Söyleme Bilmesinler, Şermin Yaşar'la tanışma kitabım olu. Tarih, edebiyat, biraz da psikoliji derken yeni dönem yazarlarına biraz geç kalabiliyorum ne yazık ki... Ama doğru zaman bugünmüş diyerek tanıştığıma memnun olduğum, listeme eklediğim yeni bir yazarım var artık.
Uzun zamandır kendime öğrettiğim, öğrenmeye de devam ettiğim, hem kendimi yönetmemi sağlayan hem de ilişkilerimi düzene sokan bakış açımı bu kitapta çok net gördüm.
İnsanları yargılamak, eleştirmek, öfkelenmek, beklentiye girmek çok kolay ve herkesin de kolayca yaptığı davranış biçimleri.
Çünkü insanın kendini sorgulaması, değiştirmesi, iyileştirmesi, farklı açılardan bakmayı öğrenmesi daha zahmetli geliyor ve bu nedenle başkalarına anlam yükleyerek, suçlayarak, öfkelenerek kolaya kaçılıyor.
Oysa karşımızdaki ne yaşadı, yaşadıkları ya da yaşayamadıkları ne öğretti ve ya öğretemedi, kimden ne bekliyoruz ve bunlar onda var mı?
Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler'de bu durumu gündelik bir aile hikayesi üzerinden çok net bir şekilde ortaya koymuş.
Birbirini eleştiren kardeşlerin, annelerin, eşlerin hepsini kendi dünyalarından da görüyoruz.
Herkesin taşıdığı sırlar ortaya çıktığında, kişiler birbirine açık olduğunda, duygusal ve fikirsel paylaşımlar yapıldığında, "söyle bilsin" dendiğinde, birbirine destek olunduğunda ilişkilerdeki olumlu değişimleri, aslında herşeyin daha kolay olduğunu bir kez daha fark ediyoruz. ️
Öfkeli, ukala, kibirli, gergin vs. diye yaftalanılan herkesin bir arka planı var. Kimi bu farkındalığı yakalayarak iyileşmeyi seçiyor ve daha kaliteli yaşıyor. Kimi de öfkesine teslim olmayı kolay yol olarak seçiyor.
Gelişime açık, özü görmeye odaklı, kendine yatırım yapmayı seçen insanlarla ilerlemek her zaman daha kolay. Çünkü bu insanlar başkalarının negatifliğini kendilerine