hemen her yazara şans vermeye çalışır. Bilinçli okurda öyle bir özellik vardır ki o, etiketlere ve reklamcılık dünyasının goygoylarına aldırmaz; çöpten de olsa iyi metni bulup çıkarır. Haruki Murakami'nin dediği gibi: "Sadece herkesin okuduğu kitapları okursan sadece herkesin düşündüğünü düşünürsün." Talip Sınrtepe
"... İrlanda, zaman zaman başka bir boyuta geçmiş gibi görünen bir yer; bunun gibi sabahlarda, gerçekliğe yanlızca zayıf bir ekilde bağlıymış gibi geliyor. ..."
“Kitap Yiyenler” – Edebiyatın Kutsal Kokusu ve Özgürlüğün Bedeli
Yazan: Muhittin Çiftçi
Sunyi Dean’ın Kitap Yiyenler adlı romanı, edebiyatın büyüsünü distopik bir atmosferle harmanlayan son yılların en özgün eserlerinden biri. Kitapları kelimenin tam anlamıyla yiyerek bilgiye ulaşan bir topluluk fikri, hem metaforik gücü hem de edebiyata duyulan sevgiyle örülü yapısıyla okuru ilk sayfadan itibaren içine çekiyor. Dean, okuruna yeni bir dünya vaat etmekle kalmıyor; aynı zamanda “bilginin ne olduğuna” ve “özgürlük için ne feda edileceğine” dair çarpıcı sorular soruyor.
Romanın merkezinde yer alan Devon, sıradan bir karakter değil; kendi kaderini ve ailesinin yazgısını değiştirmeye çalışan güçlü bir kadın. Dean, onun iç dünyasını son derece canlı ve inandırıcı bir dille çizerken aynı zamanda okura derin bir empati hissi aktarıyor:
“Bazı hikâyeler yenir, bazıları ise insanın içinde kök salar. Devon’un tek istediği, kendi hikâyesinin hangisi olduğunu bilmekti.”
Bu satırlar, romanın duygusal omurgasını özetliyor. İçsel bir arayış, annelikle gelen ağır sorumluluk ve bireysel özgürlüğün peşinde koşma cesareti… Yazar, bunların hepsini fantastik bir kurgunun içine ustaca yerleştiriyor.
Romanın en etkileyici başarısı, atmosfer yaratımında gizli. Karanlık ama büyüleyici mekânlar, karakterlerin hafızası gibi dokulu ve sezgisel. Okur, sanki odanın köşesinde bir kitap kokusu hissediyor; her sayfada bilgiye, hikâyelere ve özgürlüğe dair bir çağrı var. Dean’ın dili akıcı, estetik ve son derece sürükleyici. Kitap, modern fantastik edebiyatın sınırlarını zorlayan bir tazelik taşıyor.
“Gerçek hikâyeler, insanın ruhunu hem iyileştirir hem de sızlatır.”
Yazarın bu yaklaşımı, roman boyunca sürekli hissediliyor.
Kitap Yiyenler, yalnızca fantastik edebiyat okurlarına değil, aynı zamanda