William Shakespeare ‘Hamlet
Puan vermedi·180 syf.·
2026 30. kitabı
William Shakespeare ‘Hamlet Hamlet Shakespeare nein 1600-1601 yıllarında yazmış olduğun bir trajedidir. Eser, Danimarka Prensi Hamlet’inn, babasının ölümünün ardındaki gerçeği babasının hayaleti ile konuşarak öğrenmesi sonucu Claudius’tan (amcası)intikam alma çabasını konu alır,esere sıradan bir intikam hikâyesi olarak bakmamak gerekir; konuşamalar ve ikili diyaloglar arasında vucut bulun insanın varoluşunu,ölümü, iktidarı ele geçirme hırsın ve özgürlüğü sorgulayan derin bir felsefik bir yapısı vardır Danimarka kralı Hamit’in babasıdır, ve sürpriz bir şekilde ölür, Danimarka kralı ölür ve Hamit’in amcası Hamlet‘in annesiyle evlenerek Danimarka tahtına oturur bir gün kralını hayreti hamle’i görünür ve cinayetin ardındaki sis perdesini aralar kendisini kardeşi clu. …. Gelin öldürdüğünü söyler, bunun üzerine Hamit’in içini müthiş bir intikam duygusu kaplar, olayı araştırır sorgular bunu yaparken müthiş bir iç sorgulamadan geçer, Hamlet deli rolüne bürünür , aslında her şeyin olan bitenin farkındadır ,eserde ağırlıklı üzerinde durulan birkaç ana tema vardır 1- intikam ; Hamlet’in temel amacı babasının intikamını almaktı, bunu yaparken Hamnet sürekli olarak düşünür iklimlerde kalır psikolojik gerilimlerin içine düşer, ve bu süreç Hamleti ciddi anlamda görür Shakespeare’in burada vermek istediği, intikam duygusunun insanı nasıl yorduğudur 2- ölüm eser baştan sona kadar ölümlerle doludur, kralın önü, ophelia nın ölümü, cl sonucunda ki ölüm yaş Shakespeare’in vermek istediği mesaj önüm karşısında herkes eşittir 3-Varoluş ve Anlam Arayışı Hamlet’in ünlü “Olmak ya da olmamak” konuşması yaşamın anlamını sorgular. İnsan neden yaşar, neden acı çeker, ölüm bir kurtuluş mudur gibi sorular eserin ana temasıdır 4-Görünüş ve Gerçeklik Saraydaki herkes bir maske taşır: -Claudius
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma
1984 ~ george orwell
Puan vermedi·352 syf.··
2026 8. kitabı
Herkese merhabaaaa ^^ Çok sevdiğim bir yazar olan George Orwell'ın, 1984 adlı eserinin yorumuyla karşınızdayım. Distopik bir roman olan 1984'ün konusundan kısaca bahsetmek istiyorum: Dünya karanlık bir gelecektedir ve çeşitli savaşlar sonucunda üç ana ülkeye bölünmüştür. Bunlar; Okyanusya, Avrasya ve Doğuasya'dır. Hikayemiz Okyanusya'da geçer. Okyanusya'yı Büyük Birader'in başkanlık ettiği bir parti yönetir ve partinin kuralları acımasızdır. Neredeyse her yerde bir tele-ekran vardır. İnsanlar tele-ekranlarla sürekli olarak gözetlenmektedir. Parti, kendisine koşulsuz itaat edilmesini ister ve insanlara büyük bir baskı kurar. Farklı düşünenler ise düşünce polisleri tarafından yakalanır, işkence görür ve buharlaştırılırlar. Arkadaşlık, dostluk, aşk gibi kavramlar yasaklanmıştır. Keyif alarak kitap okumak bile hoş karşılanmamaktadır. Ayrıca insanlar yüz ifadelerine de dikkat etmek zorundadır. En basit bir mimik bile öldürülmelerine neden olabilir. Kullanılan dilde de sadeleştirilmeye gidilmiştir. Partinin aleyhine olan veya gereksiz görülen bütün kelimeler kaldırılmıştır. Bir olayı açıklamak için basit kelimeler kullanılmaktadır. Ayrıca parti kendi çıkarları için istediği zaman geçmiş hakkında da değişiklikler yapmaktadır. Geçmişle ilgili var olmasını istemedikleri bir bilgi olursa; onunla ilgili haberleri, kitapları, gazeteleri, filmleri, karikatürleri yok edip, o bilgiyi uygun gördükleri başka bir bilgiyle yeniden değiştirmekte ve insanları buna inanmaya zorlamaktadır. Ana karakterimiz Winston Smith işte böyle bir dünyada yaşamaktadır. İçten içe parti karşıtı düşünceleri vardır ve bizler de onun hikayesini okuruz. 1984 gerçekten çok etkilendiğim bir kitap oldu. Bir bölümünde biraz sıkılsam da yine de romanı çok başarılı ve zekice yazılmış buldum. Keyifle okuduğum ve
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Reklam
Kırıldığın yerden Çiçek Açıcaksın..
