Kısa bir kitap olmasına rağmen okumam uzun vakit aldı. Bu tabiki kötü manada olması sonucunu çıkarmaz, böyle bir kitaba kötü demek benim haddime de olmaz. Ama eski kelimelerin çokluğu ve uzun uzun yapılan tasvirlerin bu yönde etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.
**
Hepimizin içindeki bu şeytan aslında tam da acizliğimizin, tembelliğimizin bir eseri. İçimizde şeytan yok, içimizde gerçeklerden kaçma itiyadı var. Ne de güzel açıklamış, Sabahattin Ali. Aslında hepimiz birer Ömer, birer Macide’yiz. Ömer bu şeytandan, Macide’ye olan aşkıyla kurtulacaktı. Ona sunacağı hayat, Ömer’i de bir yola sokacaktı. Ama bu aşk Ömer’e yetmedi. Çünkü Ömer, acizdi. Kendi fikirleri vardı elbette ama kendi fikirlerini sürmekten ziyade başkalarının sürdüğü fikirle önüne bakardı. İstemediği bir şey de olsa onu istemiyorum diyemezdi. Ayıp olurdu çünkü karşısındakine. Ama Macide’ye olmadı mı bu ayıp. Oldu. Bu yüzden onun yüzüne bile bakacak cesareti bulamadan terketti onu. Ömer aslında bizleriz. Bir insanı terk etmek değil sadece bu, kendimizi terketmek. Bizler kendimizi de terkediyoruz. Çünkü içimizdeki şeytana uymak daha kolayımıza geliyor. Zordan kaçıyoruz, bu yüzden tembel ve aciziz.