“Ama güzel karim ne alaka… Sen bu kariye bakma… Ben senun uzerune cül koklar miyim?” derken Aişe ağlamaklı bir sesle “Zaten ben kisirim. Bak bebem de olmayi…” diye ağlamaya başlamıştı. “İsteduğun culi, papatyayi, dikeni koklarsin…”
“Haydaa, ne alakasi var?” dedi Sacit üzülerek. “Bu kari eve duşen el bombası cibi yeminle… Emriye değil, felaket!”
“Haklı çocuk!” diyen Şahin homurdanarak arkadaşına acıdığını ve söylediklerine destek verdiğini gösterdi. Ona kalsa bu kadar sakin olmaz, boynunu kırardı. O sırada girişte kıçı tutuşan Sacit ağlayan karısını sakinleştirme telaşına düşmüştü bile.
“Aşk olsun sevculum, ne alaka?”
“Biliydum benden bezduğuni…”
“Nereden çıkardun oni?”
“Dun cece yuzume bakmadun. Yatağa suratsız cirdun, kulağume ayıp şeyler soylemedun, hemen işe cirişup tamamlamadan cotuni donup yattun da…”
“Erotik, romantik, hatta çabuk olsun deyi daaa, ne edeyim? Çok yorgunidun… Kiyamadum…”
“İşte bak, artık kiymak bile istemeysin… Evvelden hiç düşünmez hemen kiyardun.”
Sacit şaşakalarak, “Lan kadunum… Şu cavur dizilerini izlema diyim sağa, bak hâlumuze…” derken ağlayan karısına kıyamayarak yaklaşıp, şefkatle kollarına aldı. “Nasil denur o ayıp, romantik sozler, söyle bakayim? Ben da deyim sağa…”
“Her zaman deyidun, ne çabuk unuttun?”
Sacit ne zaman dediğini düşünürken, kollarından kaçmak isteyen nazlı karısına, “Ben o Emriye karisinun çenesini s*keyim da.” dediğinde hırsla ve daha fazlasını aynı öfkeyle hırlayarak devam ettirdiğinde, kollarında dehşetle çırpındı Aişe. “La ne deyisin terbiyesuz… Kot kafali fışki yiyen, yeter… Elun karisine ne kızayisin, suç senun… Romantik bile olmayisin. Katir tepsun seni…”
Sacit saçlarını kaşıyarak, “Ula karim, sen dedun ya ayıp konuş deyi, ben de konişiyim işte… İçumden celdi, ayip deyince bir tek Emriye karisine soverek