Kaybettiğimiz şey insanlığımız mı, farkındalığımız mı?
8/10
·184 syf.··
2026 541. kitabı
Sinan Canan ile ilk kez bir akşam tartışma programında beyin ve evrim üzerine yaptığı konuşmalar sayesinde tanıştım. Bir biyolog olarak evrim teorisi ile İslamiyet’in birbirini zorunlu olarak dışlamadığını, aksine farklı sorulara cevap arayan iki ayrı alan olarak değerlendirilebileceğini gerekçeleriyle anlatması dikkatimi çekmişti. O güne kadar bu konuda genellikle keskin kutuplar içinde yapılan tartışmalar dinlemişken, onun daha sakin, bilimsel ve açıklayıcı yaklaşımını farklı buldum. Daha sonra kurucuları arasında yer aldığı nBeyin çalışmalarını, televizyon programlarını ve YouTube’da yayımlanan içeriklerini takip etmeye başladım. Sinan Canan’ın en beğendiğim yönlerinden biri, bilimi yalnızca akademik çevrelerin anlayabileceği bir dilde anlatmaması. Beyin, davranış, evrim, öğrenme ve insan doğası gibi karmaşık konuları günlük hayatla ilişkilendirerek sunabilmesi, anlattıklarını daha anlaşılır ve düşündürücü hâle getiriyor. İFA: İnsanın Fabrika Ayarları kitabı da tam olarak bu yaklaşımın bir yansıması. Kitap boyunca insanın aslında modern dünyanın ürettiği birçok sorunla, biyolojik geçmişi arasındaki uyumsuzluk nedeniyle mücadele ettiğini görüyoruz. Sinan Canan’a göre insanı anlamanın yolu yalnızca bugüne bakmaktan değil, onu milyonlarca yıllık geçmişiyle birlikte değerlendirmekten geçiyor. Bu nedenle kitap kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında insanın biyolojisini, psikolojisini ve davranışlarını anlamaya yönelik bilimsel bir yolculuk sunuyor. Kitapta en çok hoşuma giden nokta, insanı kusurlarıyla birlikte ele alması oldu. Dikkat dağınıklığımızı, korkularımızı, erteleme alışkanlığımızı ya da mutluluk arayışımızı yalnızca irade eksikliğiyle açıklamıyor. Bunların önemli bir kısmının, atalarımızdan miras kalan sistemlerin günümüz dünyasına uyum sağlamakta
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları - 1. KitapSinan Canan · Tuti Kitap · 20195,4bin okunma
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Hal Dünü Bitmez Doğunun 1- Coğrafya kaderdir dedi İbn-i Haldun yalnız yetmedi. Bu sözün yirmi birinci yüzyıl da devamını şöyle yazdım etik ahlakın devamı hal dünü devam ettiren bir bilinç olarak; ✓ Coğrafyanın kader olduğu kadar, o coğrafya üzerinde yaşayanlar da o coğrafyanın kaderidir. Örneğin doğal kaynak zengini ortadoğu coğrafya olarak kader mi? Yoksa doğal kaynaklarını birkaç soyguncuya şahsi çıkara satılarak göz yumanlar bu kan bataklığı coğrafya için nedir? Örneğin Anadolu üzerinde ki planları olan yine ortadoğu bağlantılı soyguncu soykırımcı yayılmacı haçlı batının emellerini gerçekleştirmesine engel Türk yeryüzünün kaderi değil mi? 2- Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer demiş İbn-i Haldun. ✓✓ İşte yeryüzünde bilim ve teknolojiyi bizden çalarak ve kötüye kullanarak gücü ele geçiren barbar batı doğunun kadim etik ahlak anlayışı geçmişini bu çağda kanlı soyguncu doğal kaynak ve yaşam hırsızlığı yaparken yerli işbirlikçileri ile birlikte suçüstü edilerek yakalandı ve etik ahlak anlayışı geçmişi gelecek refah için uyandırdı. 3- İnsanı açlık öldürmez, alıştığı tokluk öldürür dedi İbn-i Haldun. ✓✓✓ Aç bırak, muhtaç et, biat ettir ve karnının gurultusunu unuttur, her yönden fanatik kitleler üret, işbirlikçi olanı besle, olmayanı dışla. Ya benden yana olacaksınız ya da benden yana değilseniz yok olacaksınız anlayışını dayat. İnsanı ilkesizlik ve onursuzluk öldürür. Karın topluluğuna genel yararı şahsi çıkara satan ahlaksızlık o toplumu çürütür. Hiç yabancı gelmiyor değil mi? 4- İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni şeyler atmazsanız kendi kendini örgütür. ✓✓✓✓ On yaşında çocukken yaşadığım bir olay sonrası kendime verdiğim bir söz yönümü, yolumu ve yöntemi çizdi. İnsanlık yararına büyük bir hedefi gerçekleştirmek için ilk