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
ب ح ص س.. Öncelikle bir güzel nükteyi belirtmek isterim. İnsanın bazı dönemleri olur çok fırtınalı geçer,öyle bir dönemdeyim. Arkadaşımla marketten birkaç birşey bakarken tevafuken arkadaşım bana göstermişti kitabı. İçime sinmişti o an, hiç düşünmeden aldım.. Ve pişmanda olmadım. Şunu farkettim ; Bazen aradıklarımız aklımızda olan yerlerde değil,tahminimize gelmeyen yerlerde olabilir. Bazen aradığın bir satır, kütüphanedeki kitapda değil,evinin rafındaki kitabın içinde Olabilir.. Kitabımıza gelicek Olursak Songül Ünsal çok güzel bir üslup çizmiş. Kitabına Rahman ve Rahim olan Allahın Adıyla " diye başlaması aslında başlamamız gereken noktanın Allah ile olması gerektiğini hatırlattı. Ve hemen sonrasında Anne ile başladı.. Ânne'lerimizin bir insandaki yerinin önemini binâen bu konu ile başlaması çok mânidar olmuş. Devamında ise özet geçicek olursak " kişinin kendisi bulması gerektiğini ve bununda yolunun sevgi ile kâinata bakmak olduğunu hep izah etti." Okuyan herkesin kendisinden bir parça mutlaka bulacağına inanıyorum. Tavsiyemdir.
Duygu ve Düşünce
Kırıldığın Yerden Çiçek AçacaksınSongül Ünsal · Olimpos Yayınları · 2022424 okunma
10/10
·416 syf.··
2025 20. kitabı
fantastik kitap severleri böyle alalım. öncelikle beni tavladığı gibi sizi de tavlasın diye harry potter severlerin muhakkak okumak isteyeceği bir kitap olduğu bilgisini vermek isterim. zira, en güçlü motivasyonu bu. 5 serilik bir serüvenin ilk kitabı olan akarnae, bildiğimiz dünyada yaşayan alex isimli kızın yanlışlıkla medora paralel dünyasındaki (sanırım böyle tanımlanabilir) akarnae okuluna açılan bir kapıdan geçmesi ile başlıyor. kendini bir ormanda buluyor, ilk karşılaştığı kişi önemli biri ama farkında değil. ikinci karşılaştığı kişiler ise bundan sonraki yol arkadaşları olacak. sıkıca tutunun. ilk kitaplar her zaman biraz evreni anlatmakla geçer zaten o yüzden daha durağandır. karakterimiz kendi dünyasına geri dönme çabasında keşif yapıyor. okurken de birçok benzerlik mutlaka gözünüze çarpacak. harry potter gibi 3 arkadaş olmaları, kötü ana karakter ile baş karakterimizin birbirine amansız bir şekilde bağlanması falan. her ne olursa olsun bence su gibi akıyor, çerezlik bir seri de denebilir. belki asla etkilenip ne kadar güzel bir fantastik demiş olmayacaksınız ama güzel vakit geçirdim diyebileceğiniz bir kitap. bir şans verin bence.
