Puan vermedi·168 syf.··
2024 10. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 16:47
Mutlu olmak için tasarlanmış canlılar değiliz. Mutluluk, doğru ve kendi doğasında yaşanabilen anların bize verdiği bir işarettir. Arayışımız, mutluluğun ötesinde "tatmin dolu bir yaşam" olduğunda, mutluluktan çok daha doyurucu bir şeyi deneyimleme şansımız olur. Bu hal, "yaşamdan tatmin" hissetme hali yahut eskilerin "mutmain olmak" dedikleri durumdur. Gerçekten yaşamaya başlamanın yolu; maddi bedenin ötesinde, acıları ve sevinçleri ile her bir anında "tatmin" hissedilen bir yaşam anlayışından geçer.
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 3. KitapSinan Canan · Tuti Kitap · 20202,076 okunma
10/10
·112 syf.··
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 12:44
Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun. Kitap incelemesine gelince; Mustafa Çelik bu eserinde, modern cahiliyenin insanı dönüştürdüğü en tehlikeli yapıyı, yani "Resmi İdeolojinin Ücretli Köleliğini" deşifre ediyor. Yazarın ortaya koyduğu memur/köle tipolojisi, rızık endişesini imanının önüne geçirerek tağuti sistemlerin çarklarını döndüren kitlelerin hazin bir tasviridir. Müslüman için hüküm koyucu da, rızık veren de yalnızca Allah Azze ve Celle'dir. Ancak modern sistemler, insanı "ekmek parası" ve "düzenim bozulmasın" vaatleriyle zihnen ve amelen köleleştirir. İslam insanı kula kulluktan kurtarmaya gelmişken, resmi ideolojiler tek tip, sorgulamayan kurşun askerler yetiştirir. Akidevi uyanışı diri tutmak, rızkı sistemden değil Er-Rezzâk olan Allah’tan beklemek ve amelleri yalnızca O’nun rızasına hasretmek adına, her muvahhidin neyle kuşatıldığını görmesi için okuması gereken sarsıcı bir muhasebe kitabı. İnsanları tağutların ve şirk sistemlerinin önünde diz çöktüren, onları resmi ideolojilerin uysal birer ücretli kölesi haline getiren asıl sebep; Allah'a olan itimatlarının sarsılması ve rızık korkusunun imanlarının önüne geçmesidir. Unutulmamalıdır ki, rızık endişesi köleliğin kapısıdır. Resmi ideolojiler, sadece bedenleri değil, asıl olarak zihinleri ipotek altına almak ister. Eğitim çarklarından geçirilerek tek tipleştirilen, sorgulamayan ve sistemin bekçiliğini yapan memur, aslında efendisinin lütfedeceği maaşa mahkum edilmiş modern bir köleden başkası değildir. Bir Müslim hem Allah’ın indirdiği hükümlere inandığını iddia edip, hem de sabah mesaisinde tağuti bir ideolojinin ilkelerine sadakat yemini edemez. İslam, hayatın her alanında tavizsiz bir tevhidi duruş ister; resmi ideolojinin gölgesinde amel edilemez." Hakiki hürriyet, yalnızca
Din
Resmi İdeolojinin Ücretli KöleleriMustafa Çelik · Misak Yayınları · 19971 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Kalp" Bir Kelime Değil, Bir Menzildir
Puan vermedi·328 syf.··
2026 8. kitabı
·
78 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 12:16
İskender Pala’nın Kalp kitabı için aslında ansiklopedik bilgilerin Anadolu’nun samimi, yerel diliyle yeniden harmanlanmış hali diyebiliriz. Bu topraklarda kalbin adı tek değildir; kimi zaman cesur bir yürek, kimi zaman da incecik bir gönül olur. Yazarın ipeksi anlatımı Anadolu’nun hüzünlü coğrafyasıyla birleşince, ortaya gerçekten seyretmeye doyulmaz edebi bir manzara çıkmış. ​Kitapta alışık olduğumuz türden bir olay örgüsü yok belki ama her sayfası buram buram Anadolu kokuyor. Tasavvuftan türkülere, şiirlerden kadim hikâyelere kadar her satır, uygarlığa beşiklik etmiş bu toprakların diliyle bize sesleniyor. Türkülerle bu ruhu anlatmak gerekirse; Neşet Ertaş’ın "Gönül Dağı"nda yağan yağmur ve boran, İbrahim Erkal’ın "Gönül nazlı bir şey ister" diyerek hatırlattığı naif bekleyiş ve Erkan Oğur’un sesiyle süzülen Karacaoğlan’ın "Gönül gurbet ele varma, ya gelinir ya gelinmez" uyarısı, kalbin bu topraklardaki hikâyesini en saf haliyle özetliyor. ​Bu noktada akıllara şu soru gelir: "Aşkla âbad olmak varken neden aşk bizi berbad etsin?" İşte kitapta sıklıkla geçen masiva kavramı, yani fani olandan baki olana yönelme sancısı tam burada düğümlenir. Aşkın bizi "berbat" etmesi aslında bir yıkım değil; kalbin içindeki geçici heveslerden ve fani bağlardan arınma sürecidir. Gönül ancak bu dünyevi meşgalelerden temizlendiğinde hakiki bir inşaya, yani "âbad" olmaya hazır hale gelir. ​Nihayetinde İskender Pala, Anadolu’nun bu köklü bilgeliğini ve tasavvufi derinliğini şu kutlu hakikatle mühürler: "Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur." Gönül ne kadar nazlı olursa olsun, sonunda huzuru bulacağı tek liman fani olandan geçip baki olana sığınmaktır. Kalp İskender Pala menzilde buluşmak dileğiyle.
