Ey insan! Senin nokta-i istinadın ancak ve ancak ALLAH'a olan imandır. Ruhuna, vicdanına nokta-i istimdad ise ancak âhirete olan imandır. Binaenaleyh bu her iki noktadan haberi olmayan bir insanın kalbi, ruhu tevahhuş eder; vicdanı daima muazzeb olur. Lâkin birinci noktaya istinad ve ikincisinden de istimdad eden adam kalben ve ruhen pekçok zevk ve lezzetleri, ünsiyetleri hisseder ki; hem müteselli, hem vicdanı mutmain olur.
Şualar (RNK) - 753
Vakitlerden bir belirlenmiş vakitte
Bir'den atıldık bu yaban diyara
Ey zamana hükmü geçen, hakikatin sahibi
Biz ki sen kadar yakındık sana, sendik senden ziyade
Düişe kalka, bata çıka geçerken senden geldiğimiz yoldan
Acıdı, kanadı, daraldıkça daraldı içimizdeki can kuşu, koptukça senden
Halden hale yoğur, yandıkça durult bizi
Kuşat bizi, şefkatinle sarıp sarmala
Üfle en acıyan yerimize yeniden ruhundan, bizi başa döndür
Bize sırrını göster, hakikatin ilmini kavrat
Aç, arala idrak perdelerini, zerredeki küllü yakalat
Mutmain kılarak genişlet kalbimizi, bir inşirahla karanlıktan sonraki aydınlığı hissettir
Sar yaramızı, merhem de sensin, hekim de
Düşünce Okullaşmadan Siyasal Güç Elde Edilemez
Müslümanlar, bugün Ayrı yapıları içerisinde faaliyet göstermektedir ve bir türlü 'Vahdet'e ulaşamamaktadır.
Bunun Asli nedeni de yine düşüncenin okullaşamamasıdır.
Zira her grup ve cemaat, kendi dışındaki grup veya cemaatlerde (haklı olarak) eksiklik bulduğu için birlik bir türlü sağlanamamaktadır.
Bu birligi ise ancak otorite düzeyindeki alimler sağlar.
Çünkü çekişen gruplar arasındaki tartışmaları bitiren şey, yüksek düzeyli ilimdir.
Itaatin temelinde de bu yatar.
Insanlar, kalpleri mutmain olmadıkça, bir dava ugrunda bütün varlıklarını orta ya koyamazlar.
Belki başka nedenlerle bağlılıkları devam eder.
Ancak bu sahici bir bağlılık değildir.
"inananlar üstündür" Ayetini de aynı çerçevede Anlamak gerekir.
Müminlerin bütün potansiyellerini ortaya çıkaracak şey, kesinlikle, ilm ve hakikat temeline dayalı imandır. Insan, ancak "hak yolda" malım ve canını feda eder.
Batil dinler ve ideolojilerde de durum bun dan farklı değildir.
Onların bağlıları da kendi dinlerinin veya ideolojilerinin 'hak' olduğuna inandıkları için, o davaların 'ta nıklığını yapar ve o yolda hayatlarını feda ederler.
Dolayısıyla kalbin mutmain olması, her başarının ilk şartıdır.
Vahdetin asli şartı da yine budur.
Düşünce okullaştığında, vahdet ve itaat sorunu çözülmüş olacaktır.
İnsan ayakta durduğu sürece kendisine güvenir. Kendisine güven duymanın yolu ayakta durmaktır o halde. Sen, güzelim, aşık olamazsın bu yüzden ama hiçbir bilgi yeterli de değil. İnsan kalbi ne ile mutmain olur? Bilgiyle mi? ... Anlamla mı?