İncelemem ufak tefek spoiler içermektedir.
Kitaplığımda bir süredir beklettiğim bu eseri sonunda elime aldım ve okuma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Talip Apaydın’ın anlatımı ve kurgusu beni o kadar içine çekti ki, henüz kitabın yarısına bile gelmeden yazarın beş kitabını daha kitaplığıma ekledim.
Kitabı okurken başkarakter Arif ile adeta bir bağ kurdum. Onun o meşhur traktör hevesine bazen ortak olup sevindim, bazen inatçılığına sinir oldum, bazen de Deli mi bu çocuk?demekten kendimi alamadım. Yazar, bir gencin tutkusunu ve o dönemin köy hayatını öylesine canlı işlemiş ki, tüm duyguları aynı anda yaşıyorsunuz.
Kitabın benim için en zor yanı sonu oldu. Kitabın isminin neden Sarı Traktör olduğunun cevabını Yazar bize en son sayfayı okurken veriyor, bu kısım ayrıca güzeldi. Tam Arif muradına ermişken, her şey yoluna giriyor derken hikaye bir anda bitiverdi. Talip Apaydın, Beş Romancı Tartışıyor kitabında Sarı Traktör'ün devamını yazacağını belirtmiş ancak yaptığım araştırmalarda böyle bir devam kitabına rastlamadım. Anlaşılan o ki, zihnimizdeki sorularla baş başa kaldık.
Kitap bittiğinde aklımda kalan sorular, Arif askere gitti mi?, O çok istediği traktör sonunda kendi parasını çıkarabildi mi?, Arif ile Emine muradına erip evlendi mi?, Karayetim Ayşe’sine kavuşabildi mi?... Bu soruların cevaplarını hiçbir zaman net olarak öğrenemeyeceğiz belki ama biliyorum ki hikaye devam etseydi, Talip Apaydın hepsini o umut dolu üslubuyla olumlu bir sonuca bağlardı.
Köy hayatının o içtenliğini, bir insanın hayalleri için nasıl çabaladığını gerçekten hissetmek istiyorsanız bu kitabı kaçırmayın.