Özellikle gençlerin okuması gereken bir kitap olarak listelerine almalarını öneriyorum. Ve en baştan şunu söyleyerek başlamak istiyorum:
Gençler! Umut etmek için, hayal kurmak için, iyi bir ömür yaşamak için hepinize gereken, kendi kendinizi inşa etmenizi öğrenmektir. Hayat denen köprüden ancak bu şekilde geçebilirsiniz. Bu kitap size böyle bir bakış açısı kazandıracaktır.
Her gün sorup durduğumuz ne kadar çok soru var. Üstelik ne kadar çoğu cevapsız kalıyor. Biz bu hayatta nasıl mutlu olacağız? Ne yaptığımızda, neye ulaştığımızda kendimizi bir şeyleri başarmış, bir yükü hakkıyla omuzlamış ve bir yere kadar taşımış hissedeceğiz? Bu yükü nasıl taşıyacağız? Çalışacağız, okuyacağız, göreceğiz, planlayacağız, kendimize bir hayat kuracağız, tamam ama bunu hangi ölçüye göre yapacağız?
İlber Ortaylı'ya göre bir ölçü hep var. Bir tür altın oran... Çoğumuz bunu ıskalasak da, kaçırsak da, tutturamasak da bir hesap standardı var. Bu ölçü, bu standart, bu altın oran tarihten bu yana hep kendini korudu. Toplum yaşamının ilk günlerinden beri düşünürler bu konuya kafa yordu. Çalışmanın ölçüsü. Düşünmenin ölçüsü. Okumanın ölçüsü. Durmanın, beklemenin ölçüsü. Tembelliğin ölçüsü. Tevazuun ölçüsü. Hatta mutluluğun ölçüsü...
Dokuz bölümden oluşan bu kitap bir tecrübe aktarımı desek yanılmış olmayız. İçinde bulunduğumuz anı ve sonrasını planlamanın yolları olduğunu savunuyor ve bu yolları anlatıyor İlber Hoca. İnsan geleceğini kurarken, elinde olmayan çokça unsur tarafından etkileniyor. Ama bu etkiyle baş edilebileceğini ve hangi şartta olursa olsun geleceğini inşa etme gayretinde olması gerektiği mesajı veriyor kitap. Hayatımızı planlamakla iş bitmiyor. Bu planı çevremizle nasıl ilişkiler kurarak götüreceğimiz ve zamanı bu uğurda kendimize nasıl yardımcı kılacağımız hususunda