İbadetlerimizi hakkıyla yerine getirdiğimizde, hiç şüphesiz kalbin ihyası, aydınlanması ve en hedef olan "Allah'a giden yolda” büyük bir hazırlık olması bakımından çok büyük etkileri olacaktır.
Böyle olmaz da, Ramazan ayını şekilden ibaret geçiştirecek olursak, olduğumuz hal üzere kalır, yaşantımızda bir değişikliğe etki etmez...
Ahlâkımız, aynı ahlâk olarak kalır...
Nefsimiz, aynı nefis olarak kalır...
Önceliklerimiz, aynı öncelikler olarak kalır...
Yaşantımız, aynı yaşantı olarak kalır...
Ramazan'dan sonra da, tembellik, gevşeklik ve dünyaya karşı olan bağımlılık konusundaki şikâyetler, olduğu gibi devam eder...
Sevgili Müslüman genç, kendi kimliğini ve ailenin kimliğini korumakla beraber, davet sancağını taşımalısın. Müslümana ait olan "Kendini düzelt ve başkası için dua et" buyruğunu kendine örnek edinmelisin. Müslüman, güzel amelle yetinerek, daveti Allah (cc)'a bırakmamalıdır. Nitekim, Asr suresinde belirtilen dört şart yerine getirilmedikçe dünya ve ahiret hüsranından kendini kurtaramaz: "Asra yemin olsun ki insanlar hüsrandadır. Bundan ancak iman edip doğru ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır." (Asr, 1-3)