Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim.
!Spoiler içerir
Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka.
Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor.
Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Kıymetli yazarlar ve insanların kalemiyle tanıştığım, emek kokan harika bir sayı olmuş. Öyle güzel denemeler ve öyküler vardı ki, çok etkileyiciydi. Benim yazımı da dergiye koyma inceliğini gösterdiğiniz için teşekkür ederim.
Hepsi birbirinden güzel yazılar ve denemelerle harika bir sayı olmuş. Bir sonraki sayının çıkmasını dört gözle bekliyorum. Emeği geçen herkese teşekkürler.
Son zamanlarda dijitalde adından sıkça bahsettiren, en duru, en nitelikli edebiyat hareketlerinden biri: Müsvedde Dergi.
Fikir İzleri çatısı altında bir araya gelen bu ekip, dijital yayıncılıkta özlediğimiz o kolektif ruhu yeniden canlandırmış.
İlk sayıdaki şiirlerden denemelere kadar her sayfada buram buram nitelik ve samimiyet akıyor. Okurken ticari bir kaygı değil, kelimelere duyulan gerçek bir sevgi hissediyorsunuz. Dijital dünyada kendinize nefes alacak edebi bir liman arıyorsanız, Müsvedde’ye mutlaka şans verin.
Emek veren herkesin kalemine, yüreğine sağlık. Takibe alın, pişman olmayacaksınız… Fikir İzleri Müsvedde Dergisi - Sayı 2 (Haziran 2026)
Fikir İzleri Müsvedde Dergisi
Dergi çıkarmak benim yıllar önce kurduğum bir hayalken; bir gün bu fikir o beyaz kâğıtların arasından sıyrılıp, kendimize çizdiğimiz ve üzerinde gururla yürümek istediğimiz ortak bir yol oldu.
Satırlarımızın eksiğini tamamlayan, eleştirileriyle bizi büyüten, ilgisiyle yalnız hissettirmeyen ve burayı sadece bir dergi değil, bir sığınak olarak gören siz güzel okurlarımıza ve kıymetli yazarlarımıza yürekten teşekkür ederim. Bu hikâyeyi bizimle birlikte güzelleştirdiniz. Size şunun sözünü vermek isterim: Bizim derdimiz hep edebiyat, hep o saf kelimeler olacak. Eserleri ve röportaj yapacağımız isimleri seçerken o ilk günkü heyecanımızı hiç kaybetmeyeceğiz. Popüler olanın değil, kalıcı ve samimi olanın peşinden gideceğiz. Müsvedde; her sayfasında ve her anınızda, her zaman sizinle olmaya devam edecek.
Arka planda, görünmez iplerle bu dergiyi ayakta tutan ve hiç durmadan çalışan muhteşem bir ailemiz var. Başta bize inanıp bu güzel yolu açan imtiyaz sahibimiz Kaan Turhal’a gönülden teşekkür ederim. Bu yolculuğun yükünü, sevincini ve her bir satırını birlikte göğüslediğimiz, genel yayın yönetmenliğini beraber yürütmekten gurur duyduğum yol arkadaşım İrem Acar’a; satırlarımızın arkasındaki o sessiz ve güçlü el olan, sabrıyla ve emeğiyle yazılarımıza derin bir ruh katan editörümüz Rahime Karakoç’a; her detayı ilmek ilmek işleyen sorumlu yazı işleri müdürümüz Yağmur Deryahan’a; bizi dijital dünyada var eden içerik üreticimiz Betül Aktaş’a ve derginin çehresini, o ekrandan taşan edebi ruhumuza yakışır görsel bir estetikle bezeyen grafik tasarımcımız Orhan Sarıca’ya emekleri için minnettarım. Sizler olmasaydınız, bu sayfalar eksik kalırdı.
Tamamen ücretsiz bir şekilde aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz;
fikirizleri.com/fikir-izleri-mu...
Fikir İzleri Müsfedde’nin yeni e-dergisi, edebiyatın farklı renklerini bir araya getiren oldukça başarılı bir çalışma olmuş. Bu sayıda, her yazar kendi özgün üslubuyla şiir, öykü ve deneme türlerinde eserler sunmuş. Dergi, hem kelimelerin gücünü hem de duyguların derinliğini okuyucuya etkili bir şekilde aktarıyor.
Özellikle öyküler, karakterlerin iç dünyalarını incelikle yansıtarak okura hem düşündürücü hem de duygusal bir deneyim sunuyor. Şiirler ise lirizmi ve estetiğiyle dikkat çekiyor; bazı dizelerde okur, kendi hislerini bulabiliyor. Dergi boyunca yayılan dilin akıcılığı ve çeşitliliği, farklı zevklere hitap eden bir içerik sunuyor.
E-derginin görsel tasarımı sade ama şık; metinlerin okunabilirliği yüksek ve dijital format, her yerde erişimi kolaylaştırıyor. Fikir İzleri Müsfedde, bu sayısıyla genç ve deneyimli yazarları buluşturarak edebiyatın canlı bir örneğini sunuyor.
Genel olarak, e-dergi hem yazarlar hem de edebiyatseverler için değerli bir kaynak. Kelimelerin izlerini sürmek ve farklı bakış açılarını deneyimlemek isteyen herkes için okunması tavsiye edilir.