MONTE KRİSTO KONTU İNCELEMESİ
Genç ve istikbal vadeden denizci Edmond Dantes, Firavun gemisiyle Marsilya limanına yanaşırken hayatının en parlak dönemini yaşamaktadır. Vefat eden kaptanının son arzusunu yerine getirmek için Elbe Adası’na uğraması, onun saf niyetinin trajik bir bedeli olacaktır. Geminin sahibi Morrel tarafından kaptanlığa terfi ettirilen ve güzeller güzeli Mercedes ile evlilik hayalleri kuran Dantes, mutluluğun zirvesindeyken kıskançlığın ve hırsın hedefi haline gelir.
Dantes’in başarısını çekemeyen muhasebeci Danglars ve Mercedes’e duyduğu karşılıksız aşkla yanıp tutuşan Fernand, karanlık bir plan kurarlar. Dantes’i bir "Napolyon ajanı" olarak ihbar eden bu iki isme, hırslı savcı Villefort da eklenir. Kendi ailesinin siyasi bağlarını gizlemek isteyen Villefort, masum olduğunu bildiği Dantes’i ömür boyu çürüyeceği İf Şatosu’na mahkum eder. En mutlu gününde, düğün masasında tutuklanan Dantes için artık zaman durmuş, dünya onun için bir zindana dönüşmüştür.
Hapishanenin umutsuz karanlığında Dantes, "deli" denilen Rahip Farya ile tanışır. Bu karşılaşma, Dantes’in yeniden doğuşudur. Farya ona dilleri, bilimi, siyaseti ve stratejiyi öğreterek onu sadece fiziksel değil, zihinsel bir devrime hazırlar. İkili, özgürlüğe giden bir tünel kazarken aynı zamanda Dantes’in uğradığı ihanetin taşlarını yerine oturturlar. Farya’nın ölümüyle onun ceset torbasına giren Dantes, denizin soğuk sularına atılarak özgürlüğüne kavuşur ve Monte Kristo Adası’ndaki devasa hazineyi bularak artık "Monte Kristo Kontu" olarak sahalara döner.
Aradan geçen 14 yılın ardından Kont, Paris sosyetesine gizemli ve zengin bir aristokrat olarak giriş yapar. Düşmanları artık yüksek mevkilerdedir: Fernand bir general, Danglars zengin bir banker, Villefort ise başsavcı olmuştur. Kont, onları