βü₰ˇⱤ₳

βü₰ˇⱤ₳
@muggleokurr
İnsanlar çok fazla konuşuyorlar, insanoğlu maymunlardan gelmedi papağanlardan geldi. La Sombra Del Viento
Ah Feritciğim Ah!!!
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 00:00
Sana yorum yapmadan geçemeyeceğim tabii ki Ferit Beyciğimin tek yazdığı şiir kitabı. Semiha Hanımcığımda şiirlerine kendi çizimlerini katarak karşılık vermiş sanırım hislerine:) Romantizm romantizm ben çok gelemiyorum sanırım romantizme:) Hemen duygu durumum değişip kendimi aşk acısı çekiyor moduna girmiş gibi hissediyorum. Ben çok beğendim kitabı gözüm ayrı gönlüm ayrı açıldı. Üstüne çok fazla da konuşulmaz diye düşünüyorum. Okuyacak olanlara tavsiye edebilirim.
1000Kitap
Ah Min-el AşkFerit Edgü · Alfa Yayıncılık · 2017534 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan Bazen Sadece Kabul Görmek İstiyor!!!
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 09:40
Hafif Spoiler İçerebilir!!! Hikâye 1898 Çin’inde geçiyor ve merkezde “Kız-Dört” diye çağrılan bir kız var. Daha doğduğu andan itibaren dışlanıyor resmen. Düşünsene, kıza düzgün isim bile vermiyorlar. Bu bile karakterin ne kadar değersiz görüldüğünü gösteriyor. Sonra kız bir yere ait olmaya çalışırken Hristiyanlığa yöneliyor ve Vibiana adını alıyor. Ama o dönemde Çin’de Hristiyan olmak baya tehlikeli bir şey. Yani bir yandan kendini bulmaya çalışıyor, bir yandan da hedef haline geliyor. Vibiana’nın sürekli bir yere ait olmaya çalışması beni çok üzdü. Hani gerçek hayatta da bazen insan sırf kabul görmek için değişmeye çalışır ya, burada da tam o his var. Mesela biri ilk kez ona iyi davrandığında hemen oraya tutunuyor. Çünkü hayatı boyunca dışlanmış bir karakter. Bir yandan da Boxerlar var. Onlar da ülkelerini koruduklarını düşünüyor. O yüzden kitap düz bir “iyi-kötü” hikâyesi vermiyor. Herkes kendi açısından haklı gibi duruyor. Bu da insanı arada bırakıyor. Bir sahnede bir tarafı haklı buluyorsun, sonraki sahnede öbür tarafın yaşadığı şeyi görünce fikrin değişiyor. Çizimler de baya etkiliydi bence. Özellikle kaos sahnelerinde ortamın gerginliği direkt geçiyor. İnsanların korkusu, panik hali falan baya hissediliyor. Ama beni en çok sessiz sahneler etkiledi. Mesela Vibiana’nın tek başına kaldığı anlarda çizimler bile karakterin yalnızlığını hissettiriyor. Sanırım Vibiana gibi yalnız hissettiğimden dolayıdır. İnsan bazen sadece ait hissedebilmek için bile her şeyi göze alabiliyor. Kitapta bu duygu baya güçlü verilmiş. O yüzden sadece tarih okumuyorsun, karakterin iç sıkışmasını da hissediyorsun. Dil olarak da rahat ilerliyor. Çizgi roman olduğu için hızlı okunuyor. Eleştiri yapmam gerekirse, bazı yerlerde hikâye fazla hızlı geçti bana. Özellikle karakterin duygusal
1000Kitap
AzizlerGene Luen Yang · Alfa Yayınları · 202025 okunma
Aktın gittin be Özdemirciğimmm…
Puan vermedi
1400 sayfa nasıl aktı gitti anlamadım valla ;) Özdemir Asaf öyle uzun uzun anlatan bir şair değil; adam iki cümle yazıyor zaten :) Bütün Eserleri içinde sadece şiir yok; aforizmalar, kısa metinler, düşünceler falan da var. Yani bir noktadan sonra kitap okuyormuş gibi değil de, biri kafanın içine kısa kısa cümleler bırakıyormuş gibi hissettiriyor. Bazen de bazı şiirlerinde şehir kalabalığında tek başına yürüyormuşsun gibi bir his uyandırdı bana. Severim seni Özdemir Asaf Bu eserde çok iyi oldu senden sonra kime geçicem bilemiyorum :)
1000Kitap
Bütün EserleriÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 2021305 okunma
Savaşın Ortasında “Normal” Kalmaya Çalışmak
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 22:23