Hayata Dair
Mukaddimeİbn-i Haldun · Gece Kitaplığı · 20231,734 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ebru Asya / Sessiz Taşıyıcılar
10/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Uzun yıllardır engelli sorunları başta olmak üzere toplumsal konularda kaleme almış olduğum yazılarımla yerel gazete ile haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Yazmış olduğum yazıları aynı zamanda edebiyat sitelerinde de paylaşırım. Yıllarca engelsiz bir Türkiye ve engelsiz bir Malatya yaratılabilmesi amacıyla birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz can dostum Yücel Doğanşahin’in, 3 Mayıs 2021 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrılmıştı. Onun hatırasını yaşatmak adına Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabı çıkarmıştım. Çıkardığım kitabın geliriyle iki okulun kütüphanesine destekte bulunmuş ve bu konuyla ilgili de “Her kitaplık bir hapishane kapatır.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Kaleme almış olduğum yazım 9 Ocak 2023 tarihinde hem Edebiyat Defterinde hem de başka bir edebiyat sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçilmişti. Aynı gün şiir başlığında ise “Rıh” adlı şiiri ile “Günün Şiiri” olarak seçilen Ebru Asya olmuştu. Onunla tanışmamız tesadüfen gelişen bu olay nedeniyle olmuştu. Güne gelen yazımı görüp okuduğunda etkilenmiş ve kütüphane projesine destek vermek amacıyla yorum yazarak benimle iletişime geçmişti. Onun adını ilk kez bu sayede duymuş oldum. Benim yazım ile onun şiiri aynı gün seçilmeseydi yollarımız muhtemelen hiç kesişmeyecekti. Okullarda oluşturacağım kütüphane için yolladığı kitaplardan sonra da 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız depremin ardından herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığımızı merak ederek aramış, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarak kötü günlerin dostu olduğunu da göstermiş olmuştu. O günden bugüne kadar da bayram, yeni yıl gibi özel günlerde iletişimde bulunan Ebru Asya, vefanın en güzel örneğini göstermeye devam etti. Ayrıca, can dostum Yücel Doğanşahin’in anısına çıkarmış olduğum Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabı için de güzel
Kitap Alıntısı
Sessiz TaşıyıcılarEbru Asya · Mythos Kitap · 20263 okunma
10/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 138. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:03
Merhaba sevgili kitap dostlarım, Bugün sizlere geçmişten günümüze uzanan, tarihi atmosferiyle beni etkileyen ve kadın olmanın gücünü iliklerime kadar hissettiren bir kitaptan bahsedeceğim. Hikâye, 1877 yılında İstanbul'da başlıyor. Dürüst ve çalışkan bir devlet memuru olan Müştak Bey'in Antakya'ya atanmasıyla ailesinin hayatı tamamen değişiyor. Yeni bir şehir, yeni insanlar ve yeni başlangıçlar derken Müberra'nın yolu Reyhanlı aşiretinden Salih Ağa ile kesişiyor. Kısa sürede filizlenen bu aşk, evlilikle taçlanıyor ve ikili kendilerine sıcacık bir yuva kuruyor. Ancak hayat onlar için her zaman mutluluk getirmiyor. İlk çocukları Firkat'ın kaybı, Müberra ve Salih'in hayatında derin yaralar açıyor. Yaşadıkları acıya rağmen birbirlerine tutunmayı başarıyor ve ikinci çocukları İrtah'ın dünyaya gelişiyle yeniden umut buluyorlar. Kitabın asıl dikkat çekici kısmı ise İrtah'ın hikâyesiyle başlıyor. Yaşıtlarından farklı düşünen, cesur, zeki ve güçlü bir karakter olan İrtah; toplumun kalıplarına sığmayan yapısıyla yalnızlığa itilse de pes etmiyor. Özellikle babası Salih Ağa ile olan bağı ve kartal eğitimi sahneleri kitabın en etkileyici bölümlerindendi. