Murat

Murat
Yazıların ‘tamamı’ şahsıma aittir.
Seninle denizde kaybolmak istedim, karada bulamadığım huzuru ararken. Ay, ikimizin üzerine eğilmiş bir sır gibi duruyor sanki biliyor; bazı aşklar yaşanmaz, sadece suda yankılanır. ✍️ Murat Çağlar
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hangi nurdandır bilmem sesin; dokunur da kalbime, bir çağ başlar. Hangi dildendir bilmem hitabın; duyulmaz kulakla, ama içimde yankılanır. “Gel” dersen, dağlar erir ayaklarımın altında; gök eğilir, secde olur alnıma. Yeryüzü aşkıma şahittir, şahittir aşkı yaratan Mevla. Aşkla yanmak, yanmamanın kefaretidir. Sevdan, elli yedi denizi serper bağrıma. bir bir dökülür gökten yıldızlar, gözlerim değdiğinde sana. Dizinden gayrı hiçbir han, konak değildir bana. Her gözyaşım Kevser’e düşen bir damla, kan diye damarlarına, nefes diye soluğuma seni katmış Mevla. Hangi hikmettendir bilmem bu aşk; artar yandıkça, taşar sustukça; bağrım açılıp da genişlesin diye inşirah kıldı seni bana Mevla. ✍️ Murat Çağlar
Şiir
Vuslat
Dile de kolay değil, inanın. Yüreğimde kurulu tahtı, tam on dört yıl oldu yüreğim evini bulalı. Toz pembe başladı; rüya gibiydi, şiirden öte şiir, sanki bir masal diyarıydı; öyle bir andı. Şu an olduğum gibi biri değildim: Daha kavgacı, daha sabırsız, daha anlayışsız, serseri ve daha geleceksiz bir insandım. Duygusallık, romantizm ya da şiir, hiç o bezlerde yoktu tarağım. Sevildim, çok sevildim, hissettim; ama toydum işte sevilmenin ve sevmenin kutsallığını idrak edemedim. Ve bitti. Biteli tam on iki yıl oldu. Ve ben büyümeye başladım. Bu acı tam on iki yıl kavurdu beni; sanrılı, sancılı, yedi denizi çöle çeviren gözyaşlarıyla geçti yıllarım. On iki yıldı ama yetmiş çöl çevirdim sanki kum saatinde. Allah’a sığındım; şiirle tanıştım, büyüdüm. Sana yazdım her bir satırımı ve hiç nokta koymadım. Tüm şiirlerim, bütün bu iç çekişlerim hep sanaydı. Bu anın hayalini öyle çok kurdum ki… İmkânsızdı. Öyle çok içime çekildim ki… Zamansızdı. Ve her şey ve her şey ve her şey anlamsızdı. Bugün ben Allah’ın büyüklüğünü ve duanın gücünü çok daha iyi bildim; idrak ettim, öğrendim, hissettim. Sonsuzmuş. Olmaz denilen her şey olurmuş… Dedim ya: “Koca bir kâinatı yürüdüğün kaldırıma sığdırdım. Dünyanın merkezini bilmem de, kalbini orada attırdım. Bak, omuzlarım yuvasıdır kuşların. Yedi pencere açtırdım, çiçekli artık önleri, ördüğün duvarların. Aç o pencereleri; aç ki hava alsın. Sen benim dönülmez yolum, kutsal davamsın.” ✍️ Murat Çağlar
Edebiyat
Kirpik görünmez göze; lakin korur tozdan, kirden. Benim de niyetim budur gönlümde, budur senin için yüreğimde kurduğum düzen. İncitmeden, seni boğmadan, belki de önüne çıkmadan korumak seni; bir kafese tutsak etmeden. Kanatlarını almak istemiyorum senden. Çünkü sen uçarken güzelsin ve seni izlemek göğü buğuluyor gözümde. Sen sözümde, sen özümde; sen hep benimle her yerde. Gittiğim yerlere benden önce seni götürüyorum. Gittiğim yerlerde beni beklediğini hayal etmek, rızkıdır zihnimin. Ve dahi yeter bana, yanında durabilmemin şerefi. Söz: Son damla kanım kuruyana kadar bileceğim bunun kıymetini. Ve sen, bir suyun sessiz akışı gibi geçiyorsun içimden; ne gürültün var ne aceleciliğin. Senin dokunmadığın anlarda bile varlığın yankılanıyor ruhumun boşluklarında. Ben seni avuçlarımda saklamıyorum; rüzgârı tutamaz ki insan, ama hissedebilir teninde. Ben de seni böyle taşıyorum ne zincir ne zindan, yalnızca bir dua gibi dilimde, bir kıvılcım gibi kalbimde. Sen yürüdükçe, ayaklarının bastığı toprak bile yeni bir koku yayıyor sanki evrene; senin yolculuğunla renk değiştiriyor günlerim. Bazen bir bulutun ardında saklanır gibi çekiliyorum geriye, senin gökyüzün geniş kalsın diye. Biliyorum, senin özgürlüğün benim de nefesimdir; sen uçtukça ben varım, sen genişledikçe ben çoğalırım, çağlarım. Ve inan, sana duyduğum bu yakınlık bir sahiplenme değil, bir eşlik etme hâlidir. Bir yıldıza bakar gibi bakıyorum sana; ne ona dokunabilirim ne de yakabilirim, ama varlığı gecemi parlatır. Senin ışığın bana yetiyor, göğsümün içindeki karanlığı bile mavileştiriyor. Benim tüm çabam, senin yolunda bir taş olmamak; sadece, seni gölgeleyen bir ağacın serinliği kadar görünmez bir dostluk, bir avuç rüzgâr kadar sadık bir bekleyiş… Çünkü bilirim, güzellik özgürlükte filizlenir ve ben seni kendi
Şiir
Uygunsuzum, sen ört üstümü Üşüyorum, giydir beni Çırılçıplak tüm acılarım, Sen gizle beni. Parmakla gösterilen hüzünlerim var, Örneğiyim bütün sızıların. Teli kopmuş sazımın, Bozuk hüzün notalarım. Sanrı diye yazdığım korkularım, Yanmış aldığım tüm notlarım. Bitmiş mürekkebim, sen yaz beni. Sürgün edildiğim gönül yurdumdan Bir çare, güçsüzüm, sen toparla beni. Benim mahkûm, sensin bu aşkın hâkimi. Yargıla: Ya özgür bırak ya sen as beni, Ya kanat bahşet bana Ya da geçir boynuma ipi. Sen tekmele taburemi. ✍️ Murat Çağlar
Şiir