Puan vermedi·128 syf.·
2026 440. kitabı
Ey milletin bedbaht fedaileri size yalnız tarih acıyacak... Safvet Nezihi Müsebbib, II. Abdülhamid istibdatına karşı ilk kıpırdanışlardan biri olan Ali Suavi Vakası ve Jön Türk muhalefeti çevresinde Zülfikar Efendi ailesinin uğradığı yıkımı anlatan bir romandır. Balkanlarda kaybedilen toprakların yol açtığı göçler ve sefaletin üstünde yükselen II. Abdülhamid’in ceberrut istibdatının devrilmesinin hemen ardından yazılan bir özgürlük çığlığı… Ne kadar hamiyetli vicdanlı adam varsa birer birer zindanlarda, sürgünlerde mahvedildi. Artık hiç kimse ağız açamaz, söz söyleyemez oldu. Beş-on zalim yaktıkları evlerle, yıktıkları ocaklarla saraylar yaptırıyorlar, gelirler kuruyorlar. Fakat... fakat ötede millet mahvoluyor. Memleketin serveti bitiyor, mali itibarı düşüyor, ahalisi perişan oluyor… Nasıl söyleyeyim bilmem, kısaca çöküşe yaklaşıyor. .. Birkaç müstebit zalimin elinde koca millet âdeta oyuncak. Onları kırıp geçiriyorlar. Soyup soğana çeviriyorlar. Fakat kimin ne haddine! Memlekette kanun, adalet, insaf yok de de gör. Katiller gibi Taşkışla’larda, zaptiye hapishanelerinde seni senelerce inletirler. O derece ki insanı dünyaya geldiğine, Osmanlı doğduğuna pişman ederler.” Tarihi bur romanda Gezinmek istersenız Müsebbib
Edebiyat & Roman
MüsebbibSafvet Nezihi · Oğlak Yayınları · 202115 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 36. kitabı
BİR BAŞKA SEN . " Zamanda ne geçmiş vardır ne de gelecek. Her şey şimdi dediğimiz anda mevcuttur sadece. " Dedesinden kalan evde yaşayıp dedesinin dükkanından gelen kira ile geçinen Zafer, antika eşyalarla dolu evinde uyurken alt kattaki eski telefonu çalar. Cep telefonu varken evden arayan kim olacaktır ki? Babasıyla dargın olsa da, aklına ilk gelen yine babası olur ve telefonu açınca yaşar büyük şoku. Öldü bildiği arkadaşı Hakan telefondadır. O geceden sonra ne bir haber ne bir ses aldıkları Hakan, antikacı Yakup' un dükkanının yanını almıştır ve yine ikna eder arkadaşını görüşmeye. Plan başlamıştır... Zaman taciri'dir antikacı Yakup. Neden mi böyle demişler ona? Seneler önce kasasına koyduğu ve kimsenin dokunmasına izin vermediği bir kristal taşlı kolye . Saklı dehlizler ile farklı zamanlara ve kopya kendilerine götüren , üzerinde R harfi olan bir kristaldir buna müsebbib. Zambak. Altın sarısı saçları ile eski İstanbul evlerinin fotoğraflarını çekiyordur sözde. Peki Zafer'den istediği nedir? Bahçesindeki kilitli kuyuyu görünce aklından neler geçmektedir? Dylan, Yakup'tan devralmıştı sırrı ama Zambak ile ilişkisi nedir? Farklı kurgusu, merakla okutan hikayesiyle 'zaman geçip gidiyor mu, yoksa geçmiş ve gelecek bir yanılsama mı? 'diye soruyoruz okudukça kendimize? Zaman seyyah olmak mı, yoksa an'da yaşamak mı? Belki de seyir halindeyiz bir geçitten gelme ve farkında bile değiliz henüz. Antika, tarih, farklı zamanlardaki kişiliklerimiz ve zaman. Kurguya damga vuran ve keyifle okumamızı sağlayan olaylar silsilesinin kahramanları işte bu kelimeler. Hadi, sizlerde Kapalıçarşı'ya Zaman Taciri Yakup'un dükkanına buyrun ya da surlara giderek hala var mıdır bilinmez kafatasları ve kemikler arasında başka bir kristal bulun kendinize. Pişmam olmayacağınız #birbaşkasen ,
Bir Başka SenBetül Kılıç · Gutenberg Yayınevi · 20269 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İnsanoğlu tek başınayken bir halt değildir."
