Kitabı dinledim ( arabayla işe giderken kitap okuyamadığım için Seslenen Kitap’tan indirip dinliyorum), beklentilerimin çok üstünde çıktı; gerek kullandığı dil ve kelimeler, gerek kurgusu çok başarılı. Nermin Yıldırım yeni tanıdığım yeni nesil yazarlardan ama geleceğinin çok parlak olabileceğini hayal edebiliyorum. Kitap içerisinde çok farklı duyguları barındırırken okuyanın/dinleyenin duygularını da harekete geçiriyor. Her insanın içinde bir ‘Adalet’ var.
İlişkilere dair rehber olabilecek nitelikte bir kitap. Evleneceğiniz ya da birlikte olacağınız kitabı seçmekte ilkel beyinin ne kadar etkili olduğu, çocukluğumuzda oluşan yaraları nasıl kapatmaya çalıştığımız ve beynimizde oluşan "imago"nun ne kadar etkili olduğu hakkında çok güzel tanımlar ve örnekler içeriyor. Özellikle evlilik terapileri esnasında karşılaştığı çiftlerden örnek verirken, diğer çiftlerle ne kadar çok ortak özelliğinizin olduğu ve sorunların ne kadar da evrensel olduğunu keşfediyorsunuz. İleriki bölümlerde yer alan alıştırmalar ise bu sorunları nasıl aşabileceğinizle ilgili.
Hem biyografi okumak hem de yan tarafta gösterilen tabloların hangi şartlarda çizildiğini görmek gerçekten de aydınlatıcı oluyor. Ayrıca illüstrasyonlar da çok başarılı.
Montaigne hakkında Stefan Zweig tarafından yazılan bir kitap. Tam anlamıyla biyografi denilemez, ilişkilerinden ya da işinden çok fazla bahsetmiyor, daha çok gelişiminden bahsediyor. Görece zengin bir aileden geldiğini, çocukluğunda babasının (Bordeaux belediye başkanlığı yapmış) onun iyi yetişmesi için çok çaba sarfettiğinden bahsediyor. Sütten kesildikten sonra köylü bir ailenin yanına verilmiş sonra şatoya döndüğünde sadece Latince eğitim almış. Sonrasında yatılı okula gönderilmiş ama o dönemki (!) ezberci eğitimden kaynaklı hiç mutlu olmamış. Makam ve şöhret sevmediği için iş hayatını emekli olana kadar gönülsüzce yapmış. Emekliliğinden sonra (38 yaşından sonra) on yıl şatodaki bir kulede inzivaya çekilmiş, kitap okumuş ve düşünmüş. Ezberinin ve hafızasının çok iyi olmamasından kaynaklı notlar almış. bu 10 senelik periyoddan sonra yolculuğa çıkmaya karar vermiş, tercih edilmeyen yerlere gitmeye gayret göstermiş ama yokluğunda Bordeaux belediye başkanı olarak seçildiği için 18 ay sonra geri dönmek durumunda kalmış. Bu dönemde de iç savaşı engellemek için arabuluculuk görevi üstlenmiş (III. ve IV. Henry arasında).
Hayatı boyunca özgürlüğü aramış ve "Que sais-je?" sorusunu sormuştur. Sorumluluk almamaya çalışmış, kitaplardan aldığı notlardan başlayarak Denemeler'i yazmış.