Yolda giderken her şeyi fazla ciddiye aldığım için bana sitemde bulundu, sonunda kendimi tüketmeyeyim, kendimi esirgeyeyim diye. Ah, o bir melek! Onun uğruna hayatta kalmaya mecburum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama yine öyle bir gün gelir ki...
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için...
Çalan, bir gün adalet için...
Döven, bir gün şefkat için yalvarır...
'Piyon' deyip geçme, gün gelir şâh olur...
Şâha da fazla güvenme...
Gün gelir mat olur.
Ömer Hayyam
Bey de olsan paşa da olsan, bazen bazı şeyleri zorlamamak lazım. İnat, hırs, öfke ve mevki gibi şeylerin insana ve topluma verdiği zararları görüyoruz. Ufak bir at konusunun nerelere kadar ilerlediğini görüyoruz. Anlatılan toplumda öne çıkan 2 konu vardı: Sıkı sıkıya uyulan gelenekler ve insanlar ne der sonra düşüncesi... Bu bağlamda konular ilerliyor ve inatlaşmayla konu çığ gibi büyüyor. İki sevdalı insan da o kadar çaba gösterip en sonunda mutlu olamaması üzdü. Ahmet, keşke kendi kafasındaki düşünceye inanmak yerine Gülbahar'a o gün neler yaşandığını sorsaydı diyorum. Kısaca özetlemek gerekirse: Sonu mutlu bitmeyen, akıcı bir olay örgüsüyle ilerleyen kısa bir masal tadında bir kitaptı. Tavsiye edilir..
Gülbahar yerinde duramıyordu. Bütün bedeni, kafası, duygularıyla bir çare arıyordu. Uçan kuştan, akan yılandan car umuyordu. Doluya koyuyor almıyor, boşa koyuyor dolmuyordu. Gözü hiç bir şey görmeden sarayın içinde dört dönüyordu.