Günler sadece kısalmıyor, insanın sırtına
artık dar gelen bir hırka gibi küçülüyordu da sanki. Yüzümü azıcık güneşe dönmeden, kendimi denizin geniş kollarına
bir kez olsun bırakmadan, suratsız Kasım'a, mendebur
Aralık'a dayanacak gücüm yoktu.
Nohut Oda, okurken beni sessizliğe çağıran bir kitap oldu. Büyük olaylar yok; ama küçük duygular fazlasıyla var. Melisa Kesmez, insanın çoğu zaman fark etmeden içinde biriktirdiği hisleri çok sade ama derin bir dille anlatıyor.
Bazı öykülerde durup uzun uzun düşündüm. Anlatılanlar tanıdıktı: söylenmemiş cümleler, içe atılmış kırgınlıklar, görünmeden yaşanan yalnızlıklar… Dil bağırmıyor, acele etmiyor; okura hissetmesi için alan tanıyor. Kitabın 2019 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görülmesi de bu sessiz derinliğin ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesi.
Nohut Oda, bitince büyük bir etki yaratmıyor belki ama insanın içinde sessizce yerleşiyor.