(Bu inceleme yaklaşık 3 dakikalık bir okuma süresi gerektirir.)
Oscar Wilde (1854-1900), İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair. 19. Yüzyıl Viktorya döneminin en renkli, en zeki ve en çok tartışılan edebi figürlerinden biridir. Keskin zekâsı ve epigramlarıyla tanınan yazar, Aestheticism (estetizm) akımının en önde gelen savunucusudur. Wilde çok derin bir gözlemcidir ve Viktorya dönemi İngiltere’sinin katı ahlakçılığını, sınıf ayrımını ve ikiyüzlülüğünü acımasızca eleştirmiştir. Mutlu Prens ve diğer masallarında, bu eleştiriyi "merhamet" ve "fedakârlık" üzerinden daha yumuşak ama etkili bir dille yapar:
I.Yüzeysel Değerler Mutlu Prens heykeli, tüm şehri yukarıdan görebileceği bir sütunun üstünde durduğu için şehrin hem ihtişamını hem de sefaletini aynı anda görebilmektedir. Bu durum ilahi bakış açısını simgelerken; Mutlu Prens heykelinin dış görünüşü –vücudunu kaplayan altın yapraklar, gözlerindeki safirler ve kılıcındaki yakut- toplumun değer algısını temsil eder. İnsanlar heykeli sadece bu mücevherleri varken beğenir. Bu, Viktorya döneminin materyalist yapısını ve insanın değerinin sadece sahip olduklarıyla ölçülmesini simgeler.
II.Yüzeysel ve Geçici Aşk Kırlangıç’ın öykünün başında bir sazlığa aşık olması, olgunlaşmamış ve fiziksel çekime dayalı aşkı simgeler. Sazlık durağandır, derinliği yoktur ve Kırlangıç’la gerçek bir bağ kuramaz. Wilde burada, Kırlangıç’ın Prens ile kuracağı ruhsal ve fedakâr bağ ile bu yüzeysel heves arasındaki zıtlığı vurgular. Prens’in Kırlangıç’a karşı hisleri, yazarın kendisini (his sexual orientation) bağlama dâhil etme biçimidir.
III.Hedonizm ve Kaçış Kırlangıç’ın ısrarla gitmek istediği Mısır (Piramitler, Nil Nehri, Güneş) estetizmi, keyfi, sanatı ve dünyevi zevkleri