Not: Bu incelemede İslam'a ve diğer dinlere hakaret yoktur, özellikle de İslam'a. Bu inceleme Hristiyanlık ve Yahudilik hakkındadır. Yani konunun İslam'la alakası yok, biz burada onları eleştireceğiz.
Kitabı Mukaddes Nedir: Kitabı Mukaddes Eski Ahit ve Yeni Ahit olmak üzere 66 farklı kitapçıktan oluşan 1400 sayfalık ve uzun bir süreçte yazılan metinlerdir. Bu metinler ayrı ayrı değerlendirilmeli ancak bir o kadar beraber değerlendirilmelidir. Zira bu iki metinler topluluğu birbirleriyle bağlantılıdır. Kitabı Mukaddes'teki Eski Ahit 39 kitapken, Yeni Ahit ise 27 kitaptır.
Eski Ahit'in ilk 5 kitabı Tevrat, Mezmurlar adlı bölümü ise de Zeburdur. Ancak bunlar dışında da farklı metinler vardır. Eski Ahit'te 5 adet yasa kitabı (Tevrat), 12 adet tarih, 5 tane bilgelik( Zebur kitabı bu kitaplar arasındadır.) 17 tane de peygamberlik kitapları vardır. Yeni Ahit'te ise 4 incil kitabı( Müjde Kitapları), Elçilerin İşleri, Pavlus'un Mektubları, genel mektuplar ve Yuhanna'nın Görümleri vardır. Şimdi bu metinlerde ne anlatılıyor, bunu inceleyeceğiz.
Eski Ahit'te Adem'den başlayarak Malaki'ye kadar uzanan bir hikâyeler bütünü görürüz. Eski Antlaşma şu olayla imzalanır. Tanrı, İbrahim'e baba evi olan Ur kentinden ayrılmasını ve Filistin bölgesine göç etmesini buyurur. Zamanla İbrahim'in torunu Yakup, hilecilik yaparak Tanrı'nın desteğini ardına alarak ilk oğulluk hakkını alır ve daha sonra, Yehova'yla yaptığı güreşte Yehova'yı yener.
Buradan da İsrail lakabını alır. Onun soyunu da İsrailoğulları denir.
Yakup'un 12 oğlu vardır. Bunlar İsrail'in on iki kabilesenin atalarıdır. Musa'yla beraber Mısır'dan çıkan İsrailliler, ilk kitaplarını Musa devrinde yazmaya başlar.
Bu kitaplara yasa kitabı denir. Bu kitabı eleştireceğiz ancak önce içerikten bahsedelim. İlk kitapta Musa'dan önceyi
"Yaralar iyileşir Damla ama içinde hep izi kalır . Hayat ne olursa olsun gerçekten yaşamaya değer. "
Herkese Merhaba
Kalemini çok sevdiğim yazarın 3 kitaptan oluşan "Şans Serisi' ikinci kitabıyla sizlerleyim.
Kitabın ana teması aşk mı vefa mı daha önemli sorularına cevap arıyor . Karakterlerin yaşadıklarını, değişimlerini okurken bir nevi kişisel gelişim tadını alıyorsunuz . Betimlemeler öyle yerindeki ilk sayfadan son sayfaya kadar onlarla aynı duyguları hissettim.
Damla ve Sait lisedeyken birbirine aşık olurlar. Damla'nın babası baskıcı yapısından dolayı arkadaşlıklarına izin vermez. Gizli saklı aşklarını yaşarlar. Sait, Damla'dan uzak kalmamak için üniversite tercihini bile aynı şehire yapar . Üniversitenin ikinci sınıfa geldiklerinde Damla'nın babası amcaoğlu ile evlendirmek isteyince kaçmaya karar verirler.
Damla ve Sait geçen zamanda okullarını bitirir, çalışmaya başlarlar . Mutlu giden evlilikleri vardır .
Herşey güzel giderken Sait , Damla'yı sözleri ve davranışları ile incitmeye başlar . Damla sabreder , herşeyin eskisi gibi olacağını düşünür ama Sait onu evden kovar. Damla ailesinin evine döner ve Sait'in pişman olacağını düşünürken boşanma kağıdı gelir.
Damla, boşanma sonrası acısıyla savaşırken ailesi kızlarını anlamaya çalışmak yerine görücü usulü evlendirmeye çalışırlar . Nihayetinde doktor damat bulmuşlar kaçırırlar mı?
