İçimizdeki Kibritler
“Gördüğünüz gibi, hepimizin vücudunda fosfor elde edecek elementler mevcuttur. Hiç kimseye söylemediğim bir şeyi size söylememe izin verin. Büyükannemin ilginç bir teorisi vardı: Hepimiz, içimizde bir kutu kibritle doğarız. Ama tek başımıza bunu yakamayız. Deneyde görüldüğü gibi oksijene ve mum alevine ihtiyacımız vardır. Örneğin, oksijen, sevdiğimiz insanın nefesinden gelebilir. Mum aleviyse güzel bir yemek, müzik, okşamalar ya da güzel sözlerdir. Bunlardan biri parlamaya neden olur ve içimizdeki kibritlerden birini yakar. Bir an yoğun bir heyecan hissederiz. İçimize çok hoş bir sıcaklık yayılır. Bu sıcaklık zamanla yavaş yavaş yok olur. Sonra yeni bir parlama olur ve içimizde bir kibrit daha yanar. Bu duyguyu yaşamak isteyen herkes, kendi içindeki patlayıcıları keşfetmek zorundadır. Bunlar yanarak ruhumuzun beslenmesine yardımcı olur. Yani başka türlü söylersek, bu yanma ruhumuza enerji verir. Bir kişi eğer kendi tutuşturucularını zaman içinde keşfedemezse, içindeki kibritler nemlenir, hiçbir şekilde yanmaz olur."
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Edebiyat
"eğer lamba gibi parlayamıyorsan, mum ışığı gibi parla"
Sayfa 273·Kitabı okuyor
Reklam
Dünya ruhumun bir aynasına dönüşmüştü, kendi meza­rına gömülmüş bilincim sadece karanlığı ve gölgeleri seçebili­yordu.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Mum ışığını severdi; geleneği, daha soylu yaşam biçimlerini, geçmiş zamanları hatırlatan her şey severdi.
İnsan ve Duygular
...gergin bir şekilde kristallerimizi oluşturup, yıldız fallarımıza bakmakla meşgulken, gerçeklerle kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan hurafeleri birbirinden ayırt edebilmemize olanak tanıyan en önemli yetilerimizi kaybedeceğimizden ve ne olduğunun farkına bile varmadan yeniden batıl inançların karanlığına gömüleceğimizden endişeleniyorum
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Alacakaranlıkta, huzursuz mum ışığında küçücük kalmış gibiler.
1000Kitap
Reklam
Reklam