Hadi Bakalım Normal Kal…Hafif Spoiler İçerebilir!!! Bu kitap savaşın tam ortasında geçiyor ama savaşın kendisini değil, insanların gündelik hayatını anlatıyor. Daha çok büyük olayların içinde hayatta kalmaya çalışan sıradan insanların hikâyesi. Hikâye, Londra’da II. Dünya Savaşı döneminde geçiyor ve merkezde Emmeline Lake var. Kendisi bir gazetede çalışmak istiyor ama olaylar beklediği gibi gitmiyor. Bir anda kendini savaşın gölgesinde, insanların dertlerini dinlediği bir köşe yazısının içinde buluyor. Gazete aracılığıyla gelen mektuplar, insanların yaşadığı kayıplar ve çaresizlikler hikâyenin en dokunaklı kısmı oluyor. Örneğin bir adamdan gelen mektupta “evim bombalandı, ne yapacağım?” yazıyor. Bir başkası “yakınım kayıp, delireceğim” diye yazıyor. Biri de direkt “artık dayanamıyorum” diye içini döküyor. Yani gelen mektuplar bildiğin hayatın tokadı gibi. Kitap savaşın “büyük” tarafını değil, küçük ama gerçek tarafını gösteriyor. Bombalar, sirenler, yıkım var ama asıl ağırlık insanların günlük hayatında. Bir yandan ekmek bulmaya çalışıyorlar, bir yandan da moralini korumaya çalışıyorlar. Bu yüzden kitap dramatik ama aynı zamanda insani bir yerden ilerliyor. Savaş sadece cephede yaşanmıyor. İnsanların evlerinde, işlerinde ve hatta yazışmalarında bile devam ediyor. Kitapta insanlar sabah kalkıp ekmek kuyruğuna giriyor, siren çalınca koşarak sığınağa iniyor, sonra ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi işe gidiyor. Yani hayat devam ediyor ama herkesin içinde sürekli “bir şey olacak” tedirginliği var. Kitap bunu mektuplar üzerinden çok iyi hissettiriyor. Birinin yardım isteği, bir başkasının yalnızlığı ya da umudu doğrudan sana geçiyor. Bir bölümde Emmeline bir mektuba cevap yazmaya çalışıyor ama kitleniyor. Çünkü karşısındaki adamın derdi öyle “geçer gider” bir şey
1000Kitap
Sevgili Bayan BirdA.J. Pearce · Yabancı · 2019147 okunma
Binbir Gecelik Bir Saçmalığın İçinde:)
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:00
Geldim, geldim çok eğlenerek okuduğum kitapla geldim:)) Zartoloji - 1001 Gece Esintileri kendini hiç ciddiye almıyor ve zaten olayı da burada başlıyor. :) Baştan sona absürt bir kafa var. Mükemmel kafa ya:) Bazen ne okuduğunu şaşırıyorsun ama kitap tam olarak bunu istiyor gibi. :) Mesela normal başlayan bir olay bir anda aşırı saçma bir yere bağlanabiliyor. Hani biri sana ciddi ciddi hikâye anlatırken bir anda öyle alakasız bir şey söyler ki istemsiz gülersin ya, kitapta o his çok var. Bir karakterin gayet sıradan konuşurken bir anda olayı gereksiz yere büyütmesi ya da saçma bir mantıkla hareket etmesi tam mahalle muhabbeti havası veriyor. Bir yerde ciddi gibi başlayan bir anlatımın saçma bir espriye bağlanması hoşuma gitti mesela. Çünkü kitap sürekli okuyucunun beklentisini bozuyor. “Şimdi burada mantıklı bir şey olacak” diyorsun, bir bakmışsın olay tamamen saçmalamış. Ama bunu öyle zorlama yapmıyor, kendi ritminde ilerliyor. Okurken bana eski arkadaş ortamlarını hatırlattı. Özellikle gece geç saatte dönen boş muhabbetler gibi bir havası var. Hani herkesin uykusu kaçmış, konu konuyu açmış, en saçma şey bile komik gelmeye başlamış olur ya… kitap tam o enerjiyle ilerliyor. Dil olarak baya rahat. Zaten kitap seni oturtup hayat dersi vermeye çalışmıyor. Daha çok “gel biraz kafa dağıtalım” diyor. Ama arada günlük hayatla ilgili göndermeler de sıkıştırıyor. İnsanların abartılı davranışlarıyla, gereksiz egolarıyla ya da saçma alışkanlıklarıyla dalga geçtiği yerler var. Bir noktadan sonra kitabın mantığını sorgulamayı bırakıyorsun zaten. Çünkü olay tamamen o absürt dünyanın içine girmek. Her şeyi mantıklı açıklamaya çalışırsan yorulursun. Kitap biraz “sal kendini” diyerek ilerliyor. Bence kitabın en iyi tarafı kendi saçmalığının farkında olması. O yüzden yapay hissettirmiyor. Ne olmak
1000Kitap
Zartoloji - 1001 Gece EsintileriAnonim · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20203 okunma