Kalpİskender Pala · Turkuvaz Kitap · 20195,5bin okunma
Puan vermedi
Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İKİNCİ BAB Bu İkinci Bab, "Elhamdü lillâh" hakkındadır. İkinci Bab ile tâbir edilen şu risalecikte "Elhamdü lillâh" cümlesini insanlara dedirten imanın sonsuz fayda ve nurlarından, yalnız dokuz tane beyan edilecektir. Birinci nokta: Evvelâ iki şey ihtar edilecektir. 1. Felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. 2. Bütün mahlûkatla alâkadar ve herşeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisini abluka eden şeylerle lâfzan ve mânen görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye hilkaten mecbur olan insanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır. İnsan, mezkûr iki gözlüğü gözüne takmakla, mezkûr cihetlerde bulunan mahlûkatı, ahvâli görebilir. Sağ cihet: Bu cihetten maksat, geçmiş zamandır. Binaenaleyh, felsefe gözlüğü ile sağ cihete bakıldığı zaman, mâzi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, meyusiyete maruz kaldığında şüphe yoktur. Fakat iman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da, nuranî bir âleme girmek için kazılan yeraltı tünelleri şeklinde telâkki edilecektir. Demek imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itmi’nan, inşirah, binlerce "Elhamdü lillâh" dedirten bir nimettir. 649 / 655 Sol cihet: Yani, gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, zulümatlı, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir. Fakat iman gözlüğüyle
Din
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20115,7bin okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Prof. Dr. Kemal Sayar'ın katılmış olduğu bir ramazan programında tavsiyesi üzerine bahsi geçince hemen aldım. Akşam başladım. Az evvel bitti. İslam'ı arayıp bulanların tecrübelerini okumak bana her zaman şifa ve ufuk açıcı olmuştur. Bu kitap da öyle oldu. Muhakkak okunmalı mı? Evet. Okuması akıcı ve tatlı bir deneyim. Mevlana, Muhammed İkbal odağında bir söyleşi yapılıyor yazarla ve sorular da harika ve yerinde. İyi ki okudum. Üzerimde güzel bir intiba var. İslâm'da kadının miras ve şahitlik meselesine dair sorulara ilk kez mantıklı yanıtları burada buldum ve kalbim mutmain oldu. Mevlana'dan Mesnevi okuyorum aynı zamanda 5.ciltteyim. Ve hiç bir arama yapmadan sadece güzel bir isim referans gösterdi diye içeriği hakkında bilgi edilmeden sipariş vermiştim. Ve Mevlana ile ve diğer okuduğum kitaplarla da kesişen bir okuma oldu ve "Kitaplar da kaderle okunur."diyen şaire bir kez daha saygı duydum. "Biz derya içre balıklarız ve deryanın farkında değiliz?” Ama bu deryaya başka denizlerden yol ala ala gelenler deryamızın(İslamiyet'in) güzelliğinin farkındalar. İlgili olanlara bir güzel öneri olsun dostlar.
İslam'ın GüleryüzüEva de Vitray-Meyerovitch · Sufi Kitap · 2020182 okunma
7/10
·200 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 15:21
#KitapYorum #Tartıcı #AhmetUğur #AlminaKitap #MustafaGür Hikâye 200Sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Almina Kitap Yayınları'ndan çıkan, Ahmet Uğur'a ait "TARTICI" isimli hikâye kitabını tanıtmaya çalışacağım. Şu sıralar değişik hikâye kitaplarıyla sık sık tanışıyorum. İyi de oluyor. Uzun soluklu romanlar ve diğer türlerden sonra öykülerde buluşmak dinginliğimi, huzurumu, bakış açımın derinliğini desteklerken; ruhumdaki çiçek desenlerini de özverli bir bahçevanın özenli bakımına teslim etmiş oluyorum. Budanması gereken eksik yanlarımın yerine yeni, taze fidanlara bırakmanın ayrıcalığını, güvenini ve güzelliğini yaşıyorum bir nevi. Belki de sıkılmadan küçük bir bahçede dolaşmanın iç ferahlığını yudumluyorum. Her öyküyle farklı tatlara bulaşan zihnim, aç midenin doygunluğa ulaşması gibi mutmain bir kalple günün sonuna eriyorum. Tüm bu hislerle kolkola yürüdüğüm "TARTICI" kitabı içimdeki çiçeklerin renklerini, kokularını, dokularını duyumsamamı sağladı. Her hikâye yeni bir sabaha uyanmanın heyecanı gibiydi... Kâh, neşe, kâh hüzün, bazen iç çekiş, çokça ümit, özlem, kadın figüründeki serzeniş, ölüm, ayrılık, dostluk, vicdan yükü, karamsar bir bulutun can çekişen ihtirası, aile bağları, gençliğin ilk çağları, sorumluluk, iç hezeyanlar ve daha cümle duyguyla sohbet ettik yer yer... "BEN KUKİ" hikâyesinde Kukinin sahibi Sulhiyle çok güzel bir eve konuk oldum. Kukinin gözünden insanların iyi ve kötü yaşamlarını fabl tekniğiyle anlatışına tanıklık ettim, bende kalan duygulara sarıldım. Tahsin ve Serpille Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Cunda ilçelerinde dolaştık. Güneşin ve denizin tadını çıkardık. İlginç insanlar tanıdık. Bir karabatak ve martı dostuğunu sessizce bir bankta izledim konuşmalarını dinledim. Hidayetle bir gece İstanbulda depreme yakalandık. Mucize kurtulduk.
TartıcıAhmet Uğur · Almina Yayınları · 20241 okunma