Damla , Baran'la önce evlenmek istemez ama duyduğu bir söz sonrası evliliği kabul eder.
Damla ve Baran ikisi de aşktan yaralıdır , tek istedikleri saygının olduğu huzurlu bir aile hayatıdır. Baran'ın sabrı, kayınvalidesinin desteği ile birbirine zamanla alışırlar. Herşey yoluna girecek derken 3 yıl sonra gelen bir telefon tüm dengeleri sarsar.
Damla şimdi arafta , aşk acısını dindirmek için sevgiye tutunması lazım ve bunun için
Kitaptan Kalanlar
İmmortal/Ölümsüz bir eser – Gani Müjde
Bu kitap roman değil.
Bir zihnin içinden geçen filtresiz, rahatsız edici, yer yer zekice ve acımasız bir anlatı.
İtiraf etmeliyim…
Kitabın başında “bu ne?” diye sordum kendime.
Hatta Remzi Kitabevi’nde sohbet ettiğim ve bana bu kitabı öneren hanımefendiye içimden hafifçe kızdım.
Ama…
Kitabın ortalarına geldiğimde,
zekice yapılan taşlamalara ve benzetmelere yüksek sesle gülmeye başladım.
Neyse ki Books & Coffee yabancı bir yer değil…
Herkes kendi halinde
Okurken bazı yerlerde durup düşündüm:
Gülünen şey gerçekten komik mi,
yoksa fazla gerçek olduğu için mi gülüyorum?
Satır aralarında dolaşan şey bir hikâye değil,
bir toplumun aynası.
Ve en çarpıcısı:
İlk başta “boş” sandığım her şey,
fazlasıyla gerçek… ve dolu.
Kesinlikle tavsiye ederim.
Yeni bir fantastik serisinin giriş kitabıyla geldim. Konusu oldukça değişik ve kesinlikle dikkatle okunması gereken bir kitap. Periler ve Kurtadamlar, Nefilimler ve Melezler her an hiç ummadığımız birisi çıkabilir.
Nena hayatının baharındayken öğrendiği gerçeklerle neye uğradığını şaşırıyor. Tabii onunla birlikte bizde. Nena’nın annesi gerçekleri anlatırken normal şeylerden bahseder gibi anlatması sinirimi bozdu. Nena delirmek üzere ama kadın sakin sakin anlatıyor, deliriyoruz hanım bu ne sakinlik. Ama tabii onu da anlamaya başladım ilerleyen bölümlerde.
Royd ve Nena’nın hikayesi rüyalarla başlayan ve bağları çok daha ilerisine uzanan bir hikaye. Royd’un Nena’yı bebek gibi sevmesi, okurken pamuk gibi olmamak elde değil. Her koşulda daima yanında.
Kelly’ye belli bir yerde çok daha üzüldüm meğer bilmediği neler varmış ailesi hakkında. Ve Alyward ile olan geçmişi, ve günümüzde ki yüzleşmelerinden sonra beraberliklerini ben çok sevdim.
Bazı zaman atlamaları yerine Royd ve Nena’nın aralarında ki bağ’ın nasıl güçlendiğini okumak isterdim açıkçası, zaman atlamasından sonra bir anda duyguların bu kadar yoğun ortaya çıkması güzel olsa da bir tık hangi ara diye sorma gereği hissettirdi. Ama sevgili @mujdeozcaner ile bu konu hakkında konuştuğumuzda bana serinin devamında bunların nedenini anlayacağımızı söyledi.
Bundan sonrasının kesinlikle sakin geçmeyeceğinin ayak sesleri Nena’nın babası ona her ulaşmak istediğinde daha gür yankılandı. Merakla serinin devamını beklemeye çekilmekteyim bu yüzden.
"Ben hasta olmak istemiyorum. İçimdeki hastalığı al anne, ölünce bebekler annesini göremiyor çünkü! "
Herkese Merhaba
Kalemini çok sevdiğim yazarın "Bir Şans Daha "kitabıyla sizlerleyim. Her kitabında farklı bir konuya değinmesi, akıcı anlatımıyla neredeyse ara vermeden okuduğum bir kitap oldu.
