Mustafa özdemir

Mustafa özdemir
@mustafaa2121
Lisans
DİYARBAKIR
Diyarbakır, 26 Aralık 1900
130 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Yarım kalan hikayem ..
Bugün , garip bir şekilde ilkokuldaki okuma fişlerinin kokusu geldi burnuma bununla birlikte ilkokul öğretmenim ve masasının altına girip bacağını dişlemem... Akşam saatleriydi , mevsim kış olduğundan hava da erken kararmıştı , öğretmenin bacağını ısırıp kaçtım okul okumak istemiyorum diye -hâlâ o fikrimi savunuyorum her ne kadar geç olsa da.. İlkokul öğretmeni işte, o yaşta bir çocuğa bu davranışından ötürü ceza vermezdi tabi ki. Ben "amaaaaaaaaan" diyip açtım beslenme çantasını daha fermuarı çevirir çevirmez o hepimizin bildiği meşhur kokuyu aldım , biraz çantanın , biraz içindekilerin... En alttan önce ıslanıp sonra kurumuş peçetenin yapıştığı mandalinayı aldım . Yiyerek eve giderim sandım ama yiyemeyeyim diye özel üretime sahip bu mandalinayı yaratan tanrım bana da tırnak vermemişti . Belki de vermişti de annem kesmişti çok hatırlayamıyorum . Okulun dönüş yolu yokuş aşağı olduğundan bir türlü yiyemedigim mandalinayı olduğu gibi fırlattım atabildiğim en uzağa , attım atmasına da daha havadayken pişmanlığını yaşamaya başlamıştım bile. İnsan düşünüyor işte 7 yaşında Haydar isminde çocuk mu olur diye, oluyormuş bizim okulda vardı çünkü , üstelik aynı sınıftaydık. Bende ki de şans ya, mandalina bin kişilik okulda gidip Haydarin çantasına çarpmıştı. Kaçma oğlum dedim kendi kendime nerden bilecek ki haydar o mandalinayı ona senin attığını , yoldaki yüzlerce öğrenci Meksika dalgası şeklinde dönüp bana bakmasaydi tabi . Bilir ya da hatırlarsınız o arada jantiyiz, mavi önlük beyaz yaka altına sen misin akşam karanlığında ışıklı spor ayakkabı giyen. Lan iyi tamam kaçıyoruz da şu sırtımdaki çanta ve elimdeki beslenme çantasınin içinde sanki trambolin var gibi zipliyor içindekiler, Ayrıca ayyakkabı ışıkları dibimde beni ele veriyor işin daha da kötüsü haydar çok hızlı
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sen ve ben acıdan bir dağız Sen ve ben bu dünyada bir daha hiç karşılaşmayacağız Bazı aşkların kaderi budur . Bazı kavuşmalar mahşere kalmaz Bazı kavuşmalara, mahşerde bile gerek kalmaz..
İYİ BİR ADAMA BİR İKİ SORU
Anladık iyisin, ama neden iyi? Seni kimse satın alamaz, eve düşen yıldırım satın alınır mı ki? Anladık dediğin dedik, ama dediğin ne? Doğrusun, söylersin içindekini, ama içindeki ne? Esirgemezsin gözünü budaktan, ama kime karşı? Dolusun bilgelikle. ama yararı kime? Gözetmezsin kendi çıkarını. gözettiğin kiminki? Dostluğuna diyecek yok. ama dostların iyi mi? Şimdi bizi iyi dinle: Düşmanımızsın sen bizim. Dikeceğiz seni bir duvarın dibine. Ama madem bir sürü iyi yönün var dikeceğiz dibine iyi bir duvarın. iyi tüfeklerden çıkan iyi kurşunlarla vuracağız seni, sonra gömeceğiz iyi bir kürekle iyi bir toprağa... Bert Bertolt Brecht
Edebiyat
Hani yoktu kalbi kemiklerin ? Çatırtısını duyduğuma yemin edebilirim. Hani yoktu dili kalbin ? Sustuklarının altında ezildiğine yemin edebilirim. Sadece bir et parçası derlerdi , Oysa bütün bir ömrün yükünü taşıdığını, En ince yerinden kırılıp da yine de çarpmaya devam ettiğini , Kendi gözlerimle gördüğüme yemin edebilirim.
Hayat ve İnsan
Bunca yıl sönmemiş umudum Nisan değilse Mayıs , perşembe değilse pazar Ben, Belma Sebil'i bulurum ...
Edebiyat