Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu yazıda, psikiyatrist Mustafa Ulusoy’un Hayat Apartmanı romanını inceleyeceğiz. Romanda baş karakter Mualla Hanım, Kilis’li bir matematik öğretmeni. Roman Mualla Hanım’ın salonda yere düşmesinden sonra başlar. Yerde iken vefatından dolayı derin pişmanlık duyduğu Cemile ile kurduğu diyaloglara şahit oluruz. 26 Kasım 20.55 ile 21.33 arasında Mualla Hanım’ın ölümüne doğru yolculuğa çıkıyoruz. Bazen geçmişe gidip ana karakterle bağlantısı olan kişilerle irtibat kuruyor, bazen de şimdiye gelip Cemile ile Mualla Hanım’ın konuşmalarına şahitlik ediyoruz.
Romanda öne çıkan olan kavramlar ‘ölüm ve iyilik’tir. Mualla Hanım’nın hayatı ve ölümü romanda birden çok karakterle bağlantılı. Hayat Apartmanında oturan Mualla Hanım’ın komşularıyla ve hayatında iz bırakmış kişilerle olan ilişkilerini romanda görüyoruz. Mualla Hanım ekseriyetle insanlara yardım etmeye çalışan birisi. Yapılan bu iyiliklerin mükafatsız kalmadığını müşahede ediyoruz. Bu genel bilgilerin ardından Mualla Hanım’ın diğer karakterle olan bağlantısını ve önemli gördüğümüz hususları inceleyebiliriz.
Romanın baş karakterlerinden biri olan Cemile, Mualla Hanım’ın öğrencisidir. Üvey babası tarafından taciz edilir ve öğretmeni Mualla Hanım’a mektup yazarak yardım ister. Mualla Hanım ne yapacağını şaşırdığından dolayı herhangi bir eylemde bulunamaz. Cemile üvey babası tarafından taciz edilmeye devam eder ve sonunda intihar eder. Bunu öğrenen Mualla Hanım mektubu kimsenin görmemesi için yırtar. Mualla Hanım’ın ömrünün son demlerinde, salonda yere düştüğünde ona azap vermek, hesap sormak için karşısında korkutucu şekilde Cemile belirir. Aralarında geçen konuşmalarda Cemile, geçmişte Mualla Hanım’ın yaşadığı olaylara dair hesap sorar, ölüme doğru ilerlerken ona sıkıntılı anlar yaşatır. Bazı olaylara dair de
Hayat ApartmanıMustafa Ulusoy · Kapı Yayınları · 20171,120 okunma
Merhabalar, bugün Ahmet Murat’ın Kuşlarla Sohbetin Şartları eserini inceleceğiz inşallah. Ketebe yayınevinden çıkan bu eser yazarın Gerçek Hayat dergisinde kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Yazarımız Marmara İlahiyat fakültesinden mezun, İbn-i Haldun üniversitesinde tasavvuf anabilim dalında akademisyen, ödüllü şair, Nihayet dergisinde genel yayın yönetmenliği yapan kıymetli bir isimdir. Araştırma, deneme ve şiir türlerinde eserleri vardır.
Öncelikle belirtmeliyim ki deneme türünde eserler okumayı sevdiğim için bu eseri de keyifle okudum. Eserin dili yalın ve sürükleyiciydi. Ahmet Murat’ın eser üzerine yapılan bir söyleşide söylediği ‘ahir zaman müslümanlarının meseleleri’ ifadesi kitabı en iyi şekilde tanımlamıştır. Tasavvufî tonların fazlasıyla bulunduğu bu yazılar okuyucuya yeni bakış açıları ve ufuklar kazandırıyor. Yazıları okurken kendimizi kimi zaman balkanlarda bir tekkede, kimi zaman Kudüs’de, kimi zaman hac yolculuğuna çıkılan Anadol diye adlandırılan arabanın içinde buluyoruz. Yazarımız dünyayı ‘büyüsü bozulmuş bir dünya’ olarak tanımlayarak eleştilerini dile getiriyor ve büyüsü bozulmuş bir dünyada nasıl yaşamalıyız ? sorusuna cevap arıyor. Yazarın tasavvufa olan muhabbeti yazılarını özel kılan hususlardan birisidir.
Okurken etkilendiğim yazılardan birkaç tanesini inceleyelim:
‘Yazmalı mı yazmamalı mı ?’ başlıklı yazıda Tekke ve zaviyelerinin kapatıldığı döneme ait tekke mensuplarının yaşadıkları zorlukları kaleme almamalarının sebebi sorgulanıyor. Yazarımız bunu Doğulu olmamızla ilişkilendiriyor ve Doğuluların kendinden bahsetmeyi sevmemeleri ve içinde bulundukları durumlardan şikayet etme gibi bir kültürünün olmadığını delil olarak sunuyor. Günümüzde ise yazar bu durumun tam tersi olduğu, duygularımızı paylaşma konusunda teşvik edildiğimizi söylüyor.
Bir ömür boyunca öğrendiğim bu ilimden para kazanmamaya ant içtim. Edindiğim hadisleri başkalarına sadece Allah rızasını ve Peygamberimizin şefaatini kazanmak için öğreteceğim.