"Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ’Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.”
Martin Luther King
Projemizin ekibinden değerli Murat Ergin'in "Peynirimi Kim Kaptı" isimli kitaba yazdığı inceleme yazısı için kendisine teşekkür ediyoruz.
Size şimdi bi hikayeden bahsedicem, Peynirimi Kim Kaptı. Bu hikayede 4 karakter var. Her birinin öne çıkan belirgin bir özelliği var. Biri hızlı koşar, biri iyi koku alır, biri sürekli içerisinde bulunduğu şartlardan şikayetçi, bir diğeri ise değişime açık ve isimleri bu özelliklerini yansıtan cinsten. (İsimlerini söylemiyorum, hikayeyi okuyunca siz görün.) Bunlardan ikisi fare, ikisi insan. Hikaye gittikçe ilginçleşiyor dimi? Bu dört karakter bir labirenttedir, hayatımızın o dolambaçlı bazen içinden çıkılmaz hal alan bazen kaybolduğumuzu hissettiğimiz yollar bütününü andıran. Bu labirentte peşlerinde oldukları peynir vardır. E tabi karın doymadan yaşam olur mu? Kimi zaman peynire kolayca ulaşırlar, kimi zaman biraz arayarak. Peki ya bir gün o peyniri bulamazlarsa... Sizce ne yaparlar veya siz ne yapardınız? Peynir, ulaşılmak istenen hedef. Sadece bir yiyecek değil; amaçlar, hayaller, gelecek. Gelin labirentte peynir arayan dört karakterin hikayesini okuyarak yaptıklarına şahit olun ve ders çıkarın. Evet, yanlış duymadınız. Bu hikayeden çıkarılacak nice dersler var. Ümitsizliğe kapılmamak, zoru başarmak, söylenip durmamak, değişimi farketmek ve daha birçok şey sayılabilir. Basit bir hikaye anlatıyor gibi görünen ve incecik bu kitabı, 'Peynirimi Kim Kaptı'yı, alıp bir çırpıda okuyacaksınız. Eminim okumadan önce ve okuduktan sonraki bazı düşünceleriniz değişecek. Pişman olmayacaksınız. Keyifli okumalar. Okuyan kişi yorumlarını paylaşmak isterse üzerine konuşabiliriz.
Murat Ergin, Peynirimi Kim Kaptı?, Spencer Johnson