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki siyasi karışıklıklar, eşkıya baskınları ve değişen düzen karakterlerin hayatını derinden etkiliyor. Bir yandan tarihi olaylara tanıklık ederken diğer yandan güçlü kadın karakterlerin ayakta kalma mücadelesini okuyoruz. Bu kitapta en sevdiğim şey; tarihî olayların kuru bir anlatımla değil, karakterlerin yaşamları üzerinden aktarılması oldu. Müberra'nın fedakârlığı, İrtah'ın gücü ve Salih Ağa'nın ailesine olan bağlılığı hikâyeyi unutulmaz kılıyor. Tarihî kurgu, aile bağları, aşk, kayıp ve güçlü kadın karakterler okumayı seviyorsanız bu kitaba mutlaka şans vermelisiniz. Siz bu kitabı
Kartallı Kadın 1Nida Ömeroğlu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20261 okunma
10/10
·256 syf.··
2026 31. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 05:25
Eser şu soruları sorar • Insan özgürlük olmadan mutlu olabilir mi? • Düzen mi daha degerlidir, özgürlük ü? • Aşk insanı neden değiştirir? • İnsanı insan yapan şey akıl mı, ruh mu? Sembolik olarak İntegral: * Aklın ve matematiğin mutlak egemenliğini, * Bireyselliğin yok edilmesini, * Devletin insan üzerindeki tam kontrolünü, * “Mutluluk için özgürlüğün feda edilmesi” fikrini temsil eder. Roman, D-503’ün tuttuğu bir tür günlükten oluşur. Ancak bu günlük sıradan bir insanın duygu ve düşüncelerini anlattığı bir günlük değildir. D-503, bu metinleri İntegral’in gelecekte ulaşacağı uygarlıklara Tek Devlet’i tanıtmak amacıyla yazmaktadır. Tek Devlet her şeyi formüllere indirmek ister. Ama insan ruhunda her zaman bir “X”, yani hesaplanamayan bir taraf vardır. Biz romanındaki başlıca karakterler şunlardır: D-503 * Romanın anlatıcısıdır. * İntegral uzay gemisinin baş mühendisidir. * Başlangıçta Tek Devlet’in düzenine gönülden bağlıdır. * Roman boyunca büyük bir iç dönüşüm yaşar. I-330 * Gizemli, cesur ve sıra dışı bir kadındır. * D-503’ün hayatını altüst eder. * Kurallara meydan okur ve özgürlüğü temsil eder. O-90
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · Can Yayınları · 202311,9bin okunma
10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:27
Loretta Graziano Breuning’in Mutlu Beyin kitabı, mutluluğun dış koşullardan çok beynimizin ürettiği dört temel kimyasalla bağlantılı olduğunu anlatır: dopamin, serotonin, oksitosin ve endorfin. Yazar, bu kimyasalların kalıcı değil, belirli durumlarda kısa süreli olarak salgılandığını ve insanların bunları sağlıklı alışkanlıklarla artırabileceğini savunur. Dört mutluluk kimyasalı 1. Dopamin (Başarma ve ödül duygusu) Bir hedefe yaklaştığımızda veya bir başarı elde ettiğimizde salgılanır. Küçük hedefler koyup bunlara ulaşmak dopamini artırır. 2. Serotonin (Değerli ve güçlü hissetme duygusu) Saygı gördüğümüzde, katkıda bulunduğumuzu hissettiğimizde yükselir. Geçmiş başarıları hatırlamak ve öz güven geliştirmek serotoninle ilişkilidir. 3. Oksitosin (Güven ve bağ kurma duygusu) İnsanlarla samimi ilişkiler kurduğumuzda, güven verdiğimizde ve destek gördüğümüzde salgılanır. 4. Endorfin (Rahatlama ve ağrıyı azaltma duygusu) Egzersiz, kahkaha ve bazı fiziksel aktiviteler sırasında salgılanarak kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Kitabın ana mesajı, mutluluğun sürekli bir durum olmadığıdır. Beynimiz bu kimyasalları kısa süreli ödüller olarak üretir. Bu nedenle gerçek “kurtuluş”, sürekli mutluluk aramak değil; dopamin, serotonin, oksitosin ve endorfini destekleyen alışkanlıkları düzenli olarak hayatımıza yerleştirmektir. Böylece kişi dış şartlara tamamen bağımlı olmadan daha dengeli, güçlü ve tatmin edici bir yaşam kurabilir.
Mutlu BeyinLoretta Graziano Breuning · Aganta Kitap · 20171,132 okunma