"Mutluluk aranmaz, öğrenilir."
Puan vermedi·208 syf.··
2026 3. kitabı
"Mutluluk aranmaz, öğrenilir." ​Özgür Bolat’ın kitabının kapağında yer alan bu iddialı söz, gerçekten de çok çarpıcı. Zira çoğumuz —ben de dahil— mutluluğun sonradan öğrenilebilecek bir şey olduğunu düşünmeyiz. ​İşte bu noktada yazar bizlere bambaşka bir bakış açısı sunuyor. Üstelik bunu yaparken de tamamen bilimsel araştırmalardan ve deneylerden yardım alıyor. Bu durum anlatılan her şeyin altını dolduruyor ve okuyucuya "Evet, bu sadece bir tavsiye değil, kanıtlanmış bir gerçek" güvenini sonuna kadar hissettiriyor. ​Mutluluğun tanımı ile başlayan bu kitap, "Nasıl mutlu olurum?" sorusuna dair bilimsel veriler ışığında birçok kıymetli ipucuyla devam ediyor. ​Eğer siz de mutlu olmayı ve mutlu nesiller yetiştirmeyi istiyorsanız bu kitaba kesinlikle bir şans verin derim. Çünkü kitap bize mutluluğun varılacak bir istasyon olmadığını harika bir şekilde gösteriyor. ​ Peki sizce mutluluk bir hedef midir yoksa bir süreç mi? Yorumlarda buluşalım!
1K
Hepiniz Nasıl Mutlu Olursunuz?Özgür Bolat · Doğan Kitap · 2025134 okunma
8/10
·135 syf.·
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Kabul edelim ya da etmeyelim hepimiz bu hayatı sandığımızdan daha çok seviyoruz. Çoğu zaman hayattan yakınıyoruz fakat yine de yaşamaya, umut etmeye ve yarını beklemeye devam ediyoruz. Epikuros'un da dediği gibi "Hayattan yakınan insan, intihar etmediği sürece kendi söylediğini çürütmüş olur." Kitap, mutlu olmanın yollarını anlatmıyor aslında, daha doğrusu böyle bir reçete sunmuyor. Çünkü herkes için geçerli tek bir mutluluk yolu yok. Mutluluğu tek bir tanımın içine sığdırmak yerine onun felsefi, psikolojik ve tarihsel katmanlarını sorgulatıyor okuyucuya. Cevaplar vermekten ziyade sorular üzerinde okuyucuyu düşünmeye zorluyor. Her okur, her insan mutlu olmanın ya da mutsuz olmamanın yolunu kendisi bulmalı, diyor yazar. Kitabın temel meselelerinden biri, "Neden mutlu olamıyoruz?" sorusundan çok "Neden mutsuzuz?" sorusunun peşine düşmesi. Yazar bu sorunun haritasını çıkarmaya çalışıyor. Aslında cevabı oldukça basit: Modern insan mutluluğu, sürekli daha fazlasına sahip olmakla karıştırıyor. Oysa sahip olmak da arzulamak da kendi içinde sınırsız. İnsan bir şeye ulaştığında, kısa süre sonra yeni bir eksiklik hissiyle karşı karşıya kalır. Bu nedenle mutluluk, sürekli bir birikim hali değil, geçici tatminler ve kısa anlar hâlinde ortaya çıkan bir deneyimdir. Yazarın oldukça ilginç fikirleri vardı. Kitabın en dikkat çekici fikirlerinden biri, mutluluğun mutlak bir durum olmadığı düşüncesidir ki aslında bu hepimizin bildiği bir şeydir. Hayatın içinde sevinçler ve üzüntüler sürekli yer değiştirir, bu nedenle kesintisiz bir mutluluk beklemek gerçekçi değildir. İnsan her zaman büyük bir coşku içinde yaşamaz, fakat bu onun mutsuz olduğu anlamına da gelmez. Bu bakımdan mutluluk, kusursuz bir saadet hâlinden çok, yaşamın iniş çıkışları arasında sürdürülen bir dengeye benzer.
