Dört diyar gezsem bulamam gece gözlerinin güzelini, meftunum, Mecnunum, dildareyim Esen rüzgar getirse mahrum olduğum kokunu, bahar gelir benim için. Ruhu revanım, muhteriz, naçizane çiçeğim Yar olmadın bana şu fani dünyada muaşaka eyleyemedik, mültefit sevdiğim Ayrı yaşayamam senden,, sensizlik benim için bir münzevi korku, cüda eyleme beni hasret kaldığım tüm güzelliklerden, senden bizden...
Bayan Sabiha, Oktay Rifat'ı Anlatıyor
Ankarada bulunduğum sırada, Oktay Rifatı yakalayıp da bir türlü randevu almam kabil olmadı. Zira ne zaman yazıhajesine telefon etsem (bu şairin aynı zamanda avukat olduğu malúm) «meşgul çıktı yahud hiç ses çıkmadı. İstanbula döndüğümde, Oktay Rifatın da buraya geldiğini öğrendim. Fakat bu sefer de adresini bulmak bir mesele oldu. Nihayet Yeditepes sahibi Hüsameddin Bozok. «Aşağı Yukarı şairinin adresini öğrenip bana mektubla bildirdi. Ben de bir sabah, resimcimizi alarak, Kuzguncuğa geçip, Oktay Rifatın kaldığı köşkün kapısını çaldım. Söz gelişi kapısını çaldım, dedim. Daha doğrusu açık olan kapıdan içeri girdim. Bahçede biraz ilerleyince, mutfakta bulunan esmer bir hanıma Oktay Rifatı görmek istediğimi söyledim, Mavi bluz, siyah etek ve kırmızı sandal giymiş olan esmer hanım, bizi serin misafir salonuna aldıktan sonra: - Bir dakika, kendisine haber vereyim, dedi. Ve biraz sonra İçeri, 40 yaşlarında, kumral, sportmen bir erkek girdi, Gelen Oktay Rifattı. Arzumu öğrenince: - Sizin işiniz ediblerin eşlerile, müsaade edin de eşimi çağırayım, diye dışarı çıktı. Kapımın önünde ufak bir fiskos ve hayret çığlığından sonra şair hayat arkadaşı ile birlikte içeri döndü. Meğer Oktay Rifatın eşi biraz evvel bizi salona alan esmer hanımmış. Tabii evvelă şundan bundan konuştuk. Söz evlenmelerine intikal edince Bayan Sabiha: - Eşimle Ankaradaki Karadeniz yüzme havuzunda tanıştık, dedi. Oktay Rifat, bu sözleri gülerek tasdik ettikten sonra, şunları ilave etti: - Sabihayı görür görmez onunla evlenmeğe karar verdim ve tanıştığımızın ikinci günü kendisine izdivaç teklif ettim, Düşünmesi için de kendisine 24 saat mühlet verdim. Bu müddet sonunda kabul ettiğini bildirdi. 3,5 ay nişanlı kaldık. Sonra 1945 yılımda evlendik. Oktay Rifat, bu malûmatı verirken içeri giren oğlu Samih (dör-ldüncü
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ayça göz
Sufi nin musiki namelerinde, ritimlerin tamburası,, Vecde gelip mevlevi gibi dönen, bi-hud’un gitmesiyim,, Aşkın,, tennureyi nasıl uçurursa, kuş kanadının telek’i,, O nun zelve’sinde der-i kesen ile çevrin çeken,, Adı halvet olan deryadilli, ahenkli, mültefit biriyim,, Şehadet aleminde, alem-i şuhud da bir canım,, Alem-i gaybı bilen bir hiçim,, Hiç geldim, hiç oldum, hiç giderim,, Alemi berzahta toplanır gerçeğim,, Varlığa yansıyan hakikatim ve halim ile,, Münferit olarak berzah aleminde beklerimde, beklerim,, Beklerimde, beklerim.. Cml Çnr
Şiirler 1-2-3
Sen seçtin yazıldı yazgın Anlarsın balık da kızgın Halık da üzgün Yoktur hata Söner mi söndü demekle O nur-ı na mütenahi Nefesle kabil-i itfa mıdır çerağ-ı ilahi Harabat ehlini hor görme zakir Defineye malik viraneler var Doldurmak için önce boşaltmak lazım. İstenilenden fazlasını verme taşmasın Verme çatlatırsın Bırak hakeden alsın Uça gide can dahi, kuru kala ten dahi, Yunus Emre'm sen dahi, tövbeye gel, tövbeye "İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür... İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!" Geçip âhir bu kesret âleminden Hüdâyî halvet-i sultân’a geldik Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık Hemân bir lutf ile ihsâna geldik ((Aziz Mahmud Hüdayi)) Hak tecelli eyleyince her işi asan eder
Senin gözlerin yardım ve yataklık ediyor mültefit sözlerime. Suça bulanmamak mümkün değil. Bakışların olsa da bela üstüne bela Bakmaktan alıkoyamıyorum kendimi, bakmak çok fena... Erdal ÖZAYDIN
Edebiyat
#bugünkükelimemiz #mültefit