Munis

Munis
@muhteviyat
lisans
22 Haziran
201 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·132 syf.··
2023 5. kitabı
1925 yılında kaleme alınıp, 1987 yılında yayınlanan Köpek Kalbi; içerik itibariyle bir deney sonucu insana dönüştürülen köpeğin yaşamını ele almaktadır. Kitabın en can alıcı alıntısı ise, “Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Hem de doğada var olanlar arasında en rezilini.” Deneyin yapılan amacından sapmasından, ortaya çıkan sonuçların bir girdaba yol açmasından ve yaşanan duygudurumların çarpıklığı açısından güzel bir kitap olmuş. Keyifli okumalar.
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·208 syf.··
2020 6. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2020 00:32
Duygularımız da iklimler gibi değişmekte ve biz bazı iklimleri daha çok sevmekteyiz, tıpkı Phileppe gibi. Aşkı, gerçekliğiyle ortaya koyan bir yapıt. Dört ayrı insan, dört ayrı duygu. Kimi daha az seviyor, kimi daha çok seviyor; az sevilen gün geliyor daha çok seviliyor, çok seven gün geliyor daha az seviyor. Her duygu azıyla da çoğuyla da yaşanıyor bu kitapta.
İklimlerAndre Maurois · Helikopter Yayınları · 20083,472 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2020 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2020 22:12
Kısa bir kitap olmasına rağmen okumam uzun vakit aldı. Bu tabiki kötü manada olması sonucunu çıkarmaz, böyle bir kitaba kötü demek benim haddime de olmaz. Ama eski kelimelerin çokluğu ve uzun uzun yapılan tasvirlerin bu yönde etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. ** Hepimizin içindeki bu şeytan aslında tam da acizliğimizin, tembelliğimizin bir eseri. İçimizde şeytan yok, içimizde gerçeklerden kaçma itiyadı var. Ne de güzel açıklamış, Sabahattin Ali. Aslında hepimiz birer Ömer, birer Macide’yiz. Ömer bu şeytandan, Macide’ye olan aşkıyla kurtulacaktı. Ona sunacağı hayat, Ömer’i de bir yola sokacaktı. Ama bu aşk Ömer’e yetmedi. Çünkü Ömer, acizdi. Kendi fikirleri vardı elbette ama kendi fikirlerini sürmekten ziyade başkalarının sürdüğü fikirle önüne bakardı. İstemediği bir şey de olsa onu istemiyorum diyemezdi. Ayıp olurdu çünkü karşısındakine. Ama Macide’ye olmadı mı bu ayıp. Oldu. Bu yüzden onun yüzüne bile bakacak cesareti bulamadan terketti onu. Ömer aslında bizleriz. Bir insanı terk etmek değil sadece bu, kendimizi terketmek. Bizler kendimizi de terkediyoruz. Çünkü içimizdeki şeytana uymak daha kolayımıza geliyor. Zordan kaçıyoruz, bu yüzden tembel ve aciziz.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019209,1bin okunma
10/10
·481 syf.··
2020 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2020 19:58
Kitabı bitirir bitirmez ilk yaptığım şey Schubert “Serenade”i açıp dinlemek oldu. Bir yandan onu dinlerken bir yandan altına yazılmış yorumları okudum. Kitabı bitiren bir çok insanın o yorumlarda buluşmuş olması dikkatimi çekti. Aynı duyguları yaşıyorduk. Kimsenin kimseden haberi yoktu ama dinlediği şeyin altında yatan o hikayeden haberi vardı. Çok garip. Sonra gözlerimi kapattım. Max ile Nadia’nın o muhteşem aşkını hayal ettim. Düz bir yolda yürürken bile yanımızdan geçip giden kim bilir ne hayatlar, ne acılar, ne yaşanmışlar, ne yaşanamamışlar var diye düşündüm. Bu kitap insana ne çok şey katıyordu böyle. Kim bilir tarihimizde bilmediğimiz daha ne acılar var, kim bilir daha neleri ruhumuz duymuyordu.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,1bin okunma
10/10
·163 syf.··
2020 1. kitabı
Kürk mantolu kadın.. Son sayfasında gözlerim dolarak okuduğum bir roman. Bir şeyler söylemek istiyorum ama nerden başlamalı hiç bilmiyorum. Muhakkak ki her insanın ruhuna dokunabilecek ve her insanın kendi hayatından bir kesit bulabileceği türden bir şey. Uzun zamandır beklettiğim ve yakınımda olan herkesten “daha yeni mi okuyacaksın” sorusuyla karşılaşmama rağmen en sonunda elime alıp okumaya başladığım bir romandır kendisi. Sayfa sayısı itibariyle de (akıcılığını söylemiyorum bile) çok kısa sürede bitirilebilecek bir kitap. İçeriğine gelecek olursak, Raif Efendi’nin 35 yıllık hayatında kendini gerçekten yaşamış hissettiği 4-5 aylık süreci ele aldığı siyah ciltli bir defter aracılığıyla hikaye başlıyor. “Kendini gerçekten yaşamış” hissettiği bu zaman dilimi onun geçmişine ve geleceğine tesir edecek türden. Ne kadar geç kalmış dahi olsam da iyi ki okumuşum dedim. Ama düşününce de aklımda şu soru gezmiyor değil “peki biz gerçekten yaşıyor muyuz?”
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma