Kirpik görünmez göze; lakin korur tozdan, kirden. Benim de niyetim budur gönlümde, budur senin için yüreğimde kurduğum düzen. İncitmeden, seni boğmadan, belki de önüne çıkmadan korumak seni; bir kafese tutsak etmeden. Kanatlarını almak istemiyorum senden. Çünkü sen uçarken güzelsin ve seni izlemek göğü buğuluyor gözümde. Sen sözümde, sen özümde; sen hep benimle her yerde. Gittiğim yerlere benden önce seni götürüyorum. Gittiğim yerlerde beni beklediğini hayal etmek, rızkıdır zihnimin. Ve dahi yeter bana, yanında durabilmemin şerefi. Söz: Son damla kanım kuruyana kadar bileceğim bunun kıymetini.
Ve sen, bir suyun sessiz akışı gibi geçiyorsun içimden; ne gürültün var ne aceleciliğin. Senin dokunmadığın anlarda bile varlığın yankılanıyor ruhumun boşluklarında. Ben seni avuçlarımda saklamıyorum; rüzgârı tutamaz ki insan, ama hissedebilir teninde. Ben de seni böyle taşıyorum ne zincir ne zindan, yalnızca bir dua gibi dilimde, bir kıvılcım gibi kalbimde.
Sen yürüdükçe, ayaklarının bastığı toprak bile yeni bir koku yayıyor sanki evrene; senin yolculuğunla renk değiştiriyor günlerim. Bazen bir bulutun ardında saklanır gibi çekiliyorum geriye, senin gökyüzün geniş kalsın diye. Biliyorum, senin özgürlüğün benim de nefesimdir; sen uçtukça ben varım, sen genişledikçe ben çoğalırım, çağlarım.
Ve inan, sana duyduğum bu yakınlık bir sahiplenme değil, bir eşlik etme hâlidir. Bir yıldıza bakar gibi bakıyorum sana; ne ona dokunabilirim ne de yakabilirim, ama varlığı gecemi parlatır. Senin ışığın bana yetiyor, göğsümün içindeki karanlığı bile mavileştiriyor.
Benim tüm çabam, senin yolunda bir taş olmamak; sadece, seni gölgeleyen bir ağacın serinliği kadar görünmez bir dostluk, bir avuç rüzgâr kadar sadık bir bekleyiş… Çünkü bilirim, güzellik özgürlükte filizlenir ve ben seni kendi