Pazarlamanın Sonu
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor. Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019'da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021'de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında birşeyler anlatmaya çalışıyor. İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram'da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna "meme" hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz 'takla attırarak' yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar] Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları,
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Pazarlamanın SonuCarlos Gil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262 okunma
7/10
·192 syf.··
2026 63. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:32
Kristin Hannah - Mucizeler Yağarken Kristin Hannahin okuduğum 4. kitabi ve en son Bülbülü okumustum ki bilenler bilir 10 üzerinden 9 belkide 10 puanlık bir kitapti. Spoiler içerir Mucizeler yağarken kitabini ilk okumaya basladigimda ne yalan söyleyeyim uyuz oldum, yazar kitap yazmış olmak için yazmış bunu dedim. Çünkü baş karakterimiz Joy kocasının kendisini kız kardeşiyle aldattigina tanık olmasiyla yasadigi zor dönemi atlatmaya çalışırken bir gün kiz kardeşi kapısına gelir hamile olduğunu ve evleneceklerini söyleyip davetiye verir. Gururlu kızımız kaldıramaz tabi öfkeyle kendini yollara vurur ve havalimana gider. Hazırlıksız hiç düşünmeden macera yaşamak ya da uzak kalmak artik neye sayarsaniz atlar bi uçağa.. Uçak kaza yapar kazadan yaralı kurtulur kendine geldiginde kaza mahaline gitmektense oradaki insanlardan kaçar bilmediği yollara düşer. Ha bide uçağa binerken gördüğü bi motelin broşürü onu etkiler. Bu düştüğü yollarin ucunda ne tesadufse o moteli bulur. Yine ne tuhaftır ki motelde müşteri yoktur satılıktır ve sadece baba ve oğlu yasamaktadir. Çok yakin zamanda anne ölmüştür. Çocuk depresiftir annenin hayaliyle zaman gecirir sürekli, yaşıtlarına gore egitim konusunda geri kalmıştır destege ihtiyacı vardir vs. Kızımız çocukla saglam dostluk kurar oyunlar oynar okuma ve yazmayı ogrenmesinde yardımcı olur onu destekler ama bunları yasarlarken babamız kızı umursamaz pek hatta istemez konusmaz ne yaparsa ilişki adina cocugun "hadi baba joya şu olayı anlat", "hadi baba joy da gelsin", "hadi baba joyla dans et" gibi darlamalari üzerine yapar. Joy yakınlaşmaya çalışır adam karşılık vermez ama bu surecte beni irite eden basitce yasadigi evden sehirden uzaklasabilmesi, motelin viraneligine bakinca neler yapılması gerektiğini bilmesi çünkü onunda hep hayaliyMİŞ bir
Duygu ve Düşünce
Mucizeler YağarkenKristin Hannah · Doğan Kitap · 20252,867 okunma
Reklam
Puan vermedi·210 syf.··
2026 8. kitabı
Yine ustadin ilginc romanlarindan biri. Okurken orada kaziklanan turistler gibi hissettiriyor, bunu okuyucuya yasatmak cok basarili. Jargonuna hakim olmaya calisirken biraz sure oraya gidiyor ama cok akici bir kitap. Kitabi okurken hep bir tebessum ediyorsunuz. Turizm sektorundeki karmasik iliskileri ve donen dolaplari cok guzel anlatiliyor. Hakan gunday zaten insan psikolojisine hakim bir yazar. Turizm sektorunun icerisinde olanlar kesinlikle okumali. Jargonun tamami: abuş: salak, aptal; salaklık ahçik: kız, kadın ahparik: erkek kardeş; arkadaş ataka: para camper: yürü, ikile camperlemek: uzaklaşmak, gitmek, uzamak ceviz: kötü, işe yaramaz, uyduruk çikolata: isviçre frangı dacik: türk deşalamak: kovmak hanut: parsa, yüzde has: saf/ham altın kevaşe: fahişe kokz: kokain malafa: yüzük ölçüsü almaya yarayan alet mart: erkek meter: seks meterlemek: seks yapmak, kazıklamak miralama: bakmak, izlemek montür: çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve nasıf: bir şeyi iki eşit parçaya bölen; ekmek. pafküf: sigara, esrar paks: kişi, müşteri papi: baba pasan: akdeniz kasabalarındaki kuyumcular
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma
Bana öykü yazdıran kitap
Puan vermedi·56 syf.··
2026 6. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:13
