Kitap Greve meydanında bir idam mahkumunun "Giyotin" adı verilen bir idam aracıyla idam edilişine kadar yaşadıklarını anlatıyor.
Ne acı değil mi? Olayı yaşayan bir ölüm mahkumuna, onu sağlıklı bir şekilde öldürebilmek için ne kadar iyi davranıldığından bahsediyor. Hep bağışlanmayı umut ediyor.
Kızı olan birini belki de öldürmezler diye düşünüyor. Başlarda kürek mahkumu olacağıma ölürüm daha iyi diye düşünen ölüm mahkumu; gün geçtikçe ölümün esintisini hissediyor. Ömrünün sonuna kadar kürek mahkumu olmasının kendisi için daha iyi olacağını düşünüyor.
Kızının ölmeden önce yanına getirildiğinde kendisini tanımaması onu kahrediyor.
Kitabın sonunda Giyotin sehpası hiç o kadar kendisine yakın olmadığı bir zamanda, bağışlanmayı diliyor ve kitap burada bitiyor. Mahkumun bağışlanıp bağışlanmayacağına okur olarak bizim karar vermemizi istemiş olabilir yazar.
"Yargılayanlar ve mahkum edenler ölüm cezasının toplumdan kendisine zarar veren ve daha sonrada zarar verebilecek olan birini uzaklaştırmanın önemi nedeniyle gerekli olduğunu söylüyorlar. Sadece bu sözkonusu olsaydı, müebbet hapis cezası yetecekti. Öldürmek neye yarar? Hapishaneden kaçılabileceğini söyleyerek itiraz edeceksiniz, öyle değil mi? Nöbetçileriniz görevlerini iyi yapsınlar. Demir parmaklıkların sağlamlığına güvenmiyorsanız, hayvanat bahçelerini açmaya nasıl cesaret ediyorsunuz? Zindancının yeterli olduğu yerde cellada gerek yoktur."
"İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar."
"Vasiyetnamemi yazdım.
Neye yarar? Ben pahalıya mâl olan bir mahkumun ve tüm mal varlığım masrafımı ancak karşılar. Giyotin çok lüks bir idam aracı."