Puan vermedi·557 syf.··
2025 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 01:51
Tarih kitaplarında sıkça duyduğumuz ve genellikle bir sayfadan fazla yer verilmeyen 1929 Ekonomik Krizi'nin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisini konu alan bu kitap acıyı, merhameti ve dahi insana dair birçok güzellik ve kötülüğü gözler önüne seriyor. Çok uzak bir zamandan bahsederken tekrarlanmayacağına olan eminliğimizle deriz ki "yaşandı ve bitti." Fakat John Steinbeck'in kalemi bizlere tekrar tekrar hatırlatır: Yaşandı fakat bitmedi. Amerika'nın Oklahoma eyaletinde bulunan McAlester Hapishanesi'nden bir mahkûm çıkar. Adı Tom'dur. Tom Joad. Yıllar sonra tahliye olan Tom, ailesinin yaşadığı eve gider fakat bilmediği bir sebepten ötürü ne köy ne de aile fertlerinden kimseyi koyduğu yerde bulamaz. Herkes göç etmiş ve köy bir ölüm sessizliğine terk edilmiştir. Papaz Casy ile bu durum üzerine konuşurken eski bir köylüsüyle karşılaşıp durumu öğrenmiştir: küçük toprak sahipleri kuraklık, kıtlık, yoksulluk kıskacı arasında ezilmemek için bankalardan (arazi şirketi) borç almış fakat kuraklığın sürekli devam etmesi ile ne topraktan ürün alabilmiş ne de bankalara olan borçlarını ödeyebilmişlerdir. Banka da ellerindeki toprağı fakir köylüden alıp halkı göçe zorlamaya başlamıştır. Halk toprağını terk etmemek için kimin kapısını çaldıysa aldığı cevap aynı olmuştur: biz de emir kuluyuz. Peki kimdir buna sebep? Tarım ve Et Şirketi! Şöyle diyor halk: "Bir şirket. Deli olur insan. Karşısına dikileceğin kimse yok ortada." Halk bir müsebbib ararken yorulur ve mecburi bir göçe sürüklenir. İşte bu noktada Tom, ailesinin John Amcanın evinde olduğunu ve birkaç güne onların da göç edeceğini öğrenir. Papaz Casy ile John Amcaya giderler. Ailesi Tom'u gördüğüne çok mutlu olmuştur. Tüm aile artık yan yanadır, Anne bilir ki onlar bir bütünken yani sen ben değil "biz"ken çok daha güçlüdür.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,8bin okunma
2024, ricalun muhtelifun nefsul kıssa.
Puan vermedi
1963, ricalun fi’ş-şems. 2024, ricalun muhtelifun nefsul kıssa. Bugünlerde havalar çok güzel. Karnım tok ve de sırtım pek والحمد لله. Böyle güzel havalarda Ebu kaysı anlayabilir miyim? لو أفهمه. Ebu Kays yerin nabzını bile duyardı. Biz taşlaşmış yüreklerle betonlar üzerinde yürüyoruz. Derlerdi ki, duyduğun yüreğinin sesidir Ebu Kays. Yıl 2024 ما زال memleketinden sesler yükseliyor ki bunlar seni binlerce km yerinden eden sesler. Sesler, sesler; bam bam bam. Duymuyoruz, zaten bize yüreklerimizin sesi bile ulaşmıyor artık. Tanker alev alev yanan yolda ilerliyor, motoru aman vermeden harıldıyor. Bildiklerim utancımı harlamaktan başka işe yaramıyor. Şahit oldum, şahitliğim kanıma dokunuyor. Ebu Kays, hikâyede belki yaşı belki de yaşına paralel yaşadıklarının ağırlığı hasebiyle yüreğime en çok dokunan karakter oldu. Allahu alem hayatının son demlerine rağmen arkasında kendisine ‘’gitme’’ diyemeyen zevcesi ve fikrinde boğum boğum dallarıyla her sonbahar zeytin veren ağaçlara bir gün kavuşmanın hayali. Kanafani, mahcubiyeti ve garipliği Ebu kays ile ete kemiğe büründürmüş bu sebepten olsa gerek hikâye boyunca kalbimiz ondan yana atıyor. Tanker alev alev yanan yolda ilerliyor, motoru şeytani bir gürültüyle harıldıyor. En güçlüsü, Esad; şerefi olmayanların şerefleri üzerine ettikleri yeminin kurbanı. Evvel refik ba’de’t-tarik, yolda kaldın. Aslına bakarsan senin sade izzetli duruşun hep yolda olmaklığı hatırlatmadı da değil. Gariplerin içinde bir garip mahfidir Esad, güç veriyor. Tanker alev alev yanan yolda ilerliyor, motoru gür bir sesle gümbürdüyor. Mervan, kaçındasın? kalbim acıyor. Kundaktaki bebe ne kadar biliyorsa sen de hayat hakkında o kadar biliyorsun. Tavanın kızgın yağından sıyrılıp bir hayat inşa eden Zekeriya’ya kızıyorsam senin güzel hatırından. Dönüp ona bunu