“Vialand’a gelmişken herkes hangi oyuncağa bineceğini heyecanı ile geç kaldık işte şu bu oyuncaklara binemeyeceğiz , eğer binemezsek sorunu sizsiniz sizin yüzünüzden olacak diyen ergen liselinin kurnaz gülümsemeli bakışlarını görmüşken, hiç de oyuncaklar için heyecan duymayan, tek başına yaşamaya alışkın tavırlarla, bir tek kendisinin oyuncaklara binerek anksiyete yaşamayacak isteyececeğinden emin gibi sormuştu ama bir kaç şüpheli cevaplara rağmen bir tek o kalmıştı. Vialand Avmye çıkarken -tek başına gezmeyi becerebildiği için olacak hep hızlı hareket etmişti de geriye doğru saydı 5-6 adet 15-20 basamaklı toplamda yaklaşık 120 basamak kadar çıkacağını hesap etti , merdivenler bittiğinde nefes nefese kaldığını gördü, yaşına göre iyi çıktığını ama yine de zorlandığını anladığında yukarı bulutlara baktı ve çoğu yaşadığı şekilde derealizsyon ve deparsonalizsyon karışımı, sigaradan mı yoksa şekeri mi düştü derken kendini D&R mağazasında buldu. Ne de olsa güzel geçecek bir kitap ve Starbucks’ta americano ile kitap okuma heyecanıyla Thomas Bernhard kitabı bulmaya koyuldu da yani kendisi bulmalı derken yine yorgunluk, ben neredeyim bu kalabalıklar derken panik atak , şeker düşmesi karışımı ayakta zar zor duruyordu , bak yine aynısı oluyor diyerek D&R çalışanı kıza Thomas Bernhard kitabı var mı diye soracaktı ki telaffuz edemeyeceğini umarak google’a yazdı ve gösterdi, bu yazarın kitaplar var mıydı, kız bilgisayardan baktı ve hiç bir kitabı kalmamış deyince çaktırmadan tamam sağol derken, kız gittikten sonra bilgisayara kendisi baktı da anlamlandıramadı, isimler vardı ama olsaydı kitaplar herhalde yeşil okey işareti de olur derken kadınların duygusal tepkileri aklına geldi ve güvenemediğini düşündü , kızsa başından savdı gerçekten bakmadıydı. Neyse bulamadım bari starbucksa
Yeşaya GeldiLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 1989911 okunma
Puan vermedi
GÜLHİSARLI TERZİLER / HÜSNÜ ARKAN Yazarın okuduğum ilk romanıydı ve çok beğendiğimi söylemeliyim. Konu Ege'nin küçük bir kasabasında geçmekte. Ilıca Oteli'nin sahibi konumundaki suskun Ayhan, teyzesi, annesi, dede ve babaannesi ile sakin, sessiz bir hayat sürerken bir anda herşey altüst olur. Kitap, küçük dünyalarında yaşayan insanlarla, mutlu-mutsuz kasabalılarla, 20. yüzyılın başlarından sonlarına uzanan zaman diliminde Gülhisar üzerinden bir dönemin Türkiye'sini anlatmakta. Müşteri uğramayan Ilıca Oteli,üç kuşak terzileriyle Doğu'da sakatlanıp tekerlekli sandalyeye mahkum Ayhan'la, karanlık işlere karışan Celal'le, aşkını itiraf edemeyen Nedim Usta'yla; Gülhisar âdeta okuyucunun gözünde ete kemiğe bürünmekte. Kitap oldukça akıcı ve harika betimlemelerle bezenmiş. Zevkle okudum. Hazırlayan: Gülten Türkel Editör: Seher Uslu
Gülhisarlı TerzilerHüsnü Arkan · Kırmızı Kedi · 2016420 okunma
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 00:00
Kitabın temel iddiası, "İnsanlar karmaşık mesajları anlamaz, net hikâyeleri anlar. Eğer markanız ne sunduğunu birkaç saniye içinde anlatamıyorsa, müşterilerin ilgisini kaybetmesi kaçınılmazdır." olarak özetlenebilir. Miller, kitabında markaları bir hikâye anlatıcısı gibi düşünmeye davet ediyor. Bu hikâyede kahraman marka değil, müşteri. Marka ise müşterinin sorunlarını çözmesine yardımcı olan rehber rolünde. Bu yaklaşım, birçok işletmenin yaptığı en büyük hataya işaret ediyor; müşterinin ihtiyaçlarına odaklanmak yerine, sürekli kendinden bahsetmek. Verilen örnekler sade, uygulanabilir ve özellikle küçük işletmelerden büyük şirketlere kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. Bu nedenle, özellikle girişimciler, içerik üreticileri, küçük işletme sahipleri ve kişisel marka oluşturmak isteyenler için yeni bilgiler içeriyor. Okuduktan sonra birçok reklamın, internet sitesinin ve sosyal medya hesabının neden etkisiz kaldığını farklı bir gözle değerlendirmeye başlıyorsunuz. Marka Yaratmak, pazarlamayı insan zihninin hikâyelere nasıl tepki verdiği üzerinden açıklayan pratik bir rehber. Hikâye, mit ya da masalın yakalayamayacağı insan zihni henüz evrimleşmedi :)
Marka YaratmakDonald Miller · Epsilon Yayınevi · 202329 okunma
Reklam
Reklam