"Yörüngede", aceleye gelmeyecek, sindire sindire okunacak bir kitap. Her satırı insanı biraz daha yavaşlatıyor, uzayın sessizliğine kulak vermek gibi. Yalıtılmışlık hissi veren, sakince süzülen bir metin, tıpkı uzay boşluğunda ilerleyen bir araç gibi.
(İncelemenin sonunda kitabı beğenmeyen ve henüz okumamış okura kısa bir not bıraktım.)
Bu roman bir macera ya da aksiyon vaat etmiyor; bunun yerine düşüncelerin içsel akışına, anıların ve özlemlerin ağır ağır yüzeye çıkışına alan açıyor. Uzay istasyonunda geçen bir tek gün, karakterlerin bilinçlerinde yıllara, hayatlara, kayıplara uzanıyor.
Zaman dilimi, insanlık, varoluş, zaman, ölüm ve gezegenin kırılganlığı üzerine yoğun bir içsel yolculukla dolu.
Lirik anlatım; uzayın sessizliğini, istasyonun yalıtılmışlığını, astronotların hafiflik ve yalnızlık hissini neredeyse meditasyon gibi sunuyor.
Büyük olaylar yok, heyecan yok, çatışma yok, koşuşturmaca yok. Küçük olayların, büyük anlamları var, derinlemesine düşüncelere dalan, sorgulayan, anlamlandırma ve anlam arayışı var.
Harvey, bunu bilerek yapıyor, uzay temalı romanlardan beklenen ne varsa elinin tersiyle itiyor.
Evinden uzak altı astronot... Bir metal parçasının içindeler. Ölümün kıyısında yaşıyorlar. Dünya altlarından geçiyor ama onlara ait değil. Yukarıdan bakıyorlar, tıpkı Tanrı gibi; hiçbir şeye müdahale edemiyorlar, sadece izliyor, gözlem yapıyor, fotoğraf çekebiliyorlar.
Harvey'nin dili gösterişli değil; sade ama dikkatle işlenmiş, şiirsel bir yalınlık taşıyor. Anlatı, uzay istasyonunun sessiz koridorlarında yankılanan düşünceler gibi ritmini yavaşlatıyor, okuru da bu sessizlikte düşünmeye zorluyor. Okurdan sabır istiyor, karşılığını da veriyor.
Yörüngede, anlam arayışının, hatıraların ve ölümün karşısındaki çaresizliğin incelikle işlendiği bir metin.