Aslında namaz:
Namaz, Allah’ın emrine itaatir. Namaz, kulluğun ıspatıdır. Namaz, Allah ile konuşmaktır. Namaz, Allah ile buluşmaktır. Namaz, Allah’a yönelmektir. Namaz, Allah’a bağlanmaktır. Namaz, imanın ilanıdır. Namaz, dinin direğidir. Namaz, hicrettir. Namaz, Rasulullah’ın gözünün nurudur. Namaz, vuslattır. Namaz, miraçtır. Namaz, eğilerek yükselmenin adıdır. Namaz, dünyada nurdur. Namaz, ölüm anında şefaatçidir. Namaz, kabirde yoldaştır. Namaz, ahirette kurtarıcıdır. Namaz, cennetin anahtarıdır. Namaz, günahlara kefarettir Namaz, ibadetlerin kabulüne vesiledir. Namazın içinde şeytanla harp vardır. Namazın içinde Rahman’a münacat vardır. Namazın içinde Kur’an-ı Kerim vardır. Kıraat vardır. Secde vardır. Namazda ayakta ibadet vardır. Eğilerek ibadet vardır. Oturarak ibadet vardır. Namazda hamt vardır. Şükür vardır. Kelimeyi şehadet vardır. Namazda farzlar vardır. Vacipler vardır. Sünnetler vardır. Namazda bedenin ve kalbin ibadetleri vardır. Her sabah namazı yeniden doğuşu,
Hiçbir köprü seni getirmiyor bana. Yürürüm dünyada; kabul görür mü? Hakka münacat olur hırkam, Sırattan örülür ince kumaşım. Küçük yüreğimde ateş çakar, Büyüyen sevdana su taşırım. Sesimde titreyen amel, Beni yerden yere vurur. Susuz dertlere yağmur çalan, Selvine dünyayı açan tohumu Can yokluğuna düşürdüm; Alışamadım. Kükrer nefsim. Baktım da kendimden geçemedim. Sızlarım ağır ağır dünyana. Lütuf diye incinen kalbimle Sana gelemedim.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tasavvuf ehline
GİZLİ HAZİNE VİRDİ-İ SETTAR (Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad'ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile tasdik edilmiştir.) Her kim zulm görmüşse, fakirliğe düşmüşse,sevdiğinden ayrılmışsa,borca düşmüşse, işsiz kalmışsa, mülk sahibi olmak isterse evlenmek isterse, üzerine büyü teshir etmişse, bu mübarek havas duasını günde 3-5-7 kere okumayı vird edinsin... Havas dualarını içinde en büyük en faydalı duadır. Vird-i Settar ismiyle meşhur bu dua biraz Arapça bilenlere veya manasını kısmen de olsa anlayabilenler için ne kadar tesirli, ne kadar kıymetli bir hazine olduğu aşikardır. Bu duayı hergün okumayı vird edinen kimse kısa zamanda kötü ibtilalarından kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Kazancı bereketlenir, hasta ise sıhhat ve şifaya. kavuşur. Bir hastaya, bir mecnuna, bir saralıya üç veya yedi gün yedişer defa okunup nefes. edilse biiznillah okunan kimse hastalığından kurtulur. Mahpus okursa hapisten çıkar. Hergün rızaen lillah üç kere okumayı adet edinen kimseyi Cenabı hakk her türlü maddi, manevi kaza ve belalardan korur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bu dua Cenabı Hakk'ın kullarına ve Hazreti Fahri Kainat Efendimiz'in de ümmetine bir hediyesi ihsan ve atıfetidir. Bu duada kul Rabbine o kadar zillet ve iftikarla, aciz ve tevazuyla münacat edip yalvarıyor ki, alemlere sonsuz bir merhamet ve ihsanda bulunan, sınırsız bir atıfet ve kerem bahşeden Allahü Zülcelal Hazretleri kendisine bu dille ve ihlasla yalvaran ve avuç açan kulunu katiyen. red etmez, boş çevirmez. 👉🏻👉🏻👉🏻#305892411
Tasavvuf
Münacat
Telaşlı bir kalabalığın ortasında seni arıyorum. Yokluğun beni benden aldı. Ne yana dönsem Yusuf'un kuyusuna düşüyorum. Gökten rahmet diliyorum, iliklerime işleyen bir sızı var peşimde, dert midir bilmem. Derman Sendedir Ya Rab, acizliğimden Harap Oldum. Ya Rab bana fazlından şifa ver
1000Kitap
Sis
"Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid, Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid. Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh, Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh; Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar! Lâkin sana lâyık bu derin sürte-i muzlim, Lâyık bu tesettür sana, ey sahn-ı mezâlim! Ey sahn-ı mezâlim…Evet, ey sahne-i garrâ, Ey sahne-i zî-şâ'şaa-i hâile-pîrâ! Ey şa'şaanın, kevkebenin mehdi, mezârı Şarkın ezelî hâkime-i câzibedârı; Ey kanlı mahabbetleri bî-lerziş-i nefret Perverde eden sîne-i meshûf-ı sefâhet; Ey Marmara'nın mâi der-âguuşu içinde Ölmüş gibi dalgın uyuyan tûde-i zinde; Ey köhne Bizans, ey koca fertût-ı müsahhir, Ey bin kocadan arta kalan bîve-i bâkir; Hüsnünde henüz tâzeliğin sihri hüveydâ, Hâlâ titrer üstüne enzâr-ı temâşâ. Hâriçten, uzaktan açılan gözlere süzgün Çeşmân-ı kebûdunla ne mûnis görünürsün! Mûnis, fakat en kirli kadınlar gibi mûnis; Üstünde coşan giryelerin hepsine bî-his. Te'sîs olunurken daha, bir dest-i hıyânet Bünyânına katmış gibi zehr-âbe-i lânet! Hep levs-i riyâ, dalgalanır zerrelerinde, Bir zerre-i safvet bulamazsın içerinde. Hep levs-i riyâ, levs-i hased, levs-i teneffu'; Yalnız bu… ve yalnız bunun ümmîd-i tereffu'.
“Sen hiç ölmeyecek olan Bâkî’sin, ben ise ölüp bu dünyadan gidecek olan fânîyim.” (Münâcât-ı Üveys El-Karanî, 7)
Din