Jane Eyre okuyanlar neyden bahsettiğimi çok iyi anlayacaktır sanırım, ben şahsen ilk defa okuyorum ve yarıyı bitirdim. Ama şu an adını her seferinde rotchild ya da rockafeller diye yanlış hatırladığım zengin herif rochester ile jane'nin nişanını nasıl bir son beklediğini hiç bilmeden bile anlayacak kadar ürktüm. Allahım yarabbim, adam bildiğin lovebombing teriminin kurucusu; öyle bi dozda jane'ye yağdırıyor ki ulan bunun sonu kesin feci bi şey diyip korkudan günlerdir kaldığım yerden ilerleyemiyorum. Muhtemel geleceği, olacak olanı düşünmekten kitabı okuma iştahım kaçtı resmen. Ah janet'im, üzümlü kekim, o da başına ne geleceğini az çok seziyor ama kuş kafesinde kalmış işte, öyle ne yapacağını şaştı kendi de. Ben bu korkuyla nasıl devam edeceğim ya .d
Jane Eyre
Bazen tanıdıklarımın insta beğenileri önüme düşüyor (nadiren, sebebini birazdan anlarsınız) hepsi de nasıl kitap okunur bunun hakkında konuşan fransız yazar, makale uzmanından bilmem ne dönemi tarihçesi, hithock filmlerinden sahneler üzerine alıntı yazılı postlar filan. Benim beğeniler ise japon kanjisiyle dehset purna yazılı tişört yapma videoları minvalinde. Algoritmam öylesine karamizah bataklığına dönüşmüş ki arkadaşların ultra elit beğenilerine ayırmalık yer yok.
Bu gün queen bey'in lemonade albümünü bi baştan sona dinleyeyim dedim. Ama dinlerken yanlışlıkla yine ergenliğime dair güzel hatırladığım bi detayın gerçek yüzünü fark etmiş oldum. Albümün adı lemonade ama bana kalırsa "kocam beni aldatmadı, yattığı kadın twerkçi kevaşenin tekiydi sadece. Onu sadece ben sevebilirim ben sevebilirim." olmalıymış. Ya sen benim ergenliğimin ilk dönemleri kadınlığa dair en hayran hayran imrendiğim ikonlardan biriydin, o superbowl performansları, o hauntedler o minelar o pattitionlar, o albümler! Lemonada albümünün de hayatımda güzel hatırladığım bir dönemde dinlediğim ve aklı havada bi ergenliğin etkisinde olduğum için sözlerine dikkat etmediğim güzel bi detay olduğunu sanırdım. Ama queenliğin de bey'liğin de çürükmüş be hocam. Diyemiyosun ki ben michael jackson kariyerine obsesyon düzeyinde kafayı takmış biriyim ve bu yolda ne pisliğe bulaşmam gerekirse bulaşırım umursamam, hatta müstakbel eşimin bundan yıllar önce 12 yaşında bi kızı gözümün önünde istismar etmesine rağmen onun tüm pisliklerine susarım, çünkü bu adam bana imkan sağlama gücüne sahip olduğu için sırtına yapışmaktan başka çarem olmadığını düşünüyorum, o yüzden de aldatıldığım için toplumun benden ayrılmamı beklemesi işime gelmiyor, ben de bu yüzden her ensesi kalın zorbanın tercih ettiği gibi pisliğimi güçsüz olana kusmaya karar verdim, ayrılmamam garip görülmesin diye de aldatan kocamı değil güçsüz olan kadını hedef belledim, bu albümü de sırf öfkemin hıncını ondan çıkarayım, onu rezil edeyim diye yaptım." Diyemiyorsun ki "ulan jay, senin amk şerefsiz herif, beni nasıl aldatırsın, uçkuruna kibrit suyu dökülsün." Ama yook, bunların yerine sadece "o kadın kevaşeydi ve seni sadece ben sevebilirim" sözlerini tekrar edip duruyorsun bey. Ergenliğimin "en ikonik kadınsı
Romanın en başında fred'in halasının onunla ilgili söylediği bi söz var. Resmen hikaye boyunca fred'in eylemlerinin ve gelişen her şeyin özeti. Ama yıllar geçtikten sonra bu detayı ancak anlayabiliyorsunuz. Öyle muazzam bi analiz öyle muazzam bir karakter örgüsü. Elini uzatırsan değeceğin kadar gerçek! Bu arada, uzaktan bakan için bu bi aşk cümlesi gibi gözükebilir ama fredin halasının o mağlum sözünü ve psikoloji hakkında az çok bir şeyler bilseniz bu söz size ayazda kalma hissi yaşatır, sadece ürkütür :)
Mustafa
@musti307
·
Asla anlamadığı, bana yanımda olmasının yettiğiydi
Ya kaç zamandır, bana ne, boşver, dedim dedim geçiştirdim ama sonunda bi post tepemin tasını attırmayı başardı. Açıcam ağzımı yumucam gözümü modunu açıyorum artık yeter. Cidden yeter yani, bu kadar bariz ortada olan bir gerçeğin hala görülmeksizin savunulması normal değil, geçiştiremeyeceğim artık.
Ben bu seriyi ilk kez lisede, henüz basılmamış bir kuruyken wattpadde yayınlandığı bölümler kadarıyla okumuştum, geçen yıl son kitabı çıkınca da finalde ne oluyomuş diye merak ettim, kaldığım yerden devam edeyim dedim ve yıllar önce wattpadde okuduğum kadarının 2. kitabın ortasına kadar olduğunu tahmi ederek ikinci kitaptan başladım. Allahım yarabbim ergenliğimde nasıl bir rezilliği okuduğumu fark etmem bir yana okudukça kriz geçirdim. Ve nitekim benim sabrımın tasını taşıran post da tam da bu kriz geçirme sebebimle bağlantılıdır, bakın; bahsi geçen postta kurgu için "yok işte bu bi kurban ile katilin psikolojisini okuyucuya aktarma eseriymiş de, içindeki bütün o aşağılamalar, edizin kötü muameleleri ondanmış da öznur bunu bize çok gözel yansıtmış da..." argümanları sunuluyordu. Bakınız efenim, bu seri daha wattpadde amatör teri ile ergen kılları ıslanan bir kurgu iken yazar ve çevresi tarafından defaatle "bir kurban ve katilin cinayeti çözme yolculuğu" olarak tanıtıldı. Öznur mütematiyen 2. kitabı wattpaddeki halinden düzenleyip (ve ekleme yapıp, evet. ciddi farklılıklar katan yeni detaylar var) bastırana kadar kurgunun konseptinin bu olduğunu söylüyordu! Sürekli "yok işte cinayet çözülecek bekleyin falan filan"larla okuyucuyu yıllarca bekletti bu kişi ve sonradan Veyl yayınlandığında üstteki postta iddia edilen mevzu başladı. Bu kurgu SONRADAN psikolojik bir konsepte evrildi SONRADAN. Hatta öyle ki, ben veylin basıldığı yıl meraklanıp ilk kısımlarını okudğumda bu kurgu