Ve sonra insan dedim
Yaşamak dedim hunharca nefes almaya
Sevmek ve sevilmek zannettim ufak mırıldanmaları
Melek belledim onca canavarları
İçimize çektiğimiz ay oldu- geceyarısında
Şiir ki bizi en uçlarımızdan bölen oldu
Yankıları ve soğurmaları hesap edemedik
Sevdiğimiz güller-şahımızdan batan diken oldu
Bir de mevsimler
Üstümüzden yıka yıka geçti
Saçımızı sakalımızı ağarta ağarta geçti
Eski bir masal oldu ve çok kadim bir mazi
Olacağı da aldı olmayanı ise yakıp da geçti
Ve sonra sürç-i lisan tüm cümleler
Bir ahmaklığa uzanır ümit etmeler
Irmaklardan zehir akarmış bakarsam gözlerine
Talan olur artık ilan-ı aşk etmeler
Melek belledim ruhsuz yılanları
Azar azar dirildim hep
Ölmek sanırdım
Sessizliğe yanaşmış bir ruhmuşum ezelden
Nice gelen varmış öncemde-ağlamışım beklerken
Su içtiğimiz her kaynak tuzluymuş
Özlermişim gerçekten
Nice unuttuğum olmuş şu alemde
Ben mi severmişim bir güzeli
Daha yeni yürümüşüm
Sayılı günler silinerek bitmiş
Tüm ismini bildiklerimi ölümle uğurlamışım
Bir rüzgarmışım bilenerek yitmiş
Kapanmışım aynaya ve aramışım bir gerçekliği
Uzandığımda gülümseler bana yetmiş
Vazgeçtiğim olmuş haliyle şu alemde
Ben mi severmişim bir güzeli
Ve güneş benim en derinimi yakan
Sonra beni vefasızlıkla suçlayan
Yansımamı karanlıklara kapayan
İken bir gece yarısında
Bir güzeli mi severmişim
Meselelerde istişare yoluna gitmek kişinin güçlü muhakemesinden ileri gelir. Bir meseleye ilişkin herkesin malumatı olabilir; lakin birisi konuya daha fazla vâkıf; bir başkasının mevzuyla ilgili bildikleri daha yüzeysel; bir diğeri sahip olduğu ilmi icra etmemişken bir başkası aynı ilmi tatbik ve tecrübe imkânı bulmuş olabilir.