Kitabın ismine bakıp aşk romanı zannetmeyin. Kitabın asıl amacı tüp bebek tedavisi için uğraşanların yaşadığı zorluklar, bir umutla bekleyişlerini , bir bağışla hayata tutunacaklar için ilik bankasınından gelecek cevaba muhtaçlıği anlatıyor . Diğer değindiği ana konu ise bir kadının aldatılmasına rağmen evladı için nelerden vazgeçtiğine değiniyor .
Aldatılma kelimesini görür görmez hemen ben affetmem , kitap bana göre değil demeyin. Bence demeyi bırakıp kitabı okuyup ona göre karar verin . Çünkü kaderin planları , yaşanan olaylar kararları etkileyebiliyor.
Hazal...
Kundakta yetimhaneye bırakılmış bir bebekti. Orada tanıdığı Ebru'yu abla bilmişti. Burslu okuduğu lisede tanıştığı Demir ile evlilik yapmıştı . Kocasına öylesine aşık öylesine güveniyordu ki onun gözünde kusursuzdu.
4 yıllık evliliklerinde çocuk sahibi olmayı istemişlerdi ama bir türlü olmamıştı .
Hayat ona en büyük mucizesini verdi. Hamile olduğunu eşine söyleyeceği gün aldatıldığına şahit oldu.
Aldatılmayı affetmedi ve izini kaybettirdi . Bir daha yolu yoluma çıkmasın diye dua ederken kader planlarını kurmuştu .4 yaşındaki kızı Ecrin lösemi hastasıdır. Uzun uğraşlar sonucu ılık bulunmuş ve nakil yapılır ama vücudu nakili kabul etmez. Tek seçenek kalmıştır .
Hazan , Demir'i arar ve acil hastaneye gelmesini söyler. Apar topar gelen Demir bir kızı olduğunu ve hastalığını öğrenir . Demir'in verdiği örnekler de Ecrin'e uymaz.
Tek seçenek kalmıştır artık. Bu seçenek ise Hazan için çok ağırdır . Kadınlık gururu mu
Bir Şans DahaMüjde Aklanoğlu · Hasrem Yayınları · 2026261 okunma
Kutlu Hayatın İzinde isimli yeni siyeriyle kitaplığımda yer alan Ahmet Özel Hoca'nın hayatını okumak nasip oldu. Kendisi de benim gibi Kürt olduğu için çocukluk anılarını okurken (bizimkilerin anlattığına benzerdi pek çoğu) onunla daha derinden bağ kurabildim.
Ağrı'nın bir köyünden bir prof dr çıkıyor, hem de İSAM' a önemli katkıları olan biri. Bu vesileyle Hep Otuz Üç Yaşında belgesel-filmini de önermiş olalım. Başroldeki Niyaz Ahmet hoca :). Eğitim hayatının ilerlemesinde babasının köyde okuma yazma bilen azınlıktan olmasının payının büyük olduğunu düşünüyorum. Ayrıca çocukluğundan beri kendisine çokça sorumluluk verilmiş birisi. Eskiden daha çok sorumluluk verilirdi çocuklara gerçekten.
Hatırat okumayı seviyorum çünkü Allah'ın kendimiz için gizlediği mutlulukların hoşluğunu tefekkür etme fırsatı veriyor. Nitekim üniversitede hoca olmayı bekleyen Ahmet Hoca'nın çeşitli sebeplerden dolayı önü kapatılması aslında İSAM' da önemli görevleri ifa etmesi içinmiş.
"Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak onlar için saklanan göz aydınlıklarını (gizlenen müjde ve mutluluğu) bilemez." Secde suresi, 17.
Kardeşler Apartmanında otururlarmış mesela. Keşke orada yaşasaydım dedirtti. Öğrencilere, insanlara yuva olmuş. Ahmet Hoca ve Ayşe Hoca yalnızca kendileri için yaşayan insanlardan değilmiş. Eşi Ayşe Bengigül Özel' i anlattığı satırlarda ağladım. Kendisi vefat etmiş ancak öyle güzel anılıyor ki. Ona da ayrı bir hatırat kitabı yazmışlar. Maşallah. Çok güzel pırıl pırıl evlatlar da yetiştirmişler.
Kitabın ilk başlarında birkaç sayfa hoca soyağacını, akrabalarını (hem uzak hem yakın neredeyse hepsi) köylülerinin isimlerini yazmış. Bu bana etkileyici geldi çünkü insanın köklerini araştırması, buna kendi hatıratında sayfalarca yer veriyor olması kıvmet verdiğinin