AkarnaeLynette Noni · Artemis Yayınları · 2022459 okunma
7/10
·320 syf.··
2025 18. kitabı
“aşk, tüm zamanların içinden geçer” mottosuyla dolu dizgin bir aşk romanı okuyacağımızı sanmamızı sağlayan fantastik serinin ilk kitabı. hakkını yemeyeyim, genç aşık konusu hep var. 16 yaşında olan baş karakterimiz gwendolyn’nin ailesinin mensup olduğu çok eski zamanlara uzanan gizli bir örgütle ilişkisi vardır. bu ilişki daha çok organik bir bağ olup, genle aktarılan bir özellik sayesinde zamanda sıçramalar yapabilme yetisinin verdiği bir döngüdür. gwen ise bu ailede kendisi normal olarak gören (her ne kadar hayaletleri görebiliyor olsa da) 16 yaşında bir kız. aynı zamanda bir de kuzeni var ki, rekabet kaçınılmaz. ailenin gen taşıyıcısı olduğu düşünülen kuzen charlotte, mükemmel bir özel eğitime tabi tutularak çocukluğunu yaşayamayan ama bunun yerine zamanda yolculuklarını kolaylaştıracak bir dizi eğitim alan biri. tek de değil tabii ki. gizli örgüt’ün beklediği son 2 zaman yolcusundan biri olduğu düşünülüyor. geçmişe yolculukta toplam 10 zaman yolcusu var ve 11. zaman yolcusu olarak gideon bu geni taşıyor. 12.si ise kuzen charlotte’un olduğu varsayılıyor. tabi ki, evdeki hesap asla çarşı asla birbirine uymaz değil mi? charlotte'un ilk sıçraması yapması beklenirken, gwen sıçrıyor ve bütün olaylar bunun etrafında başlıyor. çok basit bir anlatımı var, karmaşık bir olay öyküsü yok. çoğu şey önceden tahmin edilebilir durumda. ama yine de keyifli. gizemli örgütleri ve genç aşıklar konularını sevenler için, mutlaka okunmalı dediğim bir seri.
Yakut KırmızıKerstin Gier · Pegasus Yayınları · 20122,774 okunma
10/10
·647 syf.··
2024 13. kitabı
güller ve dikenler sarayı serisinin 2. kitabıdır sis ve öfke sarayı. adından da anlayabileceğimiz gibi evrenin başka bir kapısını aralıyor bize. ilk kitapta okuduğumuz insan ve bahar diyarlarından sonra 3. bir yer olan gece sarayına ve diğer sarayların da neye benzediklerini az çok anlayabileceğimiz bir kitap. ana konu gelen bir savaş olduğu ve buna karşı cephenin oluşturularak güçlendirilmesi çabası. ama kim tarafından? beklentilerimizi ters köşe yaparak evreni çok güzel bir şekilde genişletmişler. yeni bir çok karakter ve yer giriyor hikayeye ve hiç biri de sadece yan karakter olarak kalmayacak kadar önemli kendi hikayeleri olan karakterler. bence bunu yazarken yazar, belirli bir hikaye ve tek ana karakter güçlü diğerleri önemsiz gibi göstererek ilerlemektense yan karakterlerin de hikayelerini güçlendirerek her şeyi tek başına başaran ana karakterden çıkarıp bir ekip işine çevirmiş ki bu kitabı sevmemdeki en önemli etken. amren, mor, cassian ve azrielin hikayeleri -özellikle mor- oldukça etkiledi beni. feyre-tamlin ve rhysand arasında üçlü bir aşk girdabına dönmesinden çok çekinmiştim kitabın ilk başlarında okurken ama rhys ile feyre'nin dinamiği gerçekten tamlin - feyre arasındaki dinamiğin üzerine geçti. ilk kitaptaki aşk vari duygular bu kitapta bana stockholm sendromu olduğu gibi bir izlenime kapılmama sebep oldu. çünkü tamlin her açıdan feyre'yi yanlız bırakıp sadece bir yan karakter olmaya zorladı ilk bölümde ki bu durumdan oldukça nefret ettim. rhys ile olan ilişkileri ise, daha güçlü daha denk ve saygılı gibi geldi. (bunu tabi yazarın büyük başarısı olarak görüyorum orası ayrı bir konu. ilk kitaptan başka bir noktaya evirtmek ve bunu bu kadar başarılı yapmak kesinlikle güçlü bir kalemin başarısı.) diğer yandan, siyasi oyunları oldukça güzel bir şekilde
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,674 okunma
Reklam
Reklam