1000 Kitap
Güneşteki AdamlarGassan Kanafânî · Metis Yayınları · 20231,299 okunma
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2023 105. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2023 21:14
Merhabalar Sizlere #ahmettevfikkaraaslan 'ın kaleminden #yaşlıdünyasüpürgesi şiir kitabı ile geldim. İçerisinde yer alan şiirlerin konusu yalnız aşk ile sınırlı kalmayıp hayata dair farklı kavramlar üzerinde de durulmuş, açıkçası yazarın kalemine beni bağlayan yalnız bu özellik olmadı, üslubundaki akıcılık ve orijinallik de etkili oldu. Bakınız şu mısralarda anlatmak istediğim daha net açığa çıkıyor: ~ "İsyan tümlecim uğultusunun dikine dikine giderken ölse ne yazar Korkuluk diker kovarım sancılı aşk kargasını Sonra elediğim unu saçarım avuç avuç İndiririm eleğimi astığım yerden Yeter ki filizlensin yeşillerim Nasıl olsa tüy düşer gökten mürekkep haneme Çarşaf çarşaf açılır sayfalar Yazarım hepsini lakin susar dilim biçare.." •• Öyle bir yürekten ve kalemden kopup geliyor. Diğer eserlerinin de takipçisi olacağım, kaleminize kuvvet ~ Gelecek kaygısı yok. Umutlarım koynumda Dalıp gidilesi renkler kavak yellerinde meftun Aşka çıkan yollarım uzayıp gidiyor Düşlerden bir kozada binlerce hayatı yaşamak gibi.. ~ Evet! Müsebbib nedir ki bütün bunlara Bir bakış nasıl evrilebilir ki okyanusun derinliklerine Bir his nasıl olur da tüme varılabilir bahara ve yedi rengine gökkuşağının Elbette aşktır hepsine müsebbib ~ Arka bahçesi gül kokulu mabetteyim Portakal tazeliğinin melodisini
Yaşlı Dünya SüpürgesiAhmet Tevfik Karaaslan · Klaros Yayınları · 202312 okunma
Bu incelemenin herhangi bir başlığı bulunmamaktadır.
Puan vermedi·160 syf.··
2023 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2023 12:52
İnsanoğlu daima geçmişin izindedir, geçmişinden bir türlü kopamaz. Çok lezzetli bir künefe yediğimizde dahi, mutlaka şerbeti herhangi bir kısmımızda bir iz bırakır; el, masa, telefon, pek sakarsak gömlek yahut kazak. Artık yemişizdir künefeyi lakin farkında olmasak bile izleri vardır. Geçmiş de böyledir bir bakıma. Geçtiğini düşünürüz lakin geçmiş, pek de geçmemiştir. Neden böyle bir girizgah yaptığım konusunda hiçbir fikrim yok, yalnızca geçmiştekilerin meşhur bir tabirine değinmek istemiştim. "Eskiden zorluk vardı." Zorluk olduğu için midir kalbin haykırışı. Yahut zorluklarda mı arayış içindedir insan, ki bence evet. Kendi tarihimizden örnek verecek olursak, hatta durun, Dünya Tarihinden örnek vereyim. Zira aramızda vardır muhakkak, eski Türk liderleri arasında ayrım yapıp, bir kısmı kabul edip bir kısmı etmeyen. Gelip incelemenin altına durduk yere "OOOO DEMEK SEN ŞUCUSUN HEE" demelerinden kaçınmak istiyorum. Fransız İhtilali dönemi, o zorlu dönemlerinde, hiç olmadıkları kadar edebiyat tarihine etki edecek yazar çıkardılar. Ruslar da aynı şekilde. Biz Türkler de öyle. Şu an okuduğumuz klasiklerimizin büyük bir bölümünün yalnızca belirli tarihler arasında yazıldığını görürüz; Yoksulluğun, acının, hüznün, adaletsizliğin zirve olduğu dönemlerde.. çünkü kalemin gücü, acıdır, hüzündür. Kalbin konuşması için, olağanüstü derecede sarsılması gereklidir. Bu nedenle şâirlerin hepsinin heybesinde hüzünleri, sefaletleri, bahstsızlıkları vardır. Vladimir Mayakovski'nin de öyle.. Ne cool bir isim ama değil mi, VLADİMİR MA YA KOVSKİİİ. Futbolcu olsaydı, spikerlerin ismini zikretmekten keyif duyduğu birisi olabilirdi lakin o Sovyet tarihinin en çalkantılı dönemlerinde bu muammalarla dolu gezegene gelmişti. Onun da heybesinde bu saydıklarımız vardı. Kendisi 3 kere tutuklanmış, kim
1000Kitap
ŞiirlerVladimir Mayakovski · Varlık Yayınları · 1986467 okunma