Mutluluğun En Güzel TarihiAndre Comte-Sponville · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020190 okunma
Reklam
Mutlu Yaşam Üzerine ~ Yaşamın Kısalığı Üzerine
Puan vermedi
İki bin yıl önce yazılan bir kitapta mutlu yaşam üzerine ne yazılabilir diye çok merak etmiştim, o zamanki mutluluk tanımı ile günümüzdeki mutluluk tanımı farklıdır diye düşünmüştüm. İmkanlar, ihtiyaçlar, arzular, istekler ve dönemin şartları bu kadar farklı iken o dönemin mutluluğu da farklıdır sanmıştım. Ama yanılmışım, mutluluğun tanımı ikibin yıldır değişmemiş meğer. Doğayla uyum içinde yaşamak, erdem sahibi olmak, maddi şeylere değil ruhumuzu besleyecek alanlara yönelmek, iyi bir insan olmak… yüzyıllardır insanlar aynı şeylerden bahsediyorlarsa belki de doğamızda zaten var olan bu duyguyu, fabrika ayarlarımıza dönerek ve doğru yerde arayarak bulabiliz. Kitabın ikinci kısmında ise yaşamın kısalığından bahsediyor yazar. Ömrümüzü nasıl da boş yere harcadığımızdan, vaktimizin kısıtlı olduğunu unuttuğumuzdan, zamanın hızına yetişmeye çalışırken yorulduğumuzdan… hızla bitirip tükettiğimiz kısacık yaşamlarımız üzerine biraz durup düşünmeliyiz belki de. Ne için neyi harcıyoruz, kendimize sormalıyız. Bir çırpıda okuyacağınız bir kitap, iyi okumalar.
1000Kitap
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,6bin okunma
Veronika ölmek mi istiyor?
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 16:29
Nee! Ölmek mi istiyor? Sordunuz mu Veronika neden ölmek istiyor, bu kızın derdi nedir diye? Belki de asıl soru bu değil. Belki de sormamız gereken şey bambaşka. Mutluluğun tanımı nedir? Peki gerçekten her şeyimiz varsa ve her şeye sahip olursak mutlu olabilecek miyiz? Aslında bu sorunun cevabı kitabın içinde. Bir doktora gittiğini düşün… ve sana “bir haftan kaldı” deniyor. O an hayat bir anda değişmiyor aslında, sadece perdeler kalkıyor. Günlük telaşlar, ertelenmiş planlar, “sonra yaparım” dediğin her şey bir anda gereksiz görünmeye başlıyor. Çünkü artık “sonra” diye bir şey kalmıyor. İlginç olan şu: İnsan böyle bir ihtimalle karşılaştığında aslında yeni bir şey öğrenmiyor, zaten bildiği ama sürekli ertelediği gerçeklerle yüzleşiyor. Sevmek istediklerini sevmediğini fark ediyor, söylemek istediklerini susturduğunu görüyor, yaşamak istediği hayatı hep bir kenara bıraktığını anlıyor. Bu noktada ortaya çıkan şey korku değil sadece; daha çok gecikmiş bir farkındalık. Yaşarken kaçtığın her şey, zaman daraldığında anlam kazanmaya başlıyor. Ve insan kendine şu soruyu sormak zorunda kalıyor: “Bunları yapmak için gerçekten son haftayı mı beklemeliydim?” Ama asıl çelişki burada başlıyor. Çünkü mesele ölümün yaklaşması değil; hayat boyunca zaten sınırlı olan zamanı sınırsızmış gibi davranarak tüketmiş olmak. O yüzden bu düşünce aslında bir sonu anlatmıyor. Daha çok, insanın kendi hayatına ne kadar geç kaldığını fark etmesini anlatıyor. Roman bende birçok soru işaretine sebep oldu. Hayatımız boyunca hep bir anlam arayışı içinde olacağız. Tıpkı Veronika gibi. Ya ben kitabı çok beğendim. Bir de şöyle bir şey var. Bu benim ikinci okuyuşum ilk okuduğum zaman Veronika romanda hep ölmek İstiyor. Ben de şey demiştim ya artık keşke ölsen de kurtulsak deyip romanı kapatıp kenara atmıştım.
Duygu ve Düşünce
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,6bin okunma
Seçkin,Avam ya da Sahte Felsefeci
Puan vermedi·52 syf.·
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Öncelikle şahsi fikrim olarak kitap incelemesi yazmayı doğru bulmuyor oluşumdu.Elim de zihnim de inceleme yazmaya pek varmadı lakin bu kitabı okurken acaba mı sorusu saniyelik parladı.Ama hâlâ harekete geçmiş ve bunu küçük bir amaç bellememiştim.Ta ki kitaptaki 6.Bölümün “Seçkin ve Avam” tanımı adı altındaki felsefik dürtüleyici satırlarını okuyuncaya kadar.Farabi o kısımda en üst mutluluk seviyesinin ne olduğundan bahsediyor.Fakat kitabın sadece kapağıyla hareket edersek sorunun cevabı abes olacaktır.Lâkin Farabinin islam siyaset felsefesi bakış açısını düşünerek bakarsanız biraz da eleştirel iğneleme katarsanız cevabını çok rahat görebilirsiniz.Seçkin olmak düşündüğümüz gibi üst düzey siyasetçi,sanatçı olabilir ama onlar o seviyedeyken onları o seviyeye getiren ilimleri hangi çerçevede sorgulayarak geldiler bunun üzerine inceleme katarken bulundukları seviyeye getiren ilimleri B seviyesiyle mi alıp yürüdüler C mi,A mı? Sanırım Avamlar olarak bunu tahayyül etmekle yetineceğiz. Sonuç olarak da inceleme yazmayı önemseten Farabinin Sakatlanmış felsefe,sahte filozof kategorisinde bulunmak istemememin de etkilemiş olma ihtimali olsa da (syf 48)’deki kısımda ne demek istediğimi okuyan ve okuyacaklar anlayacaktır.Ben bir süre daha Mutluluğun Kazanılmasını bir avam veyahut kendi tahayyülünde bir seçkin(kimse tahmin edemez) olarak düşünmeye ve ilkenin ilkesinin ilkesinin ilkesinin ilkesindeki ilkenin peşine düşmeye çalışacağım.
Mutluluğun KazanılmasıFarabi · İş Bankası Kültür Yayınları · 20245,4bin okunma
Hyunam-dong kitabevi incelemesi
9/10
·288 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 22:00
Hayatın bitmek bilmeyen koşturmacası içinde, omuzlarınıza binen yüklerin ağırlaştığını hissettiğiniz ve her şeyi geride bırakıp derin bir nefes almaya ihtiyaç duyduğunuz anlar mutlaka oluyordur. Hwang Bo-reum’un kaleme aldığı Hyunam-Dong Kitabevi, tam da böyle zamanlarda sığınılacak güvenli bir liman, soğuk bir günde ellerinizi ısıtan sıcacık bir kahve fincanı hissi veriyor. Kitap, günümüz dünyasının acımasız beklentileri altında ezilen, tükenmişlik sendromuyla başa çıkmaya çalışırken parlak kariyerini ve eski düzenini geride bırakıp sessiz sakin bir mahallede kendi kitabevini açan Yeongju’nun hikayesini anlatıyor. Bu romanda dünyayı kurtaran büyük kahramanlar, nefes kesici aksiyonlar veya altüst edici dramalar beklemeyin. Onun yerine taze demlenmiş kahve kokusunu, raflar arasında gezinirken duyduğunuz sayfa hışırtılarını ve hayatın yorgunluğunu üzerlerinden atmaya çalışan sıradan insanların son derece gerçekçi, samimi sohbetlerini bulacaksınız. Kitabevinin kapısından içeri giren herkesin, tıpkı Yeongju gibi kendi içinde verdiği sessiz savaşlar var. “Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize çarpınca incinip incitiyoruz işte. Bu senin de sıradan bir insan olduğun anlamına geliyor,” diyor yazar bir yerde. Kendi yolunu bulmaya çalışan genç barista Minjun'dan, hayata tutunmak için yeni sebepler arayan diğer mahalle sakinlerine kadar her bir karakter, okura aslında yalnız olmadığını fısıldıyor. Yazar, sürekli daha fazlasını ve daha hızlısını talep eden modern çalışma kültürünü hiç yargılamadan ama oldukça incelikli bir dille sorguluyor. Hayat telaşı içinde kendimizi nasıl unuttuğumuzu, “Çoğu zaman başkalarını düşünmekten asıl kendimizi düşünemez hale geliyorduk,” cümlesiyle usulca yüzümüze vuruyor. Başarının ve mutluluğun toplumun dayattığı gibi tek bir tanımı
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Reklam
Reklam