Yeni bir plan, yeni bir hayat.
Defalarca, attığım çığlıkları yüreğime sıkıştırıp geceye armağan etmiştim ama bu sefer olmayacaktı. "Ne görüyorsun?"
"Hiçbir şey, karanlık."
"Bazen görmek için," dedi dudaklarını kulağıma yaklaştırarak.
"Işıkları yakman gerekli."
Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var, Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün…
Lev Tolstoy - İnsan Neyle Yaşar
1885'te Rus yazar Leo Tolstoy'un yazdığı kısa hikâyedir.
Tolstoy, İnsan Neyle Yaşar'daki tüm öykülerinde insanın özünde iyilik olduğunu vurgular. Şeytan ve meleği temsil eden karakterleri öykülerinde kullanarak, insanın er ya da geç iyiliğin peşinden gidebileceğini anlatmak ister.
Tolstoy, 1885'te yayımlanan bu esere adını veren "İnsan Ne İle Yaşar" adlı öyküde, insanların özünde iyilik olduğunu ve durum her ne olursa olsun iyilik yapması gerektiğini anlatır. "Peki insanların içinde hiç mi kötülük yoktur?" diye bir soru akla geldiğinde ise yazarın başka bir öyküsüne göz atmak yeterli olacaktır. "İnsana Ne Kadar Toprak Lazım" hikâyesinde de bu sorunun cevabını buluruz.
Toplumsal konular ile alakalı her zaman duyarlı olan edebiyatçı ve fikir adamı Zülfü Livaneli, bu kez bir Ege balıkçısının ve kaderlerine terkedilen göçmenlerin akıbetine eğiliyor bu kitabında.
Ülkemizin yetiştirdiği, gelmiş geçmiş en iyi edebiyatçılarından biri olan Livaneli, Bu romanında son yıllarda ayyuka çıkan ve hepimizin gözleri yaşlı yakından izlediği illegal/kaçak göçmenliği; balıkçı Mustafa, eşi Mesude ve Samir bebek üzerinden anlatıyor.
Hayatlarındaki yaşayabilecekleri en büyük travmadan sonra Mustafa ve Mesude çifti, Balıkçı ve Oğlu adlı bu romanda; Ege’de ticari amaçlı balık çiftliklerine ve rant hırsıyla dağlara, kıyılara saldıran şirketlerin yarattığı ekolojik yıkıma dair de çok şey ekliyor aslında.
Balıkçı ve Oğlunu okurken, benim hissettiklerim sevgi, ebeveynlik, evlat sevgisi, göç, doğa sevgi ve koruma bilinci, kadın dayanışması ve dostluk oldu, son derece akıcı ve amaç dolu bir zenginlik içerisinde kayboldum.
Tüm kalbimle herkesin okumasını tavsiye ederim
Babanız içerde şiir yazıyor diye çocuklarımı sessiz ağlattım ben." Kolay değildir tabii şair eşi olmak.
Hayat zor, hayat acımasızdır. Ölüm Hatice Hanım'ı, şairin ünlemesiyle Ömür Hanım'ı koparıverir hayattan, kolunu kanadını kırık bırakır şairin.
"Sevmenin, dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim." diyen şair için sevdiğinden ayrılık vaktidir.
"Doktorlar bembeyaz susuyor
Ben sana inanıyorum
Ölüm yok dünyada!"