8/10
·110 syf.··
2026 17. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 18:14
osmanlı'da köprülüler dönemi, fransa'da kral xiv. louis dönemi yaşanıyorken müteferrika süleyman ağa paris elçisi olarak görevlendirilip iv. mehmet'ten xiv. louis'e bir mektup götürmesi isteniyor. süleyman ağa mektubu sunmak için gittiğinde saint germen şatosu'nun girişi olağanüstü süsleniyor. kral gümüş tahtına oturmuş, parıltılı elmaslarla dolu tacı göz alıyor. fakat süleyman ağa ve beraberinde giden görevliler kralın süslemelerine karşı muhteşem bir kayıtsızlık gösteriyorlar. hatta süleyman ağa fransız kralının huzurunda, osmanlı sultanının sarayının, kendine güneş kral ismini uygun gören xiv. louis'in sarayından kat kat güzel olduğunu, sultan iv. mehmet'in bindiği atın eyerinde bile kralın tacındakilerden daha büyük ve daha değerli elmaslar olduğunu söyleyerek fransızlar arasında bir skandala sebep oluyor. bu olay fransa'da çok yayılınca kral xiv. louis, moliere'den o günkü saygısızlığı yeni piyesinde vurgulamasını özellikle rica ediyor, böylece intikam almayı hedefliyor ve ortaya kibarlık budalası çıkıyor. moliere'in bu piyesi özellikle süleyman ağa üzerine düzenlenmiş olup piyesin bir yerinde “bu adamın çok gösterişli bir maiyeti vardı. hemen herkes kendisini görmeye gitmiş, bu memlekette önemli bir kişi olarak kabul edilmişti” deniyor ki bu kişinin müteferrika süleyman ağa olduğuna şüphe yoktur. süleyman ağa'nın bu piyesin sahnelenmesinin ardından üzüntüden hastalandığı söylenir. ayrıca bu kitabı,‘efendilik, şarkiyatçılık, kölelik’ kitabında jale parla’nın tavsiyesiyle okudum. Birkaç saatte okunabilecek bir kitap.
Kibarlık BudalasıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,9bin okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
İnsan bazı zamanlarda okumakta güçlük çektiği, okumanın sürekliliğini kaybettiği, gözün, günün, gönlün yorgunluğunun satırlara yansıdığı dönemleri olur. Kitaplar masada bekler, konularına göre tasnif edilmiştir, okunmak için göz kırparlar. Ama zaman olur ki eli gitmez insanın, gözü görmez, gönlü istemez. Böyle zamanlarda okunandan alınan keyif azalır, ilgi ve alaka zayıflar; okuma boşluk aleminde yankılanır. Okur insan ama boşlukta kalır her şey. Okuma eylemi sadece görüntüden ibaret hale gelir. Böyle anlarda insanın elini ısıtacak kitaplara ihtiyacı olur. O kitaplar ki okura yeniden okumanın şevkini getirir, yeni seslenişler sunar, yeni kitapların kapısını aralar. Okurun içini ısıtır ve onu yeniden sayfaların arasına çağırır. Okumanın nesnesi yazılı metin, kitap, dergi ve benzerleri olmakla birlikte (modern dünya bu nesneleri çoğaltmışsa da benim okurluğum yönünden bir çoğalmadan söz edemem), okumanın konusu bazen bizzat bu nesnenin kendisiyle örtüşür. Okur, kitabın hikayesini merak eder; kitap üzerine okur, kitabın hikayesine ortak olur, yazının ve okumanın serüvenine eşlik eder. Yazının ve kitabın tarihi, nesne olmaktan çıkarak bizatihi okumanın konusu olarak okurun önüne gelir. Bu başlık, yalnızca yazı ve kitapla sınırlandırılmayacak kadar geniş; alt başlıkları ise meraklısı için bir o kadar dikkat çekicidir. Kitap ve yazının çağrıştırdıkları denildiğinde akla ilk gelen kelimelerden biri kütüphanelerdir. Burada kastım, yalnızca resmî ya da özel kurumlara ait, günümüzde giderek anlamı daralan; sınav çalışılan yahut gezinti için uğranılan mekânlar değildir. Okur dediğimiz insanlar için kütüphane kurmak kadar, başkalarının kitap ve kütüphanelerine merak duymak, nitelikli bir kütüphanede bulunmak, havasını teneffüs etmek dahi büyük bir nimettir. Kütüphaneler
1000Kitap
Kitap Sevenler CemiyetiHalil Solak · Dergah Yayınları · 0149 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·264 syf.·
2025 14. kitabı
O ZAMANIN CESURLARI, BU ZAMANIN DÂHİLERİ Kimdir dâhi... İnsan dâhi olduğunu bilip mi yola çıkar, yoksa dâhilik insanı yola çıkmaya mecbur mu bırakır? Kimsenin yapmadığını yapmak mı, kimsenin düşünmediğini düşünmek mi, yoksa cesaret edip ortaya bir iş çıkarmak mı dâhilik... Hayat ileriye doğru yaşanır, geriye doğru anlaşılır. Biz, bizim gerimizde yaşayanların ne denli ilerimizde olduğunu henüz anlamaya başlamışken, bizden sonra gelecek nesillere ne bırakacağız cidden merak ediyorum. Mesela müzikler, mesela diziler, mesela mimari yapılar, mesela gündüz kuşağı programları... Hepsinde gerimizde kalanların fersah fersah gerisindeyiz. Bu kitap ismini defalarca duyduğumuz ama hakkıyla tanıyamadığımız, övünç kaynağımız olan Osmanlı döneminin dahilerini bizlere anlatmaktadır. Kitap içerisinde çok fazla detay ele alındığından yer yer sıkıcı bulanlar olabilir. Yazım dili çok akıcı bir kitap değil. Mesela ilk defa tarih okuması yapacak olanların başlayacağı bir kitap olmadığını söyleyebilirim. Bu kitaptan önce hangi kitapla başlamalı derseniz aşağıda ki kitaplar başlangıç olabilir. Bu alanda okumalarım arttıkça inşallah aşağıda ki listeyi güncelleyeceğim. Seyahat Ya Resulallah Tuna Nehri Buz Tutunca Orta Şekerli Tarih Yeryüzünün Sırları Kafası Değişikler Atlası > #274760261 Serinin ilk kitabı olan bu kitabın içerisinde bahsedilen dahilerimiz; Asırlardır okunan Mevlid-i Şerif kitabının müellifi Süleyman Çelebi, Türkçe ilk tıp kitabını yazan Geredeli İshak bin Murad, Çağ açıp çağ kapayan dâhi padişah Fatih Sultan Mehmed Han, Akdeniz’i Türk gölü yapan Kapdân-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, Bir Osmanlı hezârfeni Matrakçı Nasuh, Osmanlı’da ilk rasathaneyi kuran astronom Takıyyüddin Râsıd, Kanije kahramanı bir harp dehası Tiryaki Hasan Paşa, Sultanahmet Camii’nin
Osmanlı DâhileriOsman Doğan · Çamlıca Basım Yayın · 091 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2022 16. kitabı
Osmanlı döneminde birçok bilim insanı ve mucit önemli keşifler yapmış ve eserler bırakmıştır. İşte Osmanlı’da öne çıkan bazı bilim insanları ve katkıları: 1. Ali Kuşçu (1403-1474) • Astronomi ve matematik alanında çalıştı. • “Risaletü’l-Fethiye” adlı eseri Osmanlı’da astronomi ve matematiğin gelişmesine katkı sağladı. • İstanbul’un enlem ve boylamını hesapladı, güneş saatleri geliştirdi. 2. Takiyüddin (1521-1585) • Osmanlı’da ilk rasathaneyi (Takiyüddin Rasathanesi, 1577) kurdu. • Saat teknolojisinde ilerlemeler kaydetti, mekanik saatlerle güneş saatlerini karşılaştırarak hassas zaman ölçümleri yaptı. • Astronomik gözlemlerle gezegenlerin konumlarını hesapladı. 3. Hezarfen Ahmet Çelebi (1609-1640?) • Osmanlı’da uçuş denemeleri yapan ilk kişi olarak bilinir. • Kanat takarak Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçtuğu rivayet edilir. 4. Lagari Hasan Çelebi (17. yüzyıl) • İlk roketli uçuş denemelerinden birini yaptığı söylenir. • Barutla çalışan bir düzenekle havaya yükseldiği ve denemesinin başarıyla tamamlandığı rivayet edilir. 5. Sabuncuoğlu Şerafeddin (1385-1468) • Osmanlı’nın önemli tıp bilginlerinden biridir. • “Cerrahiyyetü’l-Haniyye” adlı cerrahi kitabı yazmıştır ve içinde ilk cerrahi alet çizimleri bulunur. • Akıl hastalarının müzik ve su sesiyle tedavisinde kullanılan yöntemleri geliştirdi. 6. Mimar Sinan (1489-1588) • Mühendislik ve mimari alanında çığır açan eserler yaptı. • Su kemerleri, köprüler ve camilerde deprem dayanıklılığına yönelik teknikler geliştirdi. • Selimiye Camii ve Süleymaniye Camii gibi yapılarla mimaride devrim yarattı.
Tarih-Araştırma
Devlet-i Aliyye - Tagayyür ve Fesâd (1603-1656)Halil İnalcık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20141,409 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2024 85. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2024 14:32
Padişah III. Ahmet zamanında, Fransa Devleti ile olan ilişkileri daha da geliştirmek amacıyla, Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi, Fransa’ya “fevkalâde elçi” olarak gönderilmişi. Yirmi sekizinci Yeniçeri Ortasından yetişen Mehmet Efendi, bir müddet Çorbacılık ve Muhzır ağalığı görevlerinde bulunduktan sonra Yeniçeri Efendisi, Darphane Nâzırı ve Üçüncü Defterdar olmuş; Pasarofça Antlaşmasını yapan Osmanlı heyetinde ikinci murahhas sıfatıyla bulunmuştu Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin, çok yetkili ve Osmanlılığı yabancı ülkelerde başarıyla temsil edecek yeteneklere sahip olması nedeniyle, Fransa’ya elçi olarak atanmasına karar verilmişti. Mehmet Çelebi, oğlu Sait Efendi’yi de yanında Divan Efendisi olarak Fransa’ya götürmüştü. Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi, Fransa’da gördüğü yenilikleri ve bu ülkeye ilişkin gözlemlerini sefaretnâmesinde büyük bir ustalık ve canlılıkla anlatmasını bilmiş ve onun bu başarısı sayesinde, İstanbul’da birçok yeni hareket başlamıştı. Mehmet Efendi’nin, oğlu Sait Paşa ile Fransa’dan dönüşünde, İbrahim Müteferrika ile beraber, Osmanlı Devletinde matbaacılığın kurulmasında çok büyük bir rolü olmuştu
İlk Osmanlı Sefiri 28 Mehmet Çelebi'nin Fransa AnılarıGilles Veinstein · Ark Kitapları · 200218 okunma
Puan vermedi·367 syf.··
2024 84. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2024 14:32
1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren gerileme devri içinde yaşanmış bir ara dönemdir. Bu dönemin padişahı III. Ahmet, sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır.İbrahim Müteferrika ve Said Efendi tarafından ilk matbaa kurulmuştur. İtfaiye teşkilatı oluşturulmuştur. İlk kez çiçek aşısı uygulanmıştır. Avrupa'da ilk kez geçici elçilikler açılmıştır. ... Yalova'da kâğıt fabrikası kurulmuştur. İstanbul'da kumaş ve çini fabrikası açılmıştır.
Sultan 3. Ahmet HanKemal Arkun · Akademisyen Yayınevi · 201218 okunma