"Bir lokma kırk paraya, diğer bir lokma on kuruşa. Ağıza girmeden ve boğazdan geçtikten sonra birdirler. Yalnız, birkaç sâniye ağızda bir fark var. Müfettiş ve kapıcı olan kuvve-i zaikayı taltif ve memnun etmek için birden ona gitmek, israfın en sefihidir..."
Şöyle bir yazı okumuştum...
"Bir şeyler eksik. Binlerce cami, her camide vaiz, binlerce hoca, yüzlerce ilahiyat ve imam hatip lisesi, binlerce öğretmen, sayısız dernek ve vakıf ama sokaklar Avrupa, beyinler oryantalist, ahlakımız çukur, haram ucuz, helal zor, Müslümanlar garip. Velhasıl bir şeyler eksik..."
Dervişin biri talebeleriyle dergahına giderken yol kenarında birkaç yavru köpeğin birbirleri ile oynadıklarını görür. Bu hâl talebelerden birinin çok ilgisini çeker. Bir zaman dikkatle izledikten sonra yanında yürüyen bir diğer arkadaşına döner ve der ki:
"Şu küçücük hayvanlara bak nasılda anlaşıyorlar dalaşmadan, didişmeden... Keşke insanlar da bunca kavgaya bunca hasede tutuşmasa da şunlardan ibret alsa..."
Tam sözünün devamını getirecektir ki uzaktan onun söylediklerini işiten derviş girer araya:
"Ey Molla"der, "sen bakma onların öyle kardeş gibi durduklarına. Aralarına bir kemik atıver de o zaman gör kardeşliği..."