Çok güzel dili olan bir yazar zaten Ayşe Kulin. Kitabın hikayesinden hiç bahsetmeden tek söyleyeceğim karakterlerimizin ve hikayenin Balkan kökenli olması dolayısıyla buna alışık olmayanlara biraz zor ve karmaşık gelebileceği.
İşte hayat da böyle bir döngü. Döngü, dönmek demektir. Bütün insanlar ve canlılar doğup büyüyor ve sonunda aynı yere dönüp ölüyorsun. Yani ölmek de tıpkı doğmak kadar çok doğal, çok normal. Bu yüzden ölümden korkmak çok saçma çünkü ölenler yok olmuyor.
Gerçek, ancak görülmeye başladığı anda alev alan bir ateş gibidir. İnsan onu görene kadar gerçek uyuyan bir yanardağın içinde sessizce bekleyen kor ateştir.
Körlük; bir gün ansızın yolda arabasıyla giden bir adamın, trafikte beklerken beyaz bir ışık sonrası kör olmasıyla başlıyor. Nereden ve neden geldiği bilinmeyen bu körlük, bir salgınmışçasına yayılmaya başlıyor. Birbiriyle farklı noktalarda temasa geçmiş, aynı ortamlarda bulunmuş ve iletişim kurmuş yüzlerce kişi terkedilmiş bir yerde karantinaya alınıyor. Sadece günlük yemek ihtiyaçları karşılanacak şekilde onları bir yere kapatıyorlar ve belirli kurallar çerçevesinde bu insanlar orada yaşamaya bırakılıyor. Orada sadece bir kadın körlüğe yakalanmıyor. İnsanlığın ve vicdanın gitgide eriyip gittiği bu yerde; tüm bu acımasızlığı çıplak gözlerle gören bu kadının yaşadıklarına, oradaki düzenin yavaş yavaş nasıl rayından çıktığına ve daha bir sürü olaya eşlik ediyoruz.
KörlükJosé Saramago