Nedense büyük kayıplar bir türlü rafa kaldırılamamış kitaplar gibiydi. Masanın üzerinde tozlanmaya devam ediyor, hareketinizi kısıtlıyor, başka kitaplar açmanızı engelliyor ama yine de o anda, öylece, sonsuza kadar kalıyordu.
"Hazine denen şeyin değeri, onu ne kadar sıkı sıkıya tuttuğunla ölçülür," derdi anneannem. Eğer bir şeyi asla bırakmayacakmış gibi ona dört elle sarılırken bulursan kendini, o senin hazinen olurmuş. Herkesin mutluluğu, ruhunun açlığıyla şekillenirmiş. Zaten bu yüzden altın denmezmiş hazineye. Çünkü asıl hazine, insanın ruhunun derinliklerinde saklı olanmış.
Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur...
Sayfa 93 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu