İbrahim Serdar Öznurhan

İbrahim Serdar Öznurhan
@munzevi38
Bir ömür boyunca öğrendiğim bu ilimden para kazanmamaya ant içtim. Edindiğim hadisleri başkalarına sadece Allah rızasını ve Peygamberimizin şefaatini kazanmak için öğreteceğim.
Reklam
“Hayatınıza koymadığınız hadisleri zihninize koymayın, ezberlemeyin, okutmayın!”
Râvi: Bir İlim Talebesinin Meşakkatli Yolculuğu
9/10
·200 syf.·
2022 1. kitabı
Râvi: Bir İlim Talebesinin Meşakkatli Yolculuğu Râvi : Hadis nakleden kimse M. Enes Topgül hocamızın Ketebe yayınevinden çıkan Râvi isimli eserini inceleyeceğiz inşallah. Öncelikle belirtmeleyim ki hikaye tarzında olan eserleri okumayı çok sevdiğimden dolayı bu kitabı da çok sevdim. Hicrî ikinci yy’da bir muhaddisin yolculuğu tuttuğu günlükler üzerinden anlatılıyor bu eserde. Râvimiz 163’de doğan, 243’ vefat eden bir kimsedir . Yolculuğu Semerkand, Buhara, Nişabur, Merv,Rey, Kum, Isfahan, Ahvaz, Basra, Mekke, Medine, Sana, Kufe , Bağdat güzergahında geçiyor. Yaklaşık 15 bin km yol yapıyor ve bunu şimdiki gibi araba, uçak vb seyahat araçlarıyla değil, deve sırtında, bazen ise yürüyerek yapıyor. Buradan anlıyoruz ki Hicri ikinci asırda bir ilim talibinin rıhlesi çok meşakkatli süreçlerden geçiyormuş. Eserde râvinin yolculuğunun yanı sıra ilim için gittiği bölgelerdeki siyasi, sosyal durumlara da değiniliyor. Söz gelimi o dönemde iktidarda olan Abbasilerin hadis ulemasına yaptıkları ‘mihne süreci’nden bahsedilerek dönem hakkında bilgi edinmemiz sağlanılıyor. Kitabın ana temalarından biri: İlim yolculuğu(rıhle) yapmanın meşakkatli bir iş olduğunu, çoğu rahatlıklardan feragât etmek gerektiğidir. Râvimiz ilim için başka bir beldeye gitmek isteğinde parası bittiği için kervanın ayak işlerini yapma zahmetine katlanıyor, yeri geliyor bir beldeye tek başına yolu bilmeden işaret taşlarını takip edererek ölüm pahasına rıhle yapıyor. Ölüm pahasına diyorum çünkü: O asırlarda yapılan yolculuklar bir çok tehlikeyi barındırıyor. Örneğin: Çölde yolunu kaybederek ölmek, denizde boğulmak, saldırıya uğramak. Bunca tehlikeyi Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinin doğru anlaşılması ve aktarılması için göze alıyorlar. Bir hadis alabilmek için upuzun yolcuklar yapmayı, ailesinden uzak 3-4
RâviMuhammed Enes Topgül · Ketebe yayınevi · 2021882 okunma
Mülk O'nundur.
8/10
·130 syf.·
2021 14. kitabı
Selamun aleyküm. Bu eser Mustafa Ulusoy'dan okuduğum ilk kitaptı. Eserin içeriği yazarın kurgusal olan terapi hikayelerinden oluşuyor. Buyurun öyküleri inceleyelim. İlk öykü: 'Cennetin Çocuğu' Bu öyküde evladını kaybeden annenin terapisti arayarak içimdeki acıyı giderecek, ‘beni rahatlatacak bir söz söyle’ demesi üzerine terapistin cevapları anlatılıyor. Terapistimizin cevap vermek için debelendiği noktada eşinin ona yardımcı olarak aslında ölen birini kayıp etmediğimizi, bedenin ölse bile ruhun ölmediğini dolayısıyla bunun kayıp olmadığını belirtmesi çok kayda değer bir güzelliktir. Eşinin 'Mülk yalnızca O'nundur' cümlesini hatırlatarak insanın faniliğine işaret edilir. Buradan ilham alarak terapist danışanını rahatlatacak cümleler kurar. Bu öyküde dikkat çeken diğer bir husus da inanmanın kişiye getirdiği bir artının ve huzurun olması. İnsan vefat eden biriyle tekrar kavuşacağını, ruhunun aslında ölmediğini bilmesi onun huzura ermesinin vesileleri olur. İkinci öykü: ‘Tesellici’ Dr. Mavi’nin ruhsal sıkıntılar yaşaması üzerine kendisini teskin edecek birini aramasının konu edinir. Dr. Mavi’nin içindeki sıkıntıları kimseye açmak istemeyişi ve buna mukabil anlatmak ihtiyacını da hissetmesi yaşadığı bocalayışı çok güzel özetliyor. Bu konuda çok güzel bir alıntıyı paylaşmak istiyorum ‘’ Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir.’’ -Yaşar Kemal İnsan sıkıntılarını, hezeyanlarını içine ata ata bir süre sonra şişer ve artık onlarla yaşayamaz hale gelir yani felaketi olur içinde yaşaması. Dolayısıyla en azından yazarak bile sıkıntılarımızı anlatmak insana iyi gelir. Karakterimiz bu bölümde ayın önemini idrak eder ve onla bağlantı kurarak Allah’ a ulaşır. Mutlak Tesellici’nin Allah olduğunu anlar ve
Psikoloji
Ay TerapisiMustafa Ulusoy · Kapı Yayınları · 20132,162 okunma
Talebe hakikatler peşinde koşan kişidir.
9/10
·208 syf.·
2019 9. kitabı
Selamun Aleyküm. Üstad Nurettin Topçu’nun Türkiye’nin Maarif Davası kitabını tahlil edeceğiz. Topçu’nun bu eseri muhtelif yerlerde yayımladığı makaleler ve konferanslarından oluşur. Bu içerikler 1955- 1970 arasında oluşmuştur. Yazının uzamaması için Topçu’nun hayatına dair bilgilere burada yer vermeyeceğim. Bu dönem hakkında ve yazarın hayatı hakkında bilgi sahibi olmak bizim bu eseri daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Eser üç bölümden oluşur. 1. Bölüm: Beklenen Gençlik, Millet ve Türk Maarifi Topçu’nun beklediği gençlik yeryüzüne iman, aşk, ümit saçan nitelikte olmalıdır. Her toplum içindeki gençlerin niteliğine göre değer kazanır diyerek gençliğin önemini vurgular. Topçu burada tarih sahnesinden gençlerin yiğitliğini anlatan örnekler verir, aklıma burada 15 Temmuz gençliği geldi onlar da pekala buraya eklenebilir. Asırlardır yaşadığımız bu buhranlardan kurtulmanın yolu ‘gençlik aşısı’ndan geçer. Buhranlarımızdan bahsederken bunun en önemli nedenlerinden biri olan batı taklitçiliğine dikkat çekilir. Topçu’ya göre Nesli Uçuruma götüren hususlar şunlardır : 1- Ahlaklı olmak ahdinden vazgeçip siyasete alet olmak. İnsanlar bunu yaparken utanmadan ‘dava’ için dediler. Siyaset zaten ahlaksızlıktır demek suretiyle yapılan kötülükleri meşru gördüler. 2-Üretimin yerini taklitçiliğin alması. 3- Aşağılık kompleksine sahip olmak. ‘Adamlar neler yapmış bee, biz nerdee bunu yapacağız’ 4- Kendi yol ve yöntemlerinden ziyade batılı olanlara meyl edilmesi. 5- Hiçbir gayret göstermeden kurarıcı ‘şef,mehdi’ beklemek. 6- Determinizme sığınarak ‘bize yol göstermediler, ondan böyle oldu’ denilmesi. 7- Vazifelere karşı hürriyet tepkisi verilmesi. Neslin tedavisi ise şu şekilde olur : ‘‘Uzviyetten ilme, ilimden sanata ve ahlâka ve nihâyet dine yükselmemiz lâzımdır. Böyle adım adım
Türkiye'nin Maarif DavasıNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2016383 okunma