“Onun hikâyeleri içinde en meşhuru, en heyecanlısı ‘gulyabani’ vakasıydı. Bu bir masal değil, gerçek bir olay, gençliğinde Muhsine Hanım’ın yaşadığı acayip ve üzücü maceraydı.”
Üç kıtaya yayılmış bir ülkeyi devlet yönetir; sadrazam, nazırlar, müdürler, eyalet valileri, şeyhülislamlar... Bu binlerce kişi devleti yönetir ama en ufak bir aksamada sorumluluk tek kişiye ait olur. .......
İmparatorluktaki her sorun bana mal ediliyor, asırların yükü omuzlarıma biniyor, her yerde lanetleniyorum.”
Gerçi kendisini tahttan indirenler, hayatının güvence altında olduğunu bildirmişlerdi ama o yalancılara bel bağlanır mıydı hiç? Belki de kendisini bu kadar uzağa, Selanik’e getirmelerinin sebebi, İstanbul’da katledildiği zaman halkta bir tepki oluşmasından